Geçtiğimiz ay Dubai’ye giderken Akdeniz’i geçince karşılaştığım uçsuz bucaksız çölleri manidar bir şekilde izledim. Bol bol fotoğraf çektim. Çölün ortasında insanların hayatlarını idame ettirmek için inşa ettikleri sayısız seralar dikkatimi çekti.
Bill Mckibben’ın ‘Doğanın Sonu’ ve Jared Diamond’ın ‘Tüfek, Mikrop ve Çelik’ kitaplarında anlattıkları ile yüzleştim. Bir zamanlar yeşilliklerin, sık ağaçların bulunduğu alanlar çöl olur mu? Demek ki oluyormuş. Merhum Hayrettin Karaca’nın ‘Türkiye Çöl Olmasın’ kampanyasını sağır dinliyorduk belki ama şimdi gerçeklerle yüz yüzeyiz.
Zamanında Fatih Sultan Mehmet’in Kayseri’deki Sultan Sazlığı’ndan tatlı su kereviti getirttiğini (kayıtlarda ıstakoz yazıyor) öğrendik. Şimdi ne durumda Sultan Sazlığı? Aral gölü diye bir göl vardı? Saymakla bitmez kaybedilen değerli doğa nimetleri...

Tehlike kapıda!

Bayramını kutlamak için aradığım ASKİ Genel Müdürü değerli ve çalışkan bürokrat Erdoğan Öztürk’ü köyde susuz kalan vatandaşların imdadına yetişmiş halde buldum. “Süreyya Bey, Ankara merkezde sıkıntı yok ama civarlarda yer altı suları tükenmiş, tankerle takviye yapıyorum” dedi.
Ne yapmak lazım? Oturup sonumuzu mu bekleyeceğiz? Deniz suyunu tüketmeye mi başlayacağız? İkisi de değil tabii ki! “En geç en erkendir” sözünü çok kullanırım çünkü cuk oturuyor. Sakal tıraşı olurken elektrikli şarjlı makinelere geçmekten, bahçe sulamalarına ve araç yıkamalarına kadar her şeye dikkat edip tedbir almalıyız iş işten geçmeden.
Dünyadaki biyolojik değişimler bazen binlerce yıl alıyor ama eğer bu binlerce yılın sonuna gelindiyse bir dakikalık bir sürede değişim oluşabiliyor. O yüzden gece uyurken veya yarın ne olacağı bilinmez.

Sıfır atık

Dünyada kullanılan suyun yüzde 70’i tarımda sarf ediliyor. O nedenle tarımsal ürünlerde su tasarrufuna ağırlık vermek ilk sıralarda yapılması gereken. Tarımı iyileştirmemiz lazım. Pazarlarda akşamüzeri çöp kamyonlarına bırakılan atıklar kompost yapılmalı. Restoranlarda, askeri tesislerde, okullardaki mutfaklarda, toplu yemek üretimi yapan yemek fabrikalarındaki organik atıklar kompost makinası ile sürdürülebilir tarıma müthiş destek verebilir. Rejeneratif tarım yaramızı saracak, milyarlarca dolarlık gübre ithalatında ödenen dövizi tasarruf etmemizi sağlayacak.
Toprağın iyileştirilmesine, aşırı su sarfiyatını önlemeye yönelik olarak seferberlik mi ilan ederiz, nasıl yaparız? Ama ben hep şunu biliyorum ki sorun varsa çözüm mutlaka vardır, yeter ki çok geç kalmayalım! Bu projelere ilk startı Emine Erdoğan verdi. Kamu kurum ve kuruluşlarının öncü olması, Çevre Bakanlığı’nın baş aktör olması gerekir.

BAMYA KIZARTMASI

Malzemeler:
- 6 adet orta boy bamya
- 1 adet yumurta
- 1 kahve fincanı maden suyu
- 1 yemek kaşığı un
- Yarım litre su
- 1 su bardağı ayçiçek yağı
- Yeterince tuz

Hazırlanışı: Bir kabın içinde yumurta, un, maden suyu, tuz ve suyu karıştırın. Çırparak sulu hamur kıvamına getirin. Derin bir tavada yağı ısıtın. Bamyaları sosa bulayıpi iki dakika kızartın. Yoğurt sos ile servis yapın. Afiyet olsun.