Milliyet’in satışıyla ilgili merak edilenleri bizzat Yıldırım Demirören’e sordum. Yıldırım Bey, dinamik ve özellikle gençlerin elinden düşürmek istemeyeceği kaliteli bir gazete istiyor. Milliyet’i eski şaşaalı günlerine kavuşturmayı hayal ediyor

Hepimiz yaşımız ilerlediğinde hem fiziksel hem de ruhsal olarak çocukluğumuzdaki masumiyeti özlüyoruz. Dünyayı henüz anlayamadığımız, insanoğlunu yeterince tanımadığımız o günlere geri dönmek istiyoruz. Fakat bir yandan da o günlerin çaresizliğini hatırlıyoruz. Olayların tamamen bizim kontrolümüzün dışında geliştiği, neredeyse hiçbir yaptırım gücümüzün olmadığı ve büyüklerin dünyasındaki çaresizliğimize geri dönmek istemiyoruz. Kimsesizler yurdunda yaşayan çocukların bu çaresizliği daha yoğun yaşadığını düşünüyorum. Onlar, büyüdüklerinde belki de bu günlere bir daha hiç geri dönmek istemeyecek. Beşiktaş Kadın, Aile ve Çocuk İstişare Heyeti Başkanı Revna Demirören, telefonda, “Çocuk Esirgeme Kurumu’ndaki çocuklara, tebessümle hatırlayacakları bir 23 Nisan kutlaması yapmak için çok çabaladık. Senin de Berkay’la (yeğenim) birlikte bizimle olmanı istiyorum” dediğinde aklımdan bunlar geçti ister istemez.

Bin çocuk, bu şenliği unutmayacak

Geçen hafta sonu Kemer Golf & Country Club’da düzenlenen ve Revna Hanım’ın gelenekselleştirmek istediği şenlik için dev oyun alanları kuruldu. O gün, Çocuk Esirgeme Kurumu ve çeşitli yardım kuruluşlarından partiye gelen minikler çok eğlendi gerçekten. 600’ü Esirgeme Kurumu’ndan olmak üzere bine yakın çocuk, bayramın tadını tam anlamıyla çıkardı. Her çocuğa yetecek kadar hediye vardı, dev oyun pakları kurulmuştu, hiçbir çocuk oyuna katılmak için sıra beklemek zorunda kalmadı. Yemeğinden oyuncağına, aktivitelere her detayın düşünüldüğü etkinlikte Revna Demirören’i aile üyeleri de yalnız bırakmadı. Heyecan içindeki Revna Hanım, sürekli servis araçlarını arayıp Çocuk Esirgeme’den gelecek çocukların şenlik alanına ulaşmasının neden geciktiğini soruyordu. Trafikti sorun tabii... Nitekim çocuklar sırayla sabah saatlerinden itibaren alana girmeye başladı. Revna Hanım, bir ara küçük oğlu Cemal’i bile unuttu. Cemal’in Berkay’la oyuna daldığını görünce rahatladı, yemeklere bakmaya gitti bu kez. Revna Hanım’ın bu koşuşturması karşısında suçluluk duyup, Yasemin Yalçın’la birlikte kahvelerimizi bırakıp biz de çalışmaya başladık. Hiçbir detayın unutulmadığı bu şenlik, eminim ki Çocuk Esirgeme’den gelen çocukların aklına hep hatırlamak isteyecekleri güzel bir anı olarak yerleşecek.

“Maslak ya da Kavacık’a taşınacağız”

Revna Hanım konukları için de masa hazırlatmıştı, beni Yıldırım Demirören’in yanına oturttu. Hal hatır faslından sonra fırsatı hiç kaçırmadan doğrudan konuya girdim; “Yeni patronumuz, bizi Kavacık’a taşıyacak mı?” Yıldırım Bey, İkitelli binasında kalmamızın doğru olmayacağını söylerken, “Maslak veya Kavacık’a taşıyacağız. Maslak’ta da yer bakıyorum” diye de ekledi. Herkesin cevabını merak ettiği soruları sormaya devam ettim. Yıldırım Bey, gazetenin yönetiminde, bizzat işin içinde bulunacakmış. Tam o anda yanımıza kızı Yelda Demirören geldi. Yıldırım Bey’e, Tülin Demirören’le Tülay Ulusoy’un öpüp koklamaya doyamadığı torunları Yelda Demirören’in gazeteciliğe merakı olup olmadığını sordum, “Hem de nasıl, gazeteciliği çok seviyor, gazeteci olmak istiyor. Erdoğan’ın da (oğlu) merakı var ama o spora da düşkün. Kazanması çok zor olan madalyalar aldı. Tayvan’da yapılan turnuvada en iyi performans gösteren buz hokeyi oyuncusu seçildi” diye cevapladı sorumu.

Satışı nasıl gizli tutabildiler?

Peki Demirören’in aklında nasıl bir Milliyet var? Kaliteli, dinamik ve özellikle gençlerin elinden düşürmek istemeyeceği bir gazete yapmak istiyor Yıldırım Bey. Milliyet’i eski şaşaalı günlerine kavuşturma hayali var. Bana, “Gazeteyi sizler yapıyorsunuz. Hep birlikte takım olarak heyecanla çalıştığımızda Milliyet gibi bir marka için bu uzak bir hedef değil. Gazetenin asıl sahibi sizlersiniz, işi siz yapacaksınız, okurların takdir ettiği kaliteli ve saygın bir gazete çıkaracaksınız, biz de bunun için size ortam sağlayacağız” dedi.
Milliyet’in başka gruplarla görüşmesi sürerken Demirören ismi birçok kişi için süpriz olmuştu. Demirören’e satışı nasıl bu kadar gizli tutabildiklerini de sordum. Üç haftalık bir geçmişi varmış ailenin satışa dahil olmasının. Üç hafta önce Milliyet’in kurucusu Ali Naci Karacan’ın torunu, yani diğer yeni patronumuz Ali Karacan, Demirören’in kapısını çalıp ilgilerinin olup olmayacağını sormuş. Bu teklif aile içinde müzaakere edilmiş, herkesin sıcak bakmasıyla talip olunmuş. Yıldırım Bey, halinden çok memnun görünüyordu. Umarım yeni dönem Demirören ve Karacan Aileleri gibi, gözbebeğimiz ve yuvamız Milliyet için de hayırlı olur.

Yıldırım Demirören’le Milliyet sohbeti

Beşiktaş Kadın, Aile ve Çocuk İstişare Heyeti Başkanı Revna Demirören, Çocuk Esirgeme Kurumu’ndaki miniklere, tebessümle hatırlayacakları 23 Nisan kutlaması yaşatmak için çok çabaladı. Ben de yeğenimle birlikte kutlamaya katıldım.