Geri Dön

“Birlikte büyüdük”

Öğrencilik yıllarını birlikte geçiren Salih Bademci ve eşi İmer Özgün: “Evliliğimizin üzerinden 2.5 sene, sevgililiğimizin üzerinden 7.5 sene geçmiş. Birlikte büyüdük”

“Birlikte büyüdük”

STAR TV’de yayınlanan “İstanbullu Gelin” dizisinde Fikret karakterini canlandıran Salih Bademci, çekimler yüzünden eşi İmer Özgün’le görüşememekten yakınıyordu. Özgün, sürpriz bir şekilde Fikret’in asistanı Esra rolüyle diziye dahil oldu. “Karşılıklı oynamak bizim için nostaljik bir şey oldu” diyen çiftin aşkı öğrencilik yıllarına dayanıyor. Bademci, Özgün’le aynı dönem okuyabilmek için sınıfta kalmış hatta. İkiliyle yeni yıl öncesi buluştuk. Yılbaşı planlarını “Yılbaşında kafa dinlemeye kampa gidiyoruz, ormana” diye özetleyen çiftin 2018’den beklentisi ise şöyle: “Yeni yılda dünya barışı ve huzur diliyoruz.”

- Röportajımızda “Uzun çalışma saatlerinden dolayı bazen aynı evde yaşadığım eşimi özlüyorum” demiştiniz. Hasret bitmiş olmalı sizin için...
Salih Bademci:
En azından haftada 1-2 çekimimiz oluyor. Akşam uyku saatinden önce görüşebiliyoruz yani (gülüyor).

- Ekibe kolay uyum sağladınız mı?
İmer Özgün:
Düşününce çok rahat gelmişti; eşimle oynayacağım, hiç bilmediğim bir ortam değil. Ama çekimlerde öyle olmadı.
Salih B.: Çok zıttız. İmer çalışkan öğrenci, ben haylaz... Çekim aralarında ben başka bir konudan bahsediyorum, o sahnede oluyor. “Yarın ne yapsak, kahvaltıya gitsek mi?” falan derken, 3-2-1 deniyor. Eee tabii benim için artık ezber de, o sahneyi anlamak da çok kolay. Zaten “Öyle Bir Geçer Zaman ki”de çalıştığım ekip...

“Birlikte büyüdük”

- Karşılıklı oynamak nasıl?
İmer Ö.:
Karşılıklı oynamaya başlayınca onun ritmini unuttuğumu fark ettim. En son okulda birlikte sahne hazırlamıştık ama orada benim partnerim değildi. Üsluplar bir, o konuyla ilgili sıkıntı yok ama ritmine alışmak zaman aldı. Şimdi daha rahatız.
Salih B.: Bizim için gerçekten nostaljik bir şey oldu, okul yıllarına döndük ve bu durum hikayemizi acayip tazeledi. Tabii karşındaki eşin olunca, bir de 12 yıllık arkadaşınsa, bütün zaaflarını biliyorsa, “Ona bilmediği bir şey sunmam lazım, öyle bir oyun vermem lazım” diyorsun. Misafirliğe gelmiş gibi, rahat da hissettirmek istiyorsun. Baktım olmayacak, hiç tanışmıyormuşuz gibi devam ettim.

- Sizin için “Her sete bir Salih lazım” diyorlar...
Salih B.:
Eğlenmeyi ve eğlendirmeyi severim. Sette de aşırı rahat bir adamım. Misyon oldu bu.
İmer Ö.: Salih’i tanıyan herkes, “Sen nasıl yapıyorsun bu adamla?” diye soruyor.

“Birlikte büyüdük”
- Evde de böyle mi?
İmer Ö.:
Her daim böyle olsa gerçekten yaşanır bir durum değil. Etraf sevdikleriyle dolu olduğu zaman, o ortamın ışığı oluyor. Yani sette, kendi dünyasında daha eğlenceli. Ev, sakinlik alanı. Duruluyor ve sakinliyor.
Salih B.: Benim bütün arkadaşlarım sakindir. Benim gibi konuşkan insana tahammülüm çok az. Yapamıyorum, fazla geliyor.

“İkimizin de oyuncu olması bir artı”

- Birbirinizin en yakın arkadaşı mısınız?
Salih B.:
Neredeyse öyle... Biz dördüncü sınıfın sonuna kadar sevgili değildik. Birlikteliğimiz, yüksek lisansta başladı ve sonra evlilik oldu.
İmer Ö.: Bu çok nadir bulunan bir şey, o yüzden çok mutluyum.

- Arkadaşlığınızın ilişkiye dönüşmesi nasıl oldu?
İmer Ö.:
Salih sınıfta kaldı, benimle aynı sınıfta olabilmek için.
Salih B.: “Bizim ilişkimiz 2010’da başladı” diyorum, “Sen 2008’de sınıfta kaldın kızla aynı sınıfta olabilmek için” diye benimle dalga geçiyorlar. İmer’i çalışkanlıkla tavladım, “Hadi yüksek lisansa girelim” dedim. Pat diye başlamadı, süreç süreç oldu. Evliliğimizin üzerinden 2.5 sene geçmiş, sevgililiğimizin üzerinden 7.5 sene... Ama hiç öyle gelmiyor bana.
İmer Ö.: Birlikte büyüdük aslında. Dönüştüğün noktalar da oluyor, bazı hareketlerim Salih’inki gibi olmaya başlıyor. Onun bazı tavırlarında da kendimi görüyorum.
Salih B.: “Ben yaparım bunu, sen yapmazsın ki” diyorum mesela. Bu sektörde olmayan biri için oyuncuyla birlikte olmak o kadar zor ki... Uyum sağlamak, buna çabalamak. İkimizin oyuncu olması o anlamda da bir artı.

“Birlikte büyüdük”

“Bir yasak aşkı kimse bizim kadar aklayamazdı”

- Seyirci bu ikiliyi sevdi mi, tepkiler nasıl?
Salih B.:
Bana sosyal medyadan gelen tepkilere göre, insanlar çok memnun kalmış. “İşte karısını karısıyla aldatan adam gibi adam yazmışlar” mesela. Bir yasak aşkı kimse bizim kadar aklayamazdı (gülüyor).
İmer Ö.: O durumun da bir sempatisi olduğunu düşünüyorum. Ben de genellikle güzel yorumlar aldım, olumsuz bir şeye denk gelmedim. Gerçek hayatta eşi olmam insanlara da sempatik gelmiş olabilir. Ben bile izlediğimde kıza bak, nasıl tatlı tatlı kanına giriyor diyorum.
Salih B.: Fikret, annenin, abinin, eşinin bastırdığı biri. İnsan çıkış arar böyle bir durumda. Bence evi terk etmemesi kendi zayıflığı. Hiç kendi ayakları üzerinde durmamış. Ama ben kararlı bir adım atacağına inanıyorum. Çünkü abiye karşı çok sert, gözünü karartmış durumda. İpek, çok alttan gazlayan biri. Çok fitilliyor adamı. Bu kız tam tersi, “Dinginleş, sakinleş” diyor...

- “İstanbullu Gelin”in başarısının sırrı ne sizce?
Salih B.:
İyi oyunculuk, güzel reji. Bir de karakterler kendi hikayesini yaratıyor. Adem’i Fırat Tanış’tan başkası oynasaydı, bu kadar hikayesi genişlemezdi. Kimse Adem’e ‘klişe kötü adam’ muamelesi yapamaz. Çok derinliği olan bir adam. Esma da öyle... Konusu, çekimi, oyunculuk performansıyla gerçekten başarıyı hak ediyor.

“Çocukla olacak değişim bizi ürkütüyor”

- Çocuk istiyor musunuz?
İmer Ö.: Diziden dolayı Salih’e sürekli “Ay sen ne güzel baba olacaksın” yorumları yapılıyor. İstiyoruz ama her günümüz gencinin kafa karışıklığını biz de yaşıyoruz.
Salih B.: Etrafımızda çok fazla çocuk sahibi olan arkadaşlarımız var. Hayatını çocuğa endeksliyorsun. Büyük değişiklik. Biz de çift olarak biraz kendimizi şımartmayı seviyoruz. Çocukla olacak değişim bizi ürkütüyor.
İmer Ö.: Salih, benim bilinçaltıma devamlı “O bizim hayatımıza uyum sağlayacak” diye işliyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber