Zamanı durdurmak olanaksız, nasıl da su gibi akıp gidiyor. Yine bir av yasağı dönemini geride bırakıp, sezonuna başladık. Bu yıl pandemi yasaklarından en çok memnun olan balıklardı. Engin derinliklerde balıkçıların tuzağına takılmadan koşturup durdular, ürediler. Bakalım sonuçları ne zaman belli olacak.

UMUTLU BAŞLANGIÇ



Her yıl balık sezonuna büyük nutuklarla başlıyoruz. Sonra da deniz efsanelerine sığınıyoruz. “Lüfer, palamatu kesti!”, “Palamut bol, hamsi yok!”, “Lüfer bol, hamsi yok!” gibi...

Bu söylemlerin hiçbiri gerçeği yansıtmıyor. Gerçek olan bir şey var: Balık stoklarımız azalıyor. Nedenleri; zamansız, usulsüz, aşırı avlanma ve deniz kirliliği...

Sardalye ilgisi

Balığa ilk çıkanlar palamut müjdesini verdiler. Çünkü geçtiğimiz yıl doya doya palamut yiyemedik. Çocukluğumda bir çift palamutu 25 kuruşa alıp, kiremitin içine sebzelerle yerleştirir, mahalle fırınına verirdik. Unutulmaz bir lezzetti! Birkaç yıl önce bilim insanları bizim burun kıvırıp attığımız palamutun, siyah kısımlarının çocuklarda boy uzamasında etkili olduğunu kanıtladılar.

Bu yıl, izlenimlerimde en çok mutlu olduğum konu, sardalyeye ilginin artması. Tabii ki bu ilgi fiyatını da artırıyor. Milli ve yerli balığımız sardalye, omega 3 yağ asitleri açısından zengin. Mangalda pişirilse de tadına doyum olmaz. Yıllardır Milliyet Cadde’de sardalye ile ilgili yazdığımız yazıların sonucunu almaktan çok mutluyum.

Su bütçesi

“Deniz kirliliği artıyor, Marmara bitti gibi!” gibi çok söylemler duyuyoruz ama hâlâ bu kaynaklar tükenmiyor. Nedeni ise ‘su bütçesi’ dediğimiz konuyla açıklanabilir. Doğa kendini temizliyor. Ege’den, Çanakkale Boğazı’nın altındaki akıntılarla (Anavasya) milyonlarca metreküp temiz su geliyor, kirli su üst akıntı (Katavasya) ile Ege’ye gidiyor. Istakoz, sinarit ve mercanın tekrar ortaya çıkması bu yüzden. Doğa bizim için çok çaba sarf ediyor. Bizi, bizden fazla düşünüyor.
Saroz Körfezi de kendini temizleme özelliğine sahip özel bir körfezimizdir. İspanya’nın en lezzetli kırmızı karidesi ‘gambas’ ise Marmara’dan ihraç ediliyor.
1 Eylül’de “Vira bismillah!” deyip, denizlere açıldık. 460 bin metrekare deniz, 178 bin metrekare akarsu göl, 5 bin 800 metrekare baraj alanımız var. Balıkçılığı organize olarak yaparsak, doğalgazdan sonraki müjdemiz olur. Çünkü denizlerimiz, en lezzetli balık, kalamar, ahtapot, midye gibi ürünleri emsalsiz kılıyor. Balıkçılıkta yeni bir sayfa açmanın tam zamanı! Belki de Balıkçılık Bakanlığı kurarak, yeni ufuklara açılmalı...
Bol balıklı, sağlıklı bir sezon diliyorum.