Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ünlü bir lafı vardı: “Karanlığın en yoğun olduğu an, aydınlığa en yakın zamandır.”
Geçtiğimiz mart ayında koronavirüse ilk yakalananlardan biriyim. Hastaneye yattığım zaman Sağlık Bakanlığı’nın üçlü protokol ilaçları vardı. Deneme, yanılma, sınama yönteminden esinlenerek uygulanıyordu. Çünkü kimse bu hastalıkla ilgili bir şey bilmiyordu. Çok şükür acı çekmeden atlattım.
O dönem restoranlar kapanınca ve sokağa çıkma yasakları başlayınca herkesi panik sarmıştı. Bu kez durum öyle değil. Bağışıklık kazanan hasta sayısı çok fazla... İlaçlar etkili oluyor. Üstelik aşı da bulundu. Yani tünelin ucundaki ışık göründü. O nedenle bu yasakların uzun sürmeyeceği kanaatindeyim.

Beslenmeye dikkat!

Çember iyice daraldı, etrafımda pek çok insan bu hastalığa yakalanıp, atlattı. Virüs zayıf bulduğu bedenlerde daha etkili oluyor. O nedenle proteinli gıdalara ağırlık vermek gerekiyor. Hastalığı geçirenlerde protein
ağırlıklı beslenme daha önemli çünkü antikor oranı yüksek oluyor. Kemik suyu, kelle paça, balık çorbası gibi hem içimizi ısıtan hem de sayısız yararları kanıtlanmış çorbalara her gün bir öğünde yer vermenizi öneririm. Limon, sarımsak gibi doğal ilaçları da eksik etmemek gerekir.

Mekanlar açılmalı

1 Haziran tarihinden bu yana restoran müşterileri kurallara uymaya alışmıştı. Masada oturdukları insanlar belliydi. Lavaboya giderken bile maskesiz gitmiyorlardı. 10 dakikada bir mekan havalandırılıyordu. Çalışanların PCR testleri sürekli yapılıyor, bazı restoranlar Güvenli Turizm Sertifikası alıyordu. Sonra ne oldu da birdenbire bu karar alındı? Otobüslerde yolculuklar devam ederken, fabrikalarda kısıtlama yokken, ülkemizde hizmet sektörünün en yüksek oranda istihdam sağladığı alanlardan birisi büyük yara aldı! Elbette önce sağlık diyorum! Tedbir alarak normal yaşantımıza devam etmek gerekir bundan sonra.
İnsanların ekonomik olarak da yaşaması, ayakta kalması, gerekiyor. Çoğu işletme bu ikinci yasakla birlikte yoğun bakımdan çıkamayacak gibi görünüyor. Paket servisleri, restoranların günlük maliyetlerini kurtarmaya yeter mi? Önümüzdeki günler bunu gösterecek. Ama Güvenli Turizm Sertifikası olan restoranların öncelikle açılması gerekiyor ki yıllardır hijyen kurallarına uyan, ISO 22000 belgesine sahip ve Bilim Kurulu’nun tüm önerilerini birebir uygulayan restoranlar aynı kefeye konup cezalandırılmasın.

Üzerimizdeki karamsarlık bulutlarını dağıtalım... Normal hayatımıza döneceğimiz günler pek uzakta değil artık.

TARATOR SOSLU MEZGİT

Malzemeler:
- Yarım kg. mezgit - 1 su bardağı un
- 1 su bardağı zeytinyağı
- 3 dilim bayat ekmek içi
- 1 çay bardağı ceviz içi - 2 diş sarımsak - 1 limonun suyu
- Yarım çay bardağı su
- Yeterince tuz

YAPILIŞI: Bayat ekmek içi, ceviz içi, soyulmuş sarım-saklar, limon suyu, su ve tuzu mutfak robotunda karıştırıp tarator sos hazırlayın. Mezgitleri una bulayıp, kızgın zeytinyağında pişirdikten sonra servis tabağına alın. Sosla birlikte servis edin. Afiyet olsun.