Geri Dön

“Ceset makyajını sildirmek için tellaklara fazladan bahşiş verdik”

Güçlü kadrosuyla dikkat çeken “Ejder Kapanı”, aynı zamanda makyajın da çok fazla ön planda olduğu bir film. Ancak burada ruj ve rimel gibi güzellik malzemelerinden değil, “ceset ve kadavra makyajı”ndan söz ediyoruz. Filmde yer alan kan revan içindeki bütün oyuncuların makyajından ise Neriman Eröz sorumluydu. Onu en çok uğraştıran “cesetler” oldu

“Ceset makyajını sildirmek için tellaklara fazladan bahşiş verdik”

Ağzından, burnundan kan fışkıran, boğazı kesilen, işkence gören adamlar; kurtlanmış cesetler, kadavralar; kemikleri deriden fırlamış, gözü patlamış, yüzü şişmiş, burnu kırılmış insanlar; yanmış, parçalanmış, kan revan içinde vücutlar...
İki gün önce gösterime giren, yönetmenliğini Uğur Yücel’in yaptığı, başrollerini ise yine Uğur Yücel ve Kenan İmirzalıoğlu’nun paylaştığı polisiye film “Ejder Kapanı”, güçlü kadrosunun yanı sıra kanlı sahneleriyle de konuşuluyor.
Nejat İşler, Ceyda Düvenci ve Berrak Tüzünataç’ın da rol aldığı filmde bu kadar “kan akmasından” sorumlu kişi ise Neriman Eröz. Bugüne kadar Kevin Costner’dan Tarkan’a kadar pek
çok sanatçıyla çalışmış, “G.O.R.A”, “Recep İvedik”, “Eğreti Gelin” gibi filmlere katkılarda bulunmuş makyaj uzmanı her şeyin makarna reklamıyla başladığını söylüyor: “Uğur Yücel çok eski arkadaşım. Oynadığı makarna reklamında birlikte çalıştık. Bana ‘Ceset yapabilir misin?’ gibi sorular soruyordu. Yani makarna reklamında cesetlerden bahsediyorduk.”


Daha önce ceset yapmış mıydınız?
Bu tür cesetler yapmadım. Bir reklam için mağara adamları yaptım. Plastik kozmetik malzemeleri, burunlar, yanak, çene, alın protezleri kullandık. Daha sonra sadece küçük yaralanmalar, burun kanaması, ağız kanaması gibi makyajlar yaptım. Ancak Devlet Opera ve Balesi’nde kanlı işkence sahneleri ya da kesik kafalar çok yaptım.

Hep “kan yerine ketçap kullanılır” efsanesi vardır...
Salça değil ama kırmızı öksürük şurubu ve boya kullanılıyordu. Kaş kapatmak için de sabun kullanırdık. “Ejder Kapanı”nda gerçekten mesleğimi yaptım. Makyaj sanatçılığı sadece kozmetik ve insanları güzelleştirmek değil.

Bir ceset yaratmak ne kadar sürer?
En az 2,5 saat. Bir kadavra yapmam dört saat sürdü mesela.

Kenan İmirzalıoğlu’nun kafasına da bir kurşun izi yapmışsınız...
Evet. Kenan’ı yıllardır tanıyorum. İlk Best Model seçildiğinde de makyajını ben yapmıştım. Kurşun izi makyajını çok beğendi, hatıra fotoğrafı çektirdi. Kafasına bakıp bakıp “Abla öldürdün beni ya!” diyordu. Zaten herkes “Anaaaa, biz ölünce böyle mi olacağız?” diyordu.

“Ceset rolündekiler sürekli hatıra fotoğrafı çektirdi”

Cesetler gerçek gibi, insanlar ürkebiliyor ama siz çok eğlenmiş gibisiniz.
Hem de çok. Cesetlerin makyajını yapıyorduk ve sonra adamın adını unutuyorduk. O kadar çok yaptım ki cesetleri birbirine karıştırıyordum. Dolayısıyla adamın adı “Ceset” kalıyordu. Çağırmamız gerektiğinde “Ceseeet!” diye sesleniyorduk. Bir bakıyordum ceset arkadaşlarıyla fotoğraf çektiriyor.

Sizin de ürktüğünüz oldu mu kendi yarattığınız cesetlerden?
Tabii. Yaptığınız işe kendinizi öyle kaptırıyorsunuz ki, bazen onun gerçek bile olabileceğini düşünebiliyorsunuz. Mesela oyuncunun ağzının içine kan kapsülü koyduğumu unutup “Ağzı gerçekten mi kanıyor?” diye düşünüyordum.
40 çeşit suni kan var. Ağızdan akan, vücuttan fışkıran... Bu filmde daha çok pıhtılaşmış ve donmuş kan kullandık.

Bir model var mıydı? “Bir ceset neye benzer?” diye nerelere baktınız?
İnternette çok dolaştım, girdiğim siteleri bir bilseniz... Ancak asıl önemlisi, Adli Tıp’ta gerçek kadavraları izledim. Otopsilere girdim, çok zor oldu. Ama gerçekten doğru iş yapmak istiyorsanız bunu da yapmalısınız. Ancak öyle cesetler var ki, bunlar tamamen benim kişisel yaratıcılığım. Yanmış, parçalanmış, sigara yanıklarına sahip cesetler mesela... Özel yanık malzemeleri, kan kapsülleri, kel yapmak için kullanılan ürünler; burun, göz altı ve yanak protezleri, deriden fırlamış kemikler, dişleri dökülmüş bir adam yaratmak için ağız içi malzemeler, özel boyalar kullandık.

Hangi sahne çok içinize sindi?
Toprağa gömülen bir ceset sahnesi var. O oyuncu çok gerçek oynadı. Filmde bir de kadavra sahnesi var. Bu da muhteşem oldu. Gerçek kurtlar ve böcekler kullandık. Yaralı adamın üzerinde yürüdü bunlar. Oyuncu ise hiç kıpırdamadan yattı. Sabrına hayran kaldım.


“Kevin Costner’e âşığım, onun makyajı bir türlü bitmek bilmedi”

Daha önce de pek çok filmde çalıştınız...
“G.O.R.A”, “Recep İvedik”, “Şans Kapıyı Kırınca”, “Eğreti Gelin” gibi filmlerde çalıştım. Jean-Claude van Damme ile Sınav filminde birlikte çalıştık. Ayrıca Adriana Karembeu Türkiye’ye geldiğinde makyajını yaptım. Claudia Schiffer Zeki Triko, Tyra Banks Burberry defilesi için gelmişti, hepsiyle çalıştım. Kevin Costner’in THY reklamındaki makyajını yaptım. O, kendimi bana dünyanın en ünlü, şanslı makyaj uzmanı olduğumu hissettirdi. Aklımı oynatıyordum. Âşığım o adama. Fotoğraflarda da zaten askı şeklinde yanındayım hep.

Makyajı hiç bitmek bilmedi yani...
Aynen öyle. Elimde pamuk, peşindeydim. Jean-Claude van Damme’a da bol bol makarna pişirmiştim.

Yıllardır Tarkan’la birlikte çalışıyorsunuz. Başka kimler var?
Evet, sevgili Tarkancığım var. Nilüfer, Emel Sayın, İzel, Candan Erçetin, Sertab Erener, Zuhal Olcay, MFÖ, Anadolu Ateşi birlikte çalıştığım sanatçılardan birkaçı.

Hep makyajlı mı gezersiniz?
Aslında hayır. Terzi kendi söküğünü dikemez. Başkalarına makyaj yapmayı severim.


“Toplamda 80 litre suni kan harcadık”
Kaç litre “kan” gitti toplamda?
Çok. Her karakterde en az 5 litre kan gitti. Yerlere döktüğümüz, duvarlara fırlattığımız kanlar da oldu. Yani toplamda 75-80 litre suni kan kullanıldı. Ayrıca her cesede 5-6 patlamış yanak, fırlamış kemik gibi protezler kondu, toplamda yaklaşık
80 protez, dört-beş kutu yara malzemesi, kilolarca da vücut boyası gitti. Sadece cesetler değil, diğer oyuncuların da makyajı için bol malzeme kullandık.


“Mezarlıktaki çekimlerde cesetlerimizi görenler gerçek sanıp korktu”

“Ceset makyajını sildirmek için tellaklara fazladan bahşiş verdik”


Çekim sırasında yaşadığınız komik olaylar oldu mu?
Özellikle Nejat İşler’le komik anılarım çok. Çok şeker ve espritüel bir çocuk. Yara yapmak için kullandığımız bir malzeme var, en sevdiği şey bu ürünü koklamak. Benzin gibi kokuyor. İkimiz de benzin kokusunu çok severiz, makyajdan önce bu ürünü kokluyorduk. Bir vurulma sahnesinde de yere düşer düşmez Nejat’ın üzerine kan dökmem lazımdı ve sürekli görüntünün içine girdim, kaçamadım. “Neriman bu sahneyi sensiz çekmek istiyoruz” diye azarlandım sonra. Bir işkence sahnesinde de kamerada gözükmeyeyim diye dizimi sis makinesine çarptım, düştüm, yerden kalkamadım. Ağlamaya başladım, kimse yardım etmedi, çünkü sahne tamamlanması gerekiyordu.

“Çekimlerde bir mezara bile düştüm”


Filmdeki ağlama seslerine sizin ağlamanız da karıştı yani...
Evet, bir de bir gün mezarlıkta çekim yaparken koşuyordum ve -tövbe ya Rabbi- bir mezarın üzerine kapaklandım. Uğur beyin yüzünü görmeliydiniz. “Gitti kız” der gibi bakıyordu.

Mezarlıkta çalışırken sizin cesetlerden birini gezinirken görüp korkan oldu mu?
Olmaz mı? “Aman Allah’ım, ay, ay!” gibi sesler yükseliyordu sürekli. Tellaklar bile korktu.

Ne tellağı?
Ceset rolündeki adamların makyajını temizlemek için onları daha sonra hamama götürmek zorunda kalıyorduk. Bu ağır makyaj silmekle çıkmaz tabii. Hamamdakiler de şok geçirip “Bunu nasıl yıkayacağız?” diyorlardı. Ölü yıkama gibi bir şey istedik adamlardan. Zavallı prodüksiyon ekibi tellaklara
20-25 lira fazladan verip cesetlerimizi yıkatıyordu. Hamama çok para harcadık.

Bundan sonra ne gibi projelerde yer alacaksınız?
Mart ayında kurulacak olan Kryolan Akademi’de makyaj konusunda dersler vereceğim. Ayrıca Ömer Faruk Sorak ile martta çok güzel bir film projemiz var. Uğur Yücel’le mayıs ayında yeni bir filmde birlikte çalışacağız. Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi’nde de şu anda makyaj atölyesi kurma çalışmalarım var.

“Ceset makyajını sildirmek için tellaklara fazladan bahşiş verdik”


Neriman Eröz, sette Nejat İşler’in koluna ay yıldızlı dövme yaparken

Cüneyt Özdemir'in Şeyma Subaşı'na verdiği cevap olay yarattıSosyal medya fenomeni Şeyma Subaşı, gazeteci Cüneyt Özdemir'in Youtube kanalına konuk oldu. Subaşı'nın İbiza daveti üzerine Özdemir, "Ben İbiza'ya gitmeye başladığımda sen lise 2'de felandın sanırım" dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber