Kuleli Askeri Lisesi’nde öğrenciyken, kardeş okul olarak gördüğümüz Kandilli Kız Lisesi’nden arkadaşlarla, Çengelköy, Vaniköy, Kanlıca ve Üsküdar gibi semtlerde hep muhallebicilerde buluşurduk. İşler ciddiye sarmaya başlayınca, kararlar hep bu mekanlarda alınırdı ve en çok sütlü tatlılar tercih edilirdi.

Emirgan Sütiş

Avrupa Yakası’nda önünden geçmekten bile büyük keyif aldığım Sütiş, uzun yıllardır çizgisini hiç bozmadan kaliteli hizmet sunmaya devam ediyor.
Rusya’da fırın, pastane işiyle uğraşan dedeler, 1953 yılında Türkiye’ye göç eder ve aynı işi yapmaya başlarlar. O yıllardan beri her gün erken saatlerde işinin başına gelen Mevlüt Kocadağ, markanın yaratıcılarından. Oğulları Emre ve Esat da en büyük destekçileri…
Kendi mandıralarında manda ve inek sütünden yaptıkları tatlılarına burun kıvıracak bir damak düşünemiyorum. Satılan her ürünün tedarik safhası kontrol altında… “Kendi ürününü satamayan marka olamaz, geçici bir isim yapar” diyor Mevlüt Bey.
İyi bir oyunun son söze ihtiyacı yok zaten.

Sübye önemli

Sütlü tatlıların olmazsa olmazı sübyedir. FOX kanalı çekimleri için imalathanesinde önlüğü giyip bize püf noktalarını cömertçe anlatan Mevlüt Bey, gerçekten efsane bir isim. Tarihi taş değirmeninde sübyenin nasıl yapıldığını, gıda mühendisleri denetimindeki tertemiz yerde izlerken, hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını bir kez daha anladım.
Muhallebi Arapça’da süt anlamındaki ‘halib’ sözcüğünden gelir ve sütlü tatlı anlamındadır. Muhallebinin yanı sıra keşkül, kazandibi, tavuk göğsü ve su muhallebisini de sayabiliriz. Pudra şekeri ve gülsuyu dökülerek yenilen su muhallebisi damak çatlatan cinsten. Gençlerimiz başka ülkelerin sentetik tatlılarını kopyalaya-cağına, sütten yapılan sağlıklı ve lezzetli tatlılarımıza yönelseler çok zaman kazanacaklar.

Döneri de müthiş

Emirgan Sütiş’in dönerini anlatmadan geçemeyeceğim… Karayoluyla İstanbul’a giderken, hep öğle saatlerine denk getirir, Bayramoğlu’nda döner molası verirdik. Dönere özel ilgi duyan oğlum Koray, bu moladan çok hoşlanır. Ama inanın son yıllarda yediğim en lezzetli döner Emirgan Sütiş’teydi.
‘Ne yaparsan yap, en iyisini yap’ felsefesinin en güzel örneği Mevlüt
Kocadağ… Yeni yıla tatlı yazısıyla giriyoruz…
Ağzımızın tadı hiç bozulmasın, 2020 herkese sağlık, mutluluk, huzur ve bereket getirsin. Başka Türkiye yok, başka ülkede böyle lezzetler de yok!

BAL KABAĞI SARMA

Malzemeler:

- 1 dilim bal kabağı
- 1 su bardağı şerbet
- 3 yemek kaşığı boza
- 1 su bardağı irmik
- 3 su bardağı süt
- 2 paket vanilin
- 1 adet Trabzon hurması
- 1 su bardağı toz şeker
- 2 yemek kalığı labne peyniri

Yapılışı: İnce dilimlenmiş bal kabaklarını kaynar suda birkaç dakika bekletin. Soğuduktan sonra şerbetli suyun içine koyun. Tavada süt, irmik, vanilya ve toz şekeri, irmik sütünü çekene kadar çevirin. Soğuttuktan sonra labne peyniri ve bozayla iyice karıştırın. Bal kabaklarının arasına hazırladığınız tatlı karışımı ve hurma dilimlerini yerleştirip, rulo şeklinde sarın. Böğürtlen sosla servis edin. Afiyet olsun.