POWER FM DJ’İ ARKIN ÇELİK:‘Sıkıntı formatta değil yayındaki beceriksizdedir!’

Arkın Çelik Power FM’in sevilen seslerinden biri... Yıllardır aynı radyodan dinleyicilerine sesleniyor... 15 yaşında gelen bir teklifi değerlendirerek Antalya’da yerel bir radyo kanalında sadece İngilizce konuşabildiği için program yapmaya başlıyor ve 17 yaşında Türkiye’nin en önemli radyolarından biri Power FM’e başlıyor ve o gün bugündür hâlâ aynı radyoda... İstikrardan vazgeçmeyen bir isim Arkın Çelik, bu istikrarını işini sevmesine bağlıyor ve bunun sırrını “Hobisi karşılğında para verilen insan durumundayım” cümlesiyle anlatıyor... Radyoculuğun mutfağında birçok bölümde görev alıp bugünlere gelen Arkın Çelik radyoculuk hakkında açık açık konuştu ve birçok radyocunun format radyocularını ve radyolarını eleştirdiği dönemde “Evet ben bir format radyocusuyum” dedi. Hatta format radyoculuğunu eleştirenleri de şöyle yanıtladı: “Genellikle yayıncının bu tarz ile dinleyiciye bir şey vermediğinden dem vururlar ama sıkıntı burada formatta değil, yayındaki beceriksizdedir, bunu kimse söylemez... Herkes kendi kafasına göre müzik çalıp konuşsaydı, yine belli bir düzeni olanların “Format”ı daha çok dinlenecek ve tercih edilecekti, ama bu sadece bozuk hatta yanlış bir telaffuzla şarkı adı anons edip kulaklıktan gelen kendi sesine tapan bir yayıncının iyi iş yaptığı anlamına da gelmez... ” Uzun yıllar radyo sektöründe olan Çelik’ten radyocu olmayı kafasına koymuşlar için de öneri aldık. Öneri kısa fakat içi dolu cümlenin içine gizlenmişti: “Yazmak isteyen okuyacak, konuşmak isteyen dinleyecek ve kendini bilecek!” Arkın Çelik’i Power FM’den dinleyebilirsiniz...

POWER FM DJ’İ ARKIN ÇELİK:‘Sıkıntı formatta değil yayındaki beceriksizdedir’

* Radyoculuğa nasıl başladınız, hayaliniz miydi yoksa bir tesadüf mü?
Gelen teklifi değerlendirerek Antalya’nın yerel bir radyo kanalında sadece İngilizce konuştuğum bir program yapmaya başladığımda yaşım 15’ti... Kısa süre sonra bölgesel yayın yapan Ey FM’e transfer oldum ve tam bir yıl sonra, 17 yaşımda, İstanbul’da Power FM’deydim.

* Uzun yıllar aynı radyodan ses veriyorsunuz, radyoculuğun birçok alanında görev aldınız, 15 yıllık istikrarın ipuçlarını verir misiniz?
Yaptığım işi o kadar çok severek yapıyorum ki, hobisi karşılığında para verilen insan durumundayım. Koşulların zorluğundan, uzun saatler boyu ve hatta herkesin tatili sırasında çalışmaktan yılmayıp üstüne keyif aldım. İşimi iyi yapabilmek için kendimi her zaman gelişim ve değişime açık tutmaya çalıştım. Performansımla herkesten önce kendimi memnun edebilmek için çabaladım. Kendi doğrularımı bulana kadar çok araştırdım, okudum ve hâlâ pek çok konuyu detaylı araştırıyorum ve bilgi, teknolojinin sağladığı inanılmaz hızla yayılırken payıma düşeni kaçırmamaya uğraşıyorum. Hayatımın pek çok alanında da benzer bir istikrar gösterdiğimi düşünüyorum, bu sanırım biraz da kişilikle alakalı bir durum.

* Radyocular arasında ‘Format radyoculuğu’ kavramı sürekli tartışma konusuyken siz “Evet ben bir format radyocusuyum” diyorsunuz, bu konu hakkında neler söylersiniz?
Komedyen değilim, romantizm taklidi ile şiir okuyormuş gibi yapamam, çalıştığım radyonun yayın formatı ile büyüdüğüm için kimseyi dinleyip örnek almaya fırsat bulamadan, çoktan yıllardır kendimce iyi olanı zaten yapıyordum.
Format radyoculuğu denen kavramı eleştirenler genellikle yayıncının bu tarz ile dinleyiciye birşey vermediğinden dem vururlar ama sıkıntı burada formatta değil yayındaki beceriksizdedir, bunu kimse söylemez... Herkes kendi kafasına göre müzik çalıp konuşsaydı, yine belli bir düzeni olanların “Format”ı daha çok dinlenecek ve tercih edilecekti, ama bu sadece bozuk hatta yanlış bir telaffuzla şarkı adı anons edip kulaklıktan gelen kendi sesine tapan bir yayıncının iyi iş yaptığı anlamına da gelmez.

* Bunca yılın ardından birçok kişi sizden de bir şeyler öğrenmiştir, “Ben de radyocu olmak istiyorum” diyen birine ne gibi uyarılarda ve önerilerde bulunursunuz?
Yazmak isteyen okuyacak, konuşmak isteyen dinleyecek ve kendini bilecek. Taklit yeteneği iyidir ama kimse Elvis Presley taklidi yapan birine Elvis’e olduğu kadar hayran olamaz.

* Radyo dünyasında en çok neleri eleştiriyorsunuz?
Günümüz Türkiye’sinde azıcık da olsa beynini kullanabilen bir insan hayatında neyi eleştiriyorsa radyo sektöründe de aynı durumlar geçerli ama katlanamadığım en büyük şey cehalet, tembellik ve herhangi bir tür kalitesizliği savunan “dinleyici bunu istiyor” yaklaşımı. Dinleyici neyin iyi olduğunu bilmiyorsa göstermek dinletenin sorumluğundadır.

* Radyo programlarının dışında neler yapıyorsunuz?
Reklam ve video oyun dublajı. Brasilian Jiu Jitsu. Fotoğrafçılık ve video prodüksiyonu.

* Radyocunun bir zamanı var mıdır ya da bir yaşı sizce ne zamana kadar ses verilmeli?
Çıkan sese bağlı... Dinleyende uyandırılan hissi sağlayan tek kaynak ses olunca kalan 4 duyuyu hayal gücü besliyor. Ses iyi olduğu ve dinleyenleri etkilediği sürece herhangi bir yaş sınırı koymak bence olanaksız.

* Bundan sonraki hayatınızda radyoculuk ile ilgili hedefleriniz nelerdir?
Pek çok konuda olduğu üzere radyoculukta da yapmak istediklerimi zaten başardım. Tırmanılmayı bekleyen yeni bir Everest çıkana kadar kalitemi artırarak korumak tek hedefim.

* Şiir kitaplarınız da var... Radyodaki tarzınız farklı, başka bir program hazırlama hayaliniz oldu mu?
Hayal kurmama gerek yoktu, isteseydim zaten yapıyor ya da yapmış olurdum... İster kendi yazdığım olsun ister başkasının şiirleri, yayında şiir bana itici geliyor...
Kötü olduğunu düşündüğüm için değil, sadece benim zevkime hitap etmediği için. İlla ki farklı bir program hazırlamam gerekiyorsa, çok daha sert ve tavizsiz bir ifadeyle kendi düşüncemi yansıtarak müzikten söz ettiğim bir program yapmak isteyebilirim.