Geri Dön
Pazar“Başarı, pes etmeyenlerin yiyeceği bir yemek”

“Başarı, pes etmeyenlerin yiyeceği bir yemek”

Enerjisi, azmi, dik duruşu, eğlenceli halleri, cesareti ve pembe saçlarıyla kalbimizde taht kurdu. A Milli Kadın Voleybol Takımı’mızın yıldızlarından Ebrar Karakurt ile İtalya’daki yeni takımı Novara’ya gitmeden önce bir araya geldik

“Başarı, pes etmeyenlerin yiyeceği bir yemek”

Zeynep İşman - Spora okulda masa tenisiyle başladı, yetenekliydi de. Sonra yeni okulunda masa tenisi olmadığı için voleybolun yolunu tuttu. Hikâye bu şekilde yön değiştirmeseydi A Milli Kadın Voleybol Takımı’mızın yıldız oyuncusu Ebrar Karakurt’un sahadaki enerjisi, ışığı, mücadeleci ruhuyla belki yakından tanışmamış olacaktık. Filenin Sultanları, Olimpiyatlardan Avrupa Şampiyonası’na verdikleri mücadelede takım ruhunu onları izleyenlere sonuna kadar hissettirdi. İki yıldır milli formayı giyen Karakurt sahada yenilgiyi kabul etmeyen duruşuyla yeri geldi takım arkadaşlarını da ateşledi. 21 yaşındaki sporcu transfer olduğu Igor Gorgonzola Novara için şimdi İtalya yolcusu. Türkiye’den ayrılmadan hemen önce buluştuğumuz Karakurt ile çocukluğu, hayalleri, çalışma temposu ve hedeflerini konuştuk. Başta kendi kızım olmak üzere, bugün Türkiye’deki pek çok genç kıza rol model ve umut olan Karakurt, başarının, cesaretin, iyi bir takım oyuncusu olmanın simgesi haline geldi. Hayallere ulaşmak için, sabırla gerçekçi planlar yapmak gerektiğini ve o adımları geçmek için hem fiziksel hem ruhsal hazırlık gerektiğini söylüyor. Başarısını ise şu sözlerle özetliyor: Sabır, çok çalışma, özveri, planlı hayat… Ben, kendisine hem tüm ülke hem gençler hem de bu röportajı okuyan sizler adına teşekkür ederim. Dilerim başarıları daim, yolu aydınlık olur. Bu röportajla gençlerin onu daha yakından tanımalarını ve hayallerine bir adım daha yaklaşabilmelerini dilerim. 

Sporla ne zaman tanıştınız ve bu yolda size kimler destek oldu?

Ben spora okulumuzda masa tenisi oynayarak başladım ve yetenekliydim de. Sonrasında bulunduğumuz yerden başka bir yere taşınınca okul değiştirmek zorunda kaldım. Yeni okulumda masa tenisi branşı olmadığı için, okuldaki öğretmenim ve babamın yönlendirmesiyle Balıkesir DSİ kulübüne yazıldım ve voleybolla tanışma hikâyem de böyle başladı. Bu yolda en büyük destekçilerim ailem ve altyapı antrenörlerim oldu. 

Maçlar sırasında mücadeleci ve pes etmeyen duruşunuzla fark yarattınız. Çocukken de böyle miydiniz?

Ben her zaman hırslı, ne istediğini bilen ve kazanmaya aç bir çocuktum. Sürekli bir oyun peşindeydim ve genellikle de topla haşır neşirdim. Maçlar sırasında enerjik olmamda, yaptığım işi sevmemin ve tutkuyla bağlı olmamın etkisi olduğunu düşünüyorum. Ben kaybetmeyi asla sevmem, karakterime uygun değil. 

“Asıl sorun pes etmek”

Motivasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz?

Bence oyunda asıl sorun kaybetmek değil, pes etmek. Ben de pes etmeyi sevmiyorum. Başarı, başarısızlıklara, yenilgilere rağmen pes etmeyerek yolunda ilerleyenlerin, devam edebilenlerin yiyeceği bir yemek. İşte benim en büyük motivasyonum ve hırsım burada saklı. 

Sizin için başarı ne demek?

Başarı, hayal ettiğin yere gelebilmektir veya en azından bu yolda mücadeleye devam etmektir. Önce hayal edeceksiniz, sonra tabii ki çok çalışacaksınız. Başarısız hissettiğiniz zamanlar olacak ama asla pes etmeyeceksiniz. Sonra bir miktar başaracaksınız ama bitmemesi gerekiyor. Yeni hedeflere, yeni hayallere doğru çalışmalarınıza devam etmelisiniz. Çünkü bence hayaller de yenilenmeli, başardım bitti diye bir şey yok! Ulu Önder’imiz Atatürk’ün bir sözü var: “Yerinde duran, geriye gidiyor demektir, ileri daima ileri!” 

Yetenek mi çalışma mı başarıda daha etkin?

Her ikisi de bence. Çalışmadan, mücadele etmeden, emek vermeden hiçbir şey elde edemezsiniz. 

Maç sırasında inişler çıkışlar yaşarken kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?

İşte ben bunu güç olarak tanımlıyorum. Güç, karşı karşıya kalınan sorunların üstesinden gelebilme yeteneği bence… En büyük gücüm asla yılmamam. İşinize odaklanırsanız sorun yaşamazsınız. Elinizden geleni değil, üzerinize düşen görevi yapmalısınız. 

“Başarı, pes etmeyenlerin yiyeceği bir yemek”

“Ben kendimi yaşıyorum"

Günlük rutinleriniz neler?

Günlük programım çok düzenli aslında. Uyku, yemek ve antrenmandan oluşan bir rutinim var. Çok yoğun bir programımız olduğu için ayrıca başka bir şey yapmaya pek vaktim olmuyor. 

Ebrar Karakurt Akademi yoluna nasıl devam edecek?

Bu akademiyi dezavantajlı ve imkânı olmayan kız çocukları için, Nike ve Sosyalben Vakfı’nın desteğiyle kurduk. Sadece tek bir kız çocuğunun bile hayatına dokunmak benim için tarif edemeyeceğim kadar anlamlı. Pandemi nedeniyle zaten Zoom üzerinden bir araya geliyorduk. Yeni kararlar nasıl olacak bilmiyorum, fakat ilk fırsatta onlarla antrenman yapmak için sabırsızlanıyorum. Burada da Zoom üzerinden çalışmalarımız devam edecek. 

Büyük maç stresinden uzaklaştıran formülleriniz var mı?

Müzik ruhun gıdasıdır. Sizi rahatlatır, sorunlardan uzaklaşmanızı sağlar. Ben sevdiğim müzikleri dinliyorum bana iyi geliyor. Tabii ki bizi maça staff hazırlıyor maçtan önce, maçı kafamızda defalarca oynuyoruz. Hem teorik hem de pratik olarak çalışıyoruz. 

Herkesin hayran olduğu doğallığınızı ve dik duruşunuzu neye borçlusunuz?

Neden biliyor musunuz? Çünkü ben kendi hayatımı, yani kendimi yaşıyorum. Başkalarının benim hakkımdaki düşüncelerini değil. Bir başkasının düşüncesi benim hayatım olamaz. Ben benim, sadece Ebrar Karakurt… 

Şu an milyonlarca genç için rol modelsiniz. Gençlere, genç sporculara ve özellikle genç kızlara tavsiyeleriniz neler?

Sabırla, gerçekçi bir biçimde geleceklerini planlamalı ve o adımları birer birer geçmek için kendilerini fiziksel ve ruhsal olarak hazırlamalılar. Bunun kolay bir yol olmadığını, özveri gerektirdiğini, çok çalışmanın şart olduğunu baştan bilmeli ve kabul etmeliler. Sabır, çok çalışma, özveri, planlı hayat.  

“Başarı, pes etmeyenlerin yiyeceği bir yemek”

 

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler