Geri Dön

18. yüzyıldan bugüne bir yardım geleneği

Osmanlı padişahı III. Selim’in annesi ve Sultan III. Mustafa’nın eşi Mihrişah Valide Sultan’ın yoksullara aş dağıtmak amacıyla  1792 yılında kurduğu imaret, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün restorasyonuyla hizmete devam ediyor. Günde 500 kişiye çorba, 3 bin 500 aileye yemek dağıtan kurum daha çok aileye yardım için hayırseverlerin desteğini bekliyor.

18. yüzyıldan bugüne bir yardım geleneği
Özlem Ülkü / ozlem.ulku@milliyet.com.tr

Osmanlı dönemi kendi adlarına vakıf kuran ve pek çok imar işi üstlenen valide sultanlarla dolu. Bunlardan biri de Mihrişah Valide Sultan. Hayır işleriyle adını tarihe yazdıran, Sultan III. Mustafa’nın eşi ve padişah III. Selim’in annesi olan sultanın 1792 yılında hayata geçirdiği ve o günden bugüne aşevi olarak hizmet veren Eyüp Mihrişah Valide Sultan İmareti, Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü tarafından restore edildi.  Üç yıl süren çalışmanın ardından geçtiğimiz hafta sonu açılışı yapılan imarethane, yardımseverlerin desteğini bekliyor.

1910’lara kadar kesintisiz hizmet

İstanbul’un dört bir yanına yaptırdığı cami, çeşme, sıbyan mektebi ve aşevleri sayesinde hayırseverliğiyle anılan Mihrişah Valide Sultan’ın yaptırdığı, iki ayrı avlu etrafında toplanan külliyesinde imaret, kendi türbesi, mektep, sebil, çeşme ve dönemin devlet erkanının ailelerinin hazireleri yer alıyor. 18. yüzyılın sonlarında, o günün koşullarında günde 500 ekmeğin, sayısız yemeğin dağıtıldığı imarethane, 1911’de çıkarılan Dersaadet’teki imaretlerin kapatılması hakkındaki kanuna kadar 116 yıl hizmet veriyor. 1950’lerin başındaki ikinci açılışından bu yana Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde ihtiyaç sahiplerine hizmet vermeye devam ediyor.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, 2017 yılında aldığı kararla Mihrişah Valide Sultan İmareti’ne güçlendirme, mimari ve bezeme ana kollarını içeren restorasyon çalışmalarına başlıyor. İmaretin tüm dış cephelerinde temizlik çalışmalarıyla başlayan restorasyon için Vakıflar Genel Müdürlüğü 1. Bölge Müdür Yardımcısı Hayrullah Çelebi, şunları söylüyor: “Sütunlarda kayma ve derin çatlaklar güçlendirilerek sabitlendi. Kubbelerin hepsinde yarık şeklinde adlandırabilecek çatlaklar vardı. Onlar güçlendirildi. Burada yemek pişirildiği için bacalar da çok mühim. Dönemin tipolojisinden yararlanarak külah ve duman pencereleri eklendi. Avludaki mezarlıkta o döneme özgü düzenlemeler yapıldı.  Hamurhane denilen bölümde büyük bir temizlik yapıldı. Şimdi ambar olarak kullanılıyor. Ve en mühimi mutfak tıpkı 5 yıldızlı bir otel gibi hizmet verecek şekilde endüstriyel mutfak malzemeleriyle donatıldı. En hijyenik şekilde hizmet verilmesi amacıyla alınan makinelerle yemekler artık neredeyse el değmeden yapılıyor.”

Günde 3 bin 500 aileye yemek

Sabahları 500 kişiyi bulacak şekilde çorba servisi yapan imarethane, sistemde kayıtlı ailelerin evlerine yemek servisi yapıyor. Her ailenin sefer tasının numarasının belirli olduğunu söyleyen Çelebi, bu şekilde hijyene dikkat ettiklerini söylüyor: “Günde 3 bin 500 aileye sefer taslarında üç çeşit sıcak yemek götürüyoruz. Her ailenin kendine numaralanmış bir sefer tası var. Bugün bu aileye, yarın diğerine gitmiyor. Ayrıca 2 bin 23 aileye her ay gıda kolisi dağıtıyoruz. Bir ailenin kuru gıdadan yağa, peynire kadar birçok ihtiyacını evdeki nüfusa göre kategorilendirdiğimiz kolilerle götürüyoruz.”

Pandemi nedeniyle yemekhaneyi kapalı tuttuklarını, yemekleri eve yolladıklarını anlatan müdür yardımcısı, ileriki dönemlerde açılması uygun bulunursa bir restoranda yemek yiyormuşçasına şık ve temiz bir ortam sunacaklarını dile getiriyor.

“Adak kurban kesim bölümü en büyük desteğimiz”

İmarethanenin en büyük destek kaynağı, hemen yanında bulunan adak kurban kesim merkezi. Veteriner hekim kontrolünde dini kurallara uygun bir biçimde yapılan kesimlerin kurumun et ihtiyacını karşıladığını söyleyen Çelebi, birçok yardımseverin bağış için bu yöntemi seçtiğini belirtiyor: “Yapıdan bağımsız bir kurban kesim alanımız var. Vatandaşlardan isteyen alıp götürebiliyor ama çoğunluk buraya bağışlıyor. Biz de onları hem yemekler için hem de kavurma olarak dağıtacak şekilde hazırlıyor ve belirli dönemlerde tüm Türkiye’ye dağıtıyoruz.”

Restorasyon döneminde hizmetlerini bir gün dahi aksatmayan kurumun adını daha çok duyurarak daha çok aileye yardım etmeyi amaçlayan Vakıflar Genel Müdürlüğü, yardımlaşma geleneğinin önemini vurguluyor.

18. yüzyıldan bugüne bir yardım geleneği

“VAKIF ESERLERİ HİÇ SÖNMEYECEK KANDİLLERİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Eyüpsultan’da, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilen Mihrişah Valide Sultan İmareti’nin açılışında yaptığı konuşmada vakıf eserlerinin önemini vurguladı: “Aziz İstanbul’umuzun her köşesi vakıf eserleriyle doludur. Yine Anadolu’nun her yerinde camiler, yollar, köprüler, kervansaraylar, medreseler gibi nice eser görürüz. Bunlar hiçbir karşılık beklemeden, yalnızca Allah rızası gözetilerek yapılmış eserlerdir. İnsanın insana emanet olduğu bilincine sahip olduğumuzun ispatıdır. Medeniyet yolumuzun hiç sönmeyecek kandilleridir.”

18. yüzyıldan bugüne bir yardım geleneği

Almanya Türkiye için seyahat uyarısını kaldırdıAlmanya, yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını sebebiyle Türkiye’ye uyguladığı seyahat uyarısını kısmen kaldırdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber