FRANSA’NIN KUTSAL ŞEHRi LE MONT ST. MICHEL

FRANSA’NIN KUTSAL ŞEHRi LE MONT ST. MICHEL


UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, Le Mont St. Michel, hayalet gibi yükselen manastırıyla küçük bir ada. Fransa’nın kuzeyinde, şiddetli gelgit ve rüzgarların vurduğu, 700’lü yıllardan kalan Le Mont St. Michel Manastırı, bin yıldan fazla süredir hıristiyanlar için kutsal hac yeri sayılıyor. Hâlâ Avrupa’nın çeşitli yerlerinden gelen hacılar, adanın etrafında dönerek, ziyaretlerini tamamlıyor



Yıllardır kısa hafta sonu tatilleri için “Mutlaka gitmeliyiz” dediğimiz yerlerden biri de Fransa’nın Normandiya bölgesinde yer alan Le Mont St. Michel’di. Fransa’yla ilgili kataloglara bakınca gözünüze çarpmış olabilir, hayalet gibi yükselen manastırıyla küçük bir ada, özellikle Normandiya bölgesinin simgesi. Aslında burası, 2. Dünya Savaşı sırasında çıkartmaların yapıldığı 600 kilometreyi aşan sahili, dimdik yükselen falezleri ve yemek kültürüyle de görülmeye değer bir bölge.
Bu seyahat ekibi, iki arkadaşımızın 50 yaş kutlaması olduğu için biraz kalabalık, 14 kişi iki Mercedes Vito ile seyahat edeceğiz. Organizatörümüz Cem Mergen ve Fransa’yı, Fransızları çok iyi tanıyan Ela Kısagün, çok uğraşmış ve restoranlar dahil tüm rezervasyonları yapmış durumdalar. Bize sadece her dakikasını keyifle yaşamak düşüyor.
Öğleden sonra saat 14.30 gibi ilk durağımız Etretat’a varıyoruz, şehri ve özellikle falezleri geziyoruz. Fotoğraf severler için her şey var, beyaz kayalıklar dimdik yükseliyor, ışık muhteşem. Etretat çok güzel, maket gibi bir şehir.

FRANSA’NIN KUTSAL ŞEHRi LE MONT ST. MICHEL

ROUEN; JEAN D’ARC’IN YAKILDIĞI KENT
Sabah Rouen’e varıyoruz. Fransa’nın en eski şehirlerinden biri, gotik tarzda inşa edilmiş Notre - Dame Kilisesi çok görkemli. Açık pazarını geziyoruz. Bu bölgenin kurutulmuş et çeşitleri, peynirleri, elma şarabı (cider) ve macaron denen bizim badem kurabiyesine benzer tatlısı meşhur, pazarda hepsini bulmak mümkün. Rengarenk macaron satan dükkanlar var, sırf kalori ama çekiciliğine dayanamayıp her renginden alıp deniyoruz. Bir haftalık rejim ve spor gidiyor tabii. Rouen aynı zamanda birçok ayaklanmaya, iç çatışmaya şahit olmuş, Jean d’Arc ın yakıldığı, Victor Hugo’nun eserlerinde bolca yer verdiği tarihi bir şehir.
Deuville’e, 2. Dünya Savaşı’nda Normandiya Çıkarması’nın yapıldığı şehre geliyoruz. Müzesi çok zengin, 2. Dünya Savaşı’yla ilgilenenler için tatmin edici, bu konuda Caen şehri de çok önemli, ama maalesef bizim programa sığdıramadık. Öğlen Honfleur’e varıyor ve rezervasyonu önceden yapılmış La Terrasse et l’Assiette Restorant’da enfes bir yemek yiyoruz. Lezzeti güzel, fiyatı da makul bir yer. (Kişi başı 25 - 35 euro)

BATMAN’İN ADASI
Önümüzde 190 kilometre, yaklaşık iki saat yol var. Fotoğraflarından bildiğimiz adayı görmek için sabırsızlanıyoruz. Hava hafif kapalı ve puslu, yaklaşırken gördüğümüz manzara gerçekten unutulmaz. Sislerin içinde küçücük bir ada ve dimdik yükselen bir manastır. Kendinizi sanki Batman’in şatosuna gelmiş gibi hissediyorsunuz, gerçek dışı bir yerdesiniz. Hava kararırken ancak varıyoruz, otelimiz La Croix Blanche’a. Adanın üzerinde, manastırın içinde, odalara çıkmak için aynen manastırın adada ani yükselmesi gibi dimdik ve dar merdivenlerden tırmanmak gerekiyor.
Otelin en doğru seçim olduğundan emin değilim, daha rahat ve adada olmayıp, karşı kıyıdan bu olağanüstü adaya bakan otel seçenekleri de var. Ama sadece 80 kişinin yaşadığı bir adada kalıyor olmak da güzel bir his.
En şık kıyafetlerimizi giyerek, 50 yaşına gelmiş arkadaşlarımızı kutlamak üzere, Le Mont St. Michel’e 47 kilometre uzaklıkta, rezervasyonu ve herkesin mönü seçimi İstanbul’dan yapılmış, bölgenin en güzel restoranına, Le Coquillage, Château Richeux’ye (3 Michelin yıldızlı) gidiyoruz. Aslında bir şato otel, yemek servisi birbirine geçişi olan birkaç odada veriliyor, sunum ve lezzet mükemmel. (Kişi başı 60 - 120 euro arası tutan mönüleri var.)
FRANSA’NIN KUTSAL ŞEHRi LE MONT ST. MICHEL

Granit bir mücevher gibi
UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, Le Mont St. Michel’i gezmek için bir tam günümüz var. Fransa’nın kuzeyinde, şiddetli gelgit ve rüzgarların vurduğu, 700’lü yıllardan kalan Le Mont St. Michel Manastırı, bin yıldan fazla süredir hıristiyanlar için kutsal hac yeri sayılıyor. Hâlâ Avrupa’nın çeşitli yerlerinden gelen hacılar, adanın etrafında dönerek, ziyaretlerini tamamlıyor. 8. yüzyılda Keltlerin cenazelerini gömdüğü ormanlık basit bir adacıkmış, manastırın yapımına 709 yılında başlanmış ve zaman içinde yeni binalar eklenmiş. Granit bir mücevher gibi, ince narin çan kuleleriyle göğe yükselen gotik üç katlı başyapıtın en tepesinde, keşişlerin inzivaya çekildiği muhteşem mermer işçiliğiyle yapılmış hücreler, yemekhane ve manastır kilisesi yer alıyor. İkinci kat başrahip, soylu konuklar ve şövalyeler için ayrılmış. Alt kattaki yardım bölümünde ise hacıların dertlerine derman bulunuyormuş.
Normandiya’yla Britanya sınırında yer alan manastır, kendisini çevreleyen koyun içerisinde meydana gelen gelgitler sırasında 14 metre alçalırken, deniz de manastırdan 15 kilometre uzaklaşıyor. Tersi dönemlerde ise adaya ulaşmak imkansız oluyor. Fransa’nın başka hiçbir yerinde bu denli büyüleyici gerçekleşmeyen gelgiti deneyimlemek isteyen bizim gibi turistlere manastırın papazları bu küçük adacıktan karşı kıyıya sürekli turlar düzenliyor.
Fransız Devrimi sırasında el konulan manastır binaları hapishaneye dönüştürülmüş. Victor Hugo’nun başını çektiği kitlesel bir protesto kampanyası sonucu 1874 yılında tarihi bir anıt olarak ilan edilen şehrin nüfusu 50’si din adamı olmak üzere 80 kişiden oluşuyor.
Ada omletiyle de meşhur. Eski çağlarda hacılara kolay ve ucuz yapılan yemek olarak verilirmiş, sonra bir gelenek haline gelmiş. Omleti en meşhur restoranı La Mére Poulard’da akşam yemeğimizi yiyoruz. Aslından yemekten ziyade bir gösteri seyrediyoruz. Daha restorana yaklaşırken ritmik çırpma sesleri duyuluyor, mutfağı en görünür yere almışlar ve yumurtayı törenle ve gösterişle çırpıyorlar. Omletin tadı ise beklentimizin çok altında kalıyor. (Kişi başı 20-30 euro)
Ve dönüş... Önümüzde 360 kilometre var. Doğal güzellikler, tarih ve yemekle dolu dolu bir tatilin daha sonu, darısı benzer seyahatlere.

FRANSA’NIN KUTSAL ŞEHRi LE MONT ST. MICHEL



LE MONT ST. MICHEL’DE KALINACAK EN İYİ 5 OTEL
1. Hotel Mercure Mont Saint Michel
2. Hotel Du Guesclin
3. Le Relais Saint - Michel
4. Auberge Saint - Pierre
5. Le Relais du Roy

FRANSA’NIN KUTSAL ŞEHRi LE MONT ST. MICHEL


NORMANDiYA BÖLGESiNDE EN BEĞENiLEN 10 RESTORAN
1. La Chaîne d’Or, Les Andelys: 18’inci yüzyıldan kalan bir mahzen. Tipik Fransız mutfağı, manzara çok iyi.
2. Manoir du Lys, Bagnoles-de-l’Orne: Franck Quinton isimli bir aşcısı var. Mantarı meşhur, hatta ‘mantarlı hafta sonu mönüleri’ organize ediyor.
3. Hôtel de la Marine, Barneville-Carteret: Kaz ciğeri, balık ve diğer deniz mahsulleri ile meşhur. Laurent Cesne adında tad konusunda yenilikleriyle ünlü bir aşcısı var.
4. Château de Sully, Bayeux: Üç Michelin yıldıza sahip. Ortam çok güzel, lezzetli ama çok pahalı.
5. Pavé d’Auge, Beuvron-en-Auge: Kaz ciğeri meşhur. Ortam güzel.
6. La Mère Poulard, Mont-St-Michel: 2003’te hizmete girmiş, omleti ile meşhur. Michel Bruneau ve eşi Françoise tarafından işletiliyor.
7. La Terrasse et l’Assiette, Honfleur: Rahat bir ortam. Gérard Bonnefoy ve eşi Anne-Marie tarafından işletiliyor. Füzyon bir mutfak diyebilirim.
8. La Ferme St-Siméon, Honfleur: Bir otel mutfağı, deniz ürünleri çok güzel.
9. Gill, Rouen: İki Michelin yıldıza sahip. Normandiya’nın en gurme restoranı olduğu söyleniyor. Kaz ciğeri çok meşhur.
10. Les Nymphéas, Rouen: Yazın çok iyiymiş, çok çeşitli bir balık mönüsü var.


AJANDA

MALİYET: Ambassador Hotel 45 euro/kişibaşı, La Croix Blanche Hotel: 90 euro/kişi başı, 14 kişilik grup için kişi başı araba kirası 35 euro, benzin ve otoyollar 10 euro, yemek 450 euro (ikisi özel 100 euro/kişi başı) Toplam: 720 euro / kişibaşı+uçak TUR?ŞİRKETİ: cem@ mergen-mergen.com


1. Gün: THY ile Paris, 10.35 varış. 220 kilometre yol (araba ile), 14.30 Etretat’a varış. Falezleri ve şehri gezme. Akşam The Ambassador Hotel’de konaklama.
2. Gün: Rouen (Jean D’Arc ın yakıldığı şehir) ve Deuville (Normandiya çıkarmasının yapıldığı yer) gezerek, Honfleur’e varış. (200 km.) Öğle yemeği sonrası Le Mont St. Michel’e varış. (200 km.) Akşam yemeği Le Coquillage, Château Richeux (Le Mont St. Michel’e 47 kilometre mesafede) La Croix Blanche’da konaklama.
3. Gün: Le Mont St. Michel serbest gün. Michelin 2 yıldızlı La Mère Poulard’da akşam yemeği, La Croix Blanche’da konaklama
4. Gün: Paris’e dönüş (360 kilometre 3.5 saat) 15.30’da THY ile İstanbul’a dönüş.