Yaban mersini ekip, ‘altın’ topluyorlar

10 Ocak 2021

Bursa, Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde tarım ve turizm atağına kalktı. İki dönümlük tarlasına belediyenin verdiği yaban mersini fidanlarını eken çiftçi ikinci yıldan itibaren 100 bin liralık hasat yapıyor

Bursa, 70’li yıllardan sonra hızla sanayileşmiş bir şehrimiz. İstanbul’la bağı öteden beri güçlüydü ama Osmangazi Köprüsü iki şehir arasındaki mesafeyi 1.5 saate indirince komşu kapısı oldu. Şimdi hızlı tren de Bursa’ya bağlanacak, cazibesi iyiden iyiye artacak. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı
Alinur Aktaş, şehrin hızlı büyümesinin yol açtığı sorunları dengelemek için de sanayi büyümesinin yanına tarım ve turizmi koymak istediklerini söylüyor. 

Alım garantili

Türkiye’de, sanayileşen toplumların tarımdan uzak durduğu yönünde yanlış bir algı olduğunu söyleyen Alinur Aktaş şöyle konuşuyor: “Biz, Bursa’da havza bazlı üretim yaptırmanın derdindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımıza anlattık. TOBB’un temel atma töreninde, masasına ahududu ve yaban mersini dolu iki kâse koyduk. Bana, “Bunlarla senin en işin var?” diye sordu. Belediyemizin iştiraki Tarım A.Ş toprak analizleri, tohum, fidan dağıtımı yapıyor. Mesela buğdayın atası, siyez buğdayının orijinalini ürettiriyoruz. Alım garantili BESAŞ ekmeği 1.5 liradan satarken, siyezli ekmeği 8 liradan satıyor. İnanın talebe yetişemiyoruz.”

Marka oldu 

Çiftçinin iki dönüm yaban mersini tarlasında ikinci yıldan itibaren 100 bin TL para kazandığını söyleyen Başkan Aktaş tarım projelerini şöyle anlatıyor: “Ahududu, yaban mersini, lavanta, gojibery gibi üzümsü meyveler son yıllarda çok popüler. Yıllık 200 bin fide dağıtımı yapıyorduk, bunu 1 milyona çıkardık. Yüzde 50’si hibe, kalanını 1 ve 2 yıl vadeyle geri ödüyorlar. Siyah incir, deveci armudu, zeytin, yaban mersini, ahududu ihracatta ön plana çıkan ürünlerimiz. İznik’te kivi üretiyoruz, siyah incir, Black Bursa markasıyla, Londra’da marketlerde satılıyor. Geçen sene Bursa’nın tarım ihracatı toplam 248 milyon dolardı. Bu sene 300 milyon dolara yaklaştı.”

Yazının devamı...

Milyonlar inovasyona koştu

27 Aralık 2020

Bu yıl pandemi nedeniyle fiziki buluşmanın yanı sıra sanal ortamdan da katılımın sağlandığı İnovasyon Haftası, milyonlarca kişiye ulaştı. İnovasyon alanında farkındalığın bu derece artmasının, katma değerli ihracatı hızlandırması bekleniyor

İnovasyon, yani yenilikçilik son yılların gözde kavramı olsa da asıl önemini pandemi sürecinde gösterdi. Kuşkusuz, hayatın alışılagelmiş seyrinde de yenilikler yapılarak kolaylıklara, rahatlıklara kapılar açmak mümkün ancak bir virüsün koskoca dünyayı esir alması gibi bir durumda inovasyon bir nevi cankurtaran oluyor. 

Pandemide hayatımızı kolaylaştıran teknolojilerinden biri olan Zoom mesela… Hepimizin yeni ofisi oldu adeta. Toplantılarımızı orada yapıyor, dünyaya oradan bağlanıyoruz. Dokuz ay önce varlığından dahi haberdar olmadığımız şirket bir anda Wall Street’in en değerli şirketlerinden biri haline geldi. Şirketler için de ülkeler için de inovasyonu kapsamayan bir büyüme modeli artık mümkün değil.   

Türkiye’de de 100 bin ihracatçıyı temsil eden Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) inovasyon kültürünü yaygınlaştırmaya, özellikle gençlere bu ruhu aşılamaya çalışıyor. Bu anlamda inovatif projeleri de ödüllendirdikleri İnovasyon Haftası ile toplumda farkındalık yaratılması amaçlanıyor.

İlgi çok yoğundu

TİM’in, Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile Cumhurbaşkanlığı himayesinde 2012 yılından bu yana düzenlediği Türkiye İnovasyon Haftası bu yıl pandemi nedeniyle online yapıldı. İnovasyon ekosisteminin büyük buluşmasıyla ilgili detayları, çevrimiçi toplantıda biz medya temsilcileriyle paylaşan TİM Başkanı İsmail Gülle şunları söyledi: “Bu yıl da ilgi o kadar yoğundu ki, firmalarımızın ve gençlerimizin dört gözle beklediği haftayı ertelemeyi bir an olsun düşünmedik. Pandemi koşullarına titizlikle riayet ederek, çekimlerimizi 15 günde tamamladık. Böylesi zor günlerde akademisyeniyle, ihracatçısıyla, girişimcisiyle, medyasıyla kenetlenerek, İlk Sanal İnovasyon Haftası’nı milyonlara ulaştırdık.”

Yükselişin anahtarı

Teknolojiyi tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir Türkiye’nin artık var olduğuna vurgu yapan Gülle, şöyle devam etti: 

Yazının devamı...

Görünmez kahraman jet gibi yetişti

20 Aralık 2020

Pandemide vazgeçilmezimiz haline gelen maskeler ile hijyen ürünlerinin ana hammaddelerini üreten STAR Rafineri, görünmez bir kahraman gibi çalışıyor. Jet yakıtı üretim kapasitesini, salgından koruyan ürünlerin hammaddesine yönlendiren STAR Rafineri sayesinde nihai ürün üreticileri hiç sıkıntı çekmedi Korona döneminde yanınızdan hiç ayırmadığınız şeyin ne olduğunu sorsam büyük çoğunluğunuz buna ‘maske’ yanıtını verir diye tahmin ediyorum. Yüzümüzde maske, çantamızda maske; evlerimizde sabun tüketimi ne kadar arttı değil mi? İşte bu ürünlerin hepsinin hammaddesi petrokimya... Sadece bu mu? Hani pandemi döneminde eve sokmadan önce iyice yıkadığınız ambalajlar, cep telefonunuzun plastik kısımları, otomobilinizin iç döşemesine ve mekanik aksamına kadar önemli bir bölümü, bunun dışında boya, inşaat, tarım, elektrik, elektronik, tekstil, ilaç, deterjan, kozmetik gibi çok sayıda sektörün de hammaddesi petrokimya.



‘Önce sağlık’ dedi 

Aliağa’da, STAR Rafineri’den aldığı hammaddeyle faaliyetlerini sürdüren Petkim, pandemi nedeniyle son dönemde iç talebe ağırlık vermiş ve kesintisiz üretime devam etmiş. Üretimde önceliği de tıbbi malzemelerin üretiminde kullanılan hammaddeler oluşturmuş.

SOCAR Türkiye’nin Aliağa’daki iki dev tesisi Petkim ve STAR Rafineri, entegre bir şekilde çalışmanın avantajını da yaşıyor. Yani, STAR Rafineri’ye gelen ham petrol işlenip nafta, motorin, jet yakıtı, reformat gibi ürünlere dönüştürülürken, bu ürünler arasında yer alan naftanın tamamı Petkim’e veriliyor. Nafta, Petkim’in ana hammaddesini oluşturuyor. Bütün bu döngünün sonunda da hayatın her alanında kullandığımız ürünler ortaya çıkıyor. 

Yazının devamı...

Dijital Kovid pasaportu geliyor

13 Aralık 2020

Büyük teknoloji şirketleri, insanların koronaya karşı aşılı olduklarını gösteren bir dijital pasaport üzerinde çalışıyor. Kovid pasaportu olmayanın uçağa binemeyeceği, kimi ülkelere giremeyeceği bir dönem başlıyor

Korona tünelinde ışık göründü. Aşı, en iyimser öngörülerden dahi daha hızla bulundu. Çin aşısı, bize bu hafta geliyor. Aralık sonu gibi de aşılamaların başlaması bekleniyor. Bugünlerde herkes birbirine aşı olup, olmayacağını soruyor. Türkiye’de aşı karşıtı bir hava hâkim, çoğunluğun aşıya sıcak bakmadığı biliniyor. Amerika’da, “Aşı yaptırırım” diyenlerin oranı yüzde 62’lerde iken, bizde bu oranın yüzde 25’lerde olduğu söyleniyor. Biz faniler böyle derin bir kararsızlığa gark olmuşken, görünen o ki aşı dünyanın her yerinde zorunlu olacak! Biz dünyalılar da o aşıyı paşa paşa olmak zorunda kalacağız. Amerika ve İngiltere’den ilk sinyaller gelmeye başladı bile. Aşı sayısının yeterli olduğu bu ülkelerde yapmayanı markete bile sokmayacaklar, görürüz hep birlikte!

Amerika rüya olabilir

Neden mi böyle düşünüyorum? ABD’de birkaç endüstri aşılar etrafında iş planları geliştirmeye başladı bile. IBM gibi büyük teknoloji şirketleri çeşitli havayolları ve market zincirleriyle ‘Kovid pasaportları’ üzerinde çalışıyor şu anda. Pasaport dedikleri şey, bir nevi aşı karnesi. Ancak bu karneler dijital olacak. Aşı olanlara bir karne verecekler. Bu karneyi gösterip aşı olduğunu kanıtlayanlar uçaklara binebilecekler. İlkbahardan sonra Amerika’ya aşısız girilmeyeceğini dahi duydum geçenlerde.

Uçmak için şart

Uluslararası hava taşımacılığı birliği (IATA) seyahat edenler için dijital aşı pasaportunu çıkartma konusunda son aşamada olduklarını açıkladı. Açıklamalarından, IATA TRAVEL PASS olarak adlandırılan sağlık belgesinde yolcunun aşı durumları kovid testlerine kadar tüm bilgilerinin olacağı ve bunun sınır yetkilileri ve havayollarıyla paylaşılacağını öğreniyoruz.

Her kapıyı açacak

Yazının devamı...

Ormanda internet, odada çorba, gün boyu atölye, konser

6 Aralık 2020

Bu salgının bir ruhu var! O ruhu anlayıp hayatını, işini buna göre düzenleyeni teğet geçiyor. Bu, bireyler için de işletmeler için de böyle... Gelin, sizi bu ruhu anlamış bir yere götüreyimTüm dünyayı etkisi altına alan ve şu sıralar Avrupa’dan sonra Türkiye’de de ikinci dalgası hissedilen koronavirüs salgını yeni önlemler alınmasına neden oldu. Konaklama tesisleri de bu önlemlerden nasibini aldı. Peki, kısıtlar çerçevesinde otellerde hayat nasıl? 

Bölgede turizm yatırımlarını öncülüğünü yapan ve yeni açtıkları 270 odalı NG Sapanca Enjoy ile bugünlerde kendisinden söz ettiren NG Sapanca’nın Başkanı Hediye Güral Gür ile buluşmamızda bunları konuştuk. 



Kaliteli zaman

Gördüm ki, kısıtlarla da turizm hizmeti gayet güzel hem verilebilir hem de alınabilir. “Uzaktan çalışıyorum” dedim mesela… “İsterseniz odanızda, isterseniz de otelden uzakta, ormanda çalışabilirsiniz, internet ağımız çok güçlü” karşılığını verdi. “Eskiden ne güzel gece çorbaları içerdik” dedim. “Şimdi de içebilirsiniz. Her türlü yiyeceği, 24 saat odanıza getiririz” dedi. Hijyen, sosyal mesafe sağlayan düzenlemeleri tek tek saymıyorum. Ama şunu söylemeden geçmeyeyim, salgın koşullarının etkisiyle daha kaliteli zaman geçirmek mümkün! Gün boyu farklı meraklara hitap eden atölyeler düzenleniyor, İstanbul’da çıktıkları mekânlar kapanan çok iyi müzik grupları gece 22.00’ye kadar müzik yapıyor.

Yazının devamı...

Barış yolunun ilk durağı

29 Kasım 2020

Yarışı tarif eden bu sözler, Mustafa V. Koç Spor Ödülü’nün bu yılki sahibi, milli sporcu İbrahim Çolak’a ait. Çolak mottosu ile ‘fair play’ tutkunu Mustafa Koç’a da selam gönderiyor

Spor, kazanmaktan ya da rekor kırmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bunu efsanevi futbolcu Maradona’nın ölümünün ardından sadece ülkesi Arjantin’den ve yıllarca top koşturduğu İtalya’dan değil, dünyanın dört bir yanındaki insanların kalplerinden gelen elveda mesajlarında görüyoruz.  Bu duygular içindeyken yapılan bir tören, sporun birleştirici gücünün altını bir kez daha çizdi. Sporcu, yönetici ve destekçi olarak spora büyük katkılarda bulunmuş Mustafa Koç’un anısını ve spor alanındaki vizyonunu yaşatmak amacıyla Koç Holding ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) iş birliğiyle düzenlenen “Mustafa V. Koç Spor Ödülü” dördüncü kez sahibini buldu. Bu yıl ödüle, 2019 Dünya Artistik Jimnastik Şampiyonası’nda altın madalya kazanarak bu alanda Türkiye’nin ilk dünya şampiyonu olan, 2017 yılında Avustralya Dünya Kupası’nda yaptığı hareketle “The Colak” hareketini dünya jimnastik literatürüne yazdıran, Tokyo’da düzenlenecek 2020 Yaz Olimpiyat Oyunları’nda ülkemizi temsil edecek olan milli sporcumuz İbrahim Çolak layık görüldü. 

İyi bir gelecek 

Koç Holding’in Youtube kanalında gerçekleştirilen törende 25 yaşındaki milli sporcu İbrahim Çolak’a toplam 250 bin TL’lik maddi ödülün yanı sıra, Koç logosunun da mimarı olan dünyaca ünlü tasarımcı Ivan Chermayeff’in tasarladığı ödül verildi.

Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Mustafa V. Koç Spor Ödülü Jüri Başkanı Caroline Koç, küresel salgın nedeniyle töreni bu yıl dijital ortamda gerçekleştirdiklerini aktarırken, “Küresel salgında, eskiden yalnızca bir film senaryosu olabileceğini düşündüğümüz gelişmelere tanık oluyoruz. Bu kritik süreçte hepimiz, hayatımızı ve sevdiklerimizi kaybetme korkusuyla neredeyse tüm yaşantımızı ve alışkanlıklarımızı gözden geçirdik. Bu dönemde herkesin biraz daha iç sesini dinlediği ve önceliklerini tekrar belirlediği kanaatindeyim. Bunun da bir sonucu olarak artık hepimizin, daha iyi bir dünya için çok daha fazla çaba sarf edeceğini ve bunu mümkün kılacak değerleri hayatının merkezine alacağını düşünüyorum. Tıpkı Mustafa gibi... Mustafa da savunucusu olduğu değerlerin ışığında, daha gelişmiş bir toplum ve daha iyi bir gelecek motivasyonuyla pek çok sosyal girişimi sahiplenmiş bir insandı. İşte bu nedenle Mustafa, bugün, sadece başarılı bir iş insanı olarak değil, ne mutlu ki iyi bir insan olarak hatırlanıyor” dedi. 

“Mustafa V. Koç Spor Ödülü”ne, 2019 Dünya Artistik Jimnastik Şampiyonası’nda altın madalya kazanan milli sporcumuz İbrahim Çolak layık görüldü. Caroline Koç, “Hepimizin, daha iyi bir dünya için çok daha fazla çaba sarf edeceğini ve bunu mümkün kılacak değerleri hayatının merkezine alacağını düşünüyorum. Tıpkı Mustafa gibi...”dedi.

Olimpik değerler

Yazının devamı...