İş dünyasında son trend Gökçeada... Yapılaşma izni olmayan adada arazi alanlara Ahu Aysal ve Ali Ağaoğlu’ndan sonra Mustafa Erdoğan da eklendi

Girişimci olmak başka bir şey... Girişimcilerin diğer insanlardan daha farklı bir düşünce sistemi var. Hepimizin yaptığı sıradan şeyleri yaparken, bir yeri gezerken, bir yemeğin tadına bakarken, bir çiçeği koklarken bile akıllarının bir yerinde hep girişim fikri oluyor. Lüks turizmin patroniçesi Ahu Aysal, Gökçeada’ya uçak olduğunu duyunca, “Gideyim orayı da gezeyim bu yaz” demiş. Malum Papua Yeni Gine, Alaska, Sibirya Ekspresi, Kenya, gezer kendisi sürekli... Yakında da uzayı görecek. Aysal, “Bayıldım adaya. Hemen müdürleri çağırdım. ‘Atlayın gelin’ dedim. Beğendiğim adanın güneyindeki koyda da satılık arazi çıkmasın mı, hemen aldım” diyor. Ahu Aysal’la Milliyet için yaptığım röportajda neler öğrenmedim ki... Meğer Ali Ağaoğlu da adadan 500 dönüm yer almış. Ali Bey, biz sizi Diyarbakır’da sanıyorduk!

Mustafa Erdoğan turizme giriyor
Bildiğiniz gibi Gökçeada askeri bölge sayıldığından yapılaşma izni yok. Ancak zamanın gerçekleri içinde imar izni bir gün çıkacaktır. Zaten Ahu Aysal da, “Çok sevdim aldım. Ben yapamazsam çocuklarım, torunlarım yapar. Çok güzel bir koy. Eminim ki orada çok güzel şeyler yapılacak. İzin çıkana kadar bekleyeceğim. Zaten bugün çıkmasa çocuklarım için faydalı olacak. Çocuklarım yapar çıktığında. Ali Ağaoğlu, 500 bin dönüm almış. Çok güzel paralar yatırmış oraya” diyor.

Ahu Aysal’la sohbetten Anadolu Ateşi’nin kurucusu Mustafa Erdoğan’ın turizm sektörüne gireceğini öğrendim. Aysal, “Adada rüzgar rahatsız etmeden püfür püfür esiyor. Rutubet ve nem yok. Herkes bayılmış. Bir yamaç var, 30-40 dönümlük, denize kadar iniyor. O yamacı Mustafa Erdoğan almış mesela. Büyük turizm tesisleri yapmayı düşünüyormuş. Gökçeada dünyanın 5 harikası arasındaymış” bilgisini veriyor.

“Arap terlikle lobiye iniyor ama para onda”
Söz turizme gelmişken Aysal’a en bonkör müşterinin hangi ülkeden olduğunu sordum. “Tabii ki Araplar. Garsona da bol bahşiş veriyor. İstediğini yaptırıyor. Araba da kiralıyor. Ünlü kuaförleri otele çağırıyor. Banyo terlikleriyle aşağı inse de ki bunu çok sık yapıyorlar, parası var diye de ses çıkaramıyorsun!” dedi.

“Turizmde çok yıldız yanlış”
St. Tropez sahillerinde havlunun dahi parayla satıldığını anlatan Ahu Aysal, turizmle ilgili çarpıcı bir analiz de yapıyor: “Biz turizmde doldur boşalt yapıyoruz. En büyük yanlış bu... Değerini vermiyoruz. Türkiye’nin her köşesi ayrı güzel. Demre’de Saint Nicholas yatıyor. Dünyada her yıl noel kutlanıyor. Ayol, adamın mezarı burada! Bunun değerini bilmiyoruz. Bir de çok ucuz veriyoruz, ucuzlatmamamız lazım. Ama 1.5 yıldır İstanbul’a çok iyi para harcayan turist geliyor.

Güney sahillerine daha başlamadı. Oraya gelenler nerede kaldıklarının bile daha farkında değiller. Bir de çok yıldızlı, çok pahalı oteller yaptık. O da yanlış, Paris’te mesela üç yıldızdan fazla otel yoktur. Bizde 5+2, granitler, mermerler, kristal avizeler, bilmem neler. Öyle olunca bir süre sonra kuaför dahile dönüyor. Olmaz çünkü, yürümez. O parayı çıkarmak için her şey dahil diyor sonra. Bu Türk halkına da yanlış. Çünkü gelen turisti dışarıya da yollayabilmeliyiz. Dışarıda restoranda da yemeli, taksiye de binmeli. Esnafın da kazanması lazım turistten, bunu becerebilmemiz gerekir.”

RİTZ-CARLTON’UN BOYACISI YOU-TUBE’A DÜŞTÜ!
Firmalar, tanıtım faaliyetleri için sosyal medyayı her geçen gün daha fazla ve etkili kullanıyor. Bunlardan biri de Ritz-Carlton... Dünyanın farklı yerlerindeki otellerinde, buralarda çalışanların rol aldığı filmler çeken zincir, bu filmleri You-tube’a koymuş. Türkiye’deki Ritz-Carlton filminde de otelin ayakkabı boyacısı rol almış. Son derece yaratıcı. Ama film sayesinde ayakkabı boyacısına teklifler gelirse otel kendisine yeni bir çalışan aramak zorunda kalabilir!