Geri Dön

Apartmanı sanat eseri olarak iade etti

6-7 Eylül olaylarının ardından Yunanistan’a göç etmek zorunda kalan Vaslamatzis ailesinin sahibi olduğu Bazlamacı Apartmanı, sanatçı Gülsün Karamustafa’nın maketiyle Yunanistan’a taşındı

Apartmanı sanat eseri olarak iade etti

Vaslamatzis (Bazlamacı) ailesi Kapadokya, Derinkuyu’dan İstanbul’a taşındıklarında 20’nci yüzyılın ilk yıllarıydı... Aile, İstanbul’da Olimpos gazoz fabrikasını kurdu. Önceleri Samatya’da yaşadılar. Sonra Grigoris Vaslamatzis, Cihangir’de bir aile apartmanı yaptırmaya karar verdi. Bina, yani Bazlamacı Apartmanı 1931’de tamamlandı. Binanın ilk sakini Olympia Vaslamatzis, kocası ve yeni doğan kızları Artemisia oldu. Onun hemen ardından Olympia’nın erkek kardeşi Nicoli Vaslamatzis, eşi Iphigenia ile taşındı. Nicoli Vaslamatzis’in çocukları Aikaterini ve Grigoris bu binada doğdu. Aile apartmanının bir diğer sakini ünlü ressam Hikmet Onat’tı. Birinci ve ikinci katlarda ise Yunan ve İtalyan aileler kiracıydı. Anlayacağınız kozmopolit bir aile apartmanıydı Bazlamacı Apartmanı. Cihangir’in en güzel binalarından biriydi...
1955’te bütün Türkiyeli Rumlar gibi Vaslamatzis ailesi de kötü günler geçirdi; 6-7 Eylül nedeniyle... Çok yara aldılar ve iki yıl sonra fabrikalarını satıp Yunanistan’a taşındılar... Ve Bazlamacı Apartmanı çok sesliliğini, çok renkliliğini ardında bırakıp derin bir sessizliğe büründü...
Şimdi Bazlamacı Apartmanı günümüz sanatının en yetkin isimlerinden birinin sayesinde karşı kıyıya, Yunanistan’a ulaştı; Vaslamatzis ailesine bir hediye olarak! İzleyeni hem incelikli hem de bir o kadar keskin sözlere sahip sözleriyle çarpan, şaşırtan, düşündüren ve büyüleyen eserlere imza atan Gülsün Karamustafa, Bazlamacı Apartmanı’nı bir nevi ‘yeniden inşa etti’.
1991’de taşındığı Bazlamacı Apartmanı’nın hikayesinden çok etkilenen Karamustafa uzun yıllar burasıyla ilgili ne yapması gerektiğini düşünmüş. Atina Çağdaş Sanatlar Müzesi Direktörü Anna Anna Kafesti ondan müze için kalıcı bir iş istediğinde bu proje kesinleşmiş. Karamustafa, Bazlamacı Apartmanı’nın dev bir maketini yaptırmış; ayrıca 11 yıl önce tanıştığı ve zaman zaman görüştüğü Vaslamatzis ailesinin hediye ettiği fotoğrafları bir araya getirmiş projesinde. Ailenin apartmandaki hatıralarını, geçmişini günümüze taşımış. Bu eseriyle sanatçı kendi sözleriyle ‘sembolik bir iade eylemi’ gerçekleştiriyor ve Vaslamatzis ailesine evlerini bir sanat eseri olarak geri veriyor.

* Ne zaman taşındınız Bazlamacı Apartmanı’na?

Daha önce Bebek’te yaşıyorduk. Fakat oradaki değişimden sonra ve biraz da merkezde olan ilişkilerimizden dolayı Cihangir’e taşınma ihtiyacı duyduk. 1991 yılında bu apartmanı gördük ve giriş katını satın aldık. Kat sahipleriyle birlikte apartmanı toparladık, yeniledik. Çünkü çok döküntü bir haldeydi, kötü kullanılmıştı.

* Apartmanın geçmişine dair bir bilginiz var mıydı o tarihlerde?

Daireyi satın aldığımız avukat hanım karşılaşmalarımızda ‘Biliyor musunuz bu apartman kimindir, nedir’ diyerek bilgi vermişti. Çünkü o Vaslamatzis (Bazlamacı) ailesinden satın almış. Bu apartmanın 1931’de Nicoli Bazlamacı tarafından yapıldığını ve binada o dönemde kimlerin yaşadığını biliyorduk.

* Aileyle tanışmanız nasıl oldu?

2003’te, ilkbahardı sanırım, apartmandan içeri girmek üzere anahtarımı arıyordum. Ardımda etkileyici bir şey hissettim. Arkamı döndüm, bir kadın ve adam dikkatle apartmana bakıyorlar. Fakat o apartmana herkes bakar; kiralık var mı, acaba satın alabilir miyiz boş daire var mı diye. Ama bu çift başka türlü bakıyordu; biraz çekingen... Dedim ki “Apartmana bakıyorsunuz, ilgi duyuyorsunuz galiba”. Kadın “Biliyor musunuz benim kocam (Grigoris Vaslamatzis) bu apartmanda doğmuş” dedi. Ben çok etkilendim ve hemen onları içeri davet ettim. Girdiler, bir şarap açtık, oturduk. Grigoris bey bütün her şeye dokundu, elledi ve “Hiçbir şey değişmemiş” dedi. İnanılmaz bir iletişim kuruldu aramızda. Dönem dönem ben Atina’ya gittiğimde görüştük, onlar buraya geldiklerinde mutlaka bize uğradılar ve bir yakınlık kuruldu.

* Peki bu dönemde Bazlamacı Apartmanı’na dair bir eser yapma planınız var mıydı?

Hiçbir şey yoktu aklımda ama hep bir taraftan da bir gün elimdeki bu malzemeyi bir biçimde kendi sanatımla ifade edebileceğimi düşünüyordum. Ama nasıl bir şey yapabileceğimi asla bilmiyordum.

* Aileyle tanışmanız sizi etkilemiş, yönlendirmiş olabilir mi?

İstanbul’da her evin bir hikayesi vardır. Aileyle tanışmadan önce benim için bildik bir hikayeydi bu. Ama aileyle tanıştıktan sonra kişileşti benim için. Atina Çağdaş Sanatlar Müzesi (EMST) Direktörü Anna Kafesti, benden müzenin koleksiyonu için kalıcı bir iş istedi.
O vaktiyle benim evime gelmişti ve ben apartmanın hikayesini anlatmıştım ona. Bana “Senin aklında bu apartmanla ilgili bir şey vardı, onu yapsana” dedi. Onu söyleyince bir anda açıldı proje kafamda ve böyle bir iş ortaya çıktı.

* Nasıl yol aldınız işinizi üretirken?

Bu projede ben hiçbir şekilde antropolog, sosyolog gibi oturup sorgulamadım hiçbir şeyi. Aileyle bir karşılaşmamız var. Ve o karşılaşmanın doğrultusunda bana verilen verilerle bu projeyi yaptım. Hiçbir zaman gidip de didikleyip “Sen kimsin, ne olmuş, bana daha fazla malzeme verir misin demedim. Ailenin öncelikle izinlerini aldım. Çünkü şahsi bir malzeme kullanıyordum.

Apartmanı sanat eseri olarak iade etti

“Boyu iki metreye yakın”

* Nasıl bir yerleştirme oldu müzede?

Bazlamacı Apartmanı’nın bir maketi var. Maketler çoğunlukla 50’ye 1, 100’e 1 boyutlarında yapılır. Ama ben 15’e 1 diye bir ölçü getirdim. Bunu yapacak kim olabilir diye birçok maketçiyle görüştüm, kimse kabul etmedi. En sonunda Kadıköy’de bir maket atölyesine rastladım; Varjan Bey atölyesinde benim için bu maketi gerçekleştirdi. Boyu 2 metreye yakın. Odanın tam ortasında duruyor. Duvarlarda da ailenin bana vermiş olduğu fotoğraflar. Ayrıca ailenin hikayesinin olduğu bir metin de yer alıyor. Fotoğrafların arasında 6-7 Eylül olaylarından iki fotoğraf da yer alıyor.

* Bu eser kalıcı olacak müzede öyle değil mi?

Müze koleksiyonuna dahil edildi, zaten işin güzelliği de o. Bu eseri oraya götürüp geri getirseydim o zaman olmazdı. Aslında her şey doğru biçimde kenetlendi ve ortaya çıktı. Bu artık benim oraya götürdüğüm bir armağandır; o orada kaldı ve geri gelmeyecek. Son derece sembolik bir iade eylemi gerçekleştiriyorum bu projeyle. Daha doğrusu sanatı kullanarak, onun dilinden bir şey söylemeye çalışıyorum.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber