Yavaş yavaş kabul etmek zorundayız. Bir yaz daha bitiyor. Artık son denize bırakılan hevesler, Instagram’a konan son güneşli, denizli selfie’ler, denize karşı son gün batımları bunlar. Ve elbette denize sıfır son konserler, festivaller...

Hafta sonu ben de yaza afilli bir veda için Babylon Çeşme’deki Soundgarden Festivali’ndeydim. Bu festivale ilk kez birkaç yıl önce Teoman’ın veda konseri için gelmiştim. Bir yaz akşam üzeri Teoman duygusal bir mektup yazıp çat diye müziği bırakınca, önceden anlaşmış olduğu tek konser kalmıştı elimizde. İşte o zaman tanışmıştık bu şahane festivalle.

YAZA ÇESME’DE SOUNDGARDEN’LA VEDA

Teoman birkaç zaman sonra müziğe döndü, Çeşme’deki Soundgarden Festivali de yıllar içinde aldı yürüdü. Bu yıl Doritos’un ev sahipliğinde daha da serpilip güzelleştiğine şahit olduğumuz organizasyona yine ilgi büyüktü. Sattas’tan Kabus Kerim’e, Riff Cohen’den Ceza’ya pek eğlenceli bir kadroyu buluşturan tek günlük festival, bünyeye yazın son parmak balını çalıp bizi tatlı yaz hatıralarımızla baş başa bırakıverdi. Farklı tarzlarda işlerinin ehli DJ’lerin performanslarıyla kısık ateşte pişmeye başlayan festival, Türkiye’nin en eğlenceli reggae grubu Sattas’ın performansıyla güneşe teslim gövdeleri ayağa kaldırdı. Gecenin yıldızı ülkemizde de çok sevilen İsrail asıllı sanatçı Riff Cohen oldu. Dünya gözüyle sahnede izlemeyi heyecanla beklediğim Cohen’le bu festival sayesinde kavuştuk. Sahnede pek tatlı görünen Cohen, şarkılarıyla içimizi ısıttı. Uzun zamandır ortalarda olmayan Ceza’yı da yeni albümü ‘Suspus’la izlemek bu festivale kısmet oldu. Ceza, gümbür gümbür yeni şarkıları ve performansıyla Çeşme’de demir leblebi etkisi yarattı.

RIFF COHEN’LE AYAKÜSTÜ SOHBET

Riff Cohen’i konser sonrası kuliste yakaladım. Yorgun olmasına rağmen beni kırmadı, hem birlikte bir fotoğraf çektirdik, hem de ayaküstü üç beş kelam ettik. Cohen’den müjde; yeni
albümü ‘A La Menthe’ haftaya Türkiye’de de çıkıyor. YAZA ÇESME’DE SOUNDGARDEN’LA VEDA
‘Dans Mon Quartier’ şarkınız Türkiye’de çok sevildi. Bunu ‘Survivor All Star’ yarışmasına ve Simge’ye borçluyuz. Türkiye’de böyle bir popülerlik bekliyor muydunuz?
Aslına bakarsınız beklemiyordum. Albümüm Türkiye’de çıkalı 3 yıl oluyor. O şarkının bir video klibi bile yoktu. Türkiye’de bu kadar popüler olduğuna önce inanamadım. Bana mucizelerin gerçekten var olduğunu kanıtladı.
Bu şarkıya neden bir video klip çekmediniz?
Ah, sormayın. Müzik sektöründen fikirlerine güvendiğim bazı insanlar, bu şarkının büyük hit olabileceğini söylemişlerdi. İtiraf ediyorum ben yoğunluktan o klibi çekemedim.
Simge’nin söylediği Türkçe versiyonu ‘Miş Miş’i nasıl buldunuz?
Çok sevdim. Simge’yle mesajlaşıyoruz zaten. O bana gökten bir hediye oldu. Onun başarısı benim için de çok önemli. Onun sayesinde şarkım hiç ulaşamayacağım bir kitleye de ulaşmış oldu. Ülkenizde daha popüler oldum.
Türk kültürüne ve müziğine ne kadar hakimsiniz? Biz sizi, kendimize pek yakın hissettik de...
Ben de öyle hissediyorum. Fransa’da ve Paris’te geçirdiğim onca yıldan sonra Türkiye bana ikinci evim gibi geldi. Yıllar sonra benim kadar ateşli insanlarla tanıştığım için çok mutluyum.
Yeni albümünüz için çok az kaldı diye biliyorum. Ne zaman çıkıyor? Nasıl bir albüm geliyor?
O zaman size güzel haberi vereyim. Yeni albüm haftaya dünya ile aynı anda Türkiye’de de çıkmış olacak. Çok heyecanlıyım yeni şarkılarımı bekletmeden size ulaştıracağım için. Albümün adı ‘A la Menthe.’ 8 şarkı var. Bu arada 6 Eylül’de de Bursa’da bir konserim olacak, beklerim.