Geri Dön

Evlerin aşısı onlardan gelecek

Yetenekleri ve vizyonlarıyla geleceği tasarlayan mimarlar ve tasarımcılar hayalden önde giden hayatı yakalamaya, içine hapsolduğumuz evlerin adeta aşısını bulmaya çalışıyor

Evlerin aşısı onlardan gelecek
Seyhan Akıncı

Pandemi tıbbi bir terim olmaktan çıkıp dünyanın gerçeği haline geldiği günden beri sığınağımız olan evlerimizle kurduğumuz ilişkimiz de evrildi. Dört duvarın içine tüm kimliklerimizi ve hayallerimizi sığdırmaya çalıştığımız zamanlardan geçiyoruz. Mutfağın kapısından bir aşçı olarak çıkarken çocuğumuzun yanına vardığımızda anne olduğumuzu hatırlıyor, yeterince kabarmamış keke duyduğumuz öfkeyi frenleyip, online yürütmeye çalıştığı eğitimi konusunda ona yardımcı oluyoruz. Bazen cümleyi bitirmeden gelen arama bize para kazanmamız gerektiğini hatırlatıyor ve hızlı bir topuzla Zoom’dayız. Bunun için hazırolda beklemesi gereken köşenin dağıtılmaması artık evin altın kuralı. Yeterince şanslıysak da diğer online toplantının sürdüğü bir başka odamız vardır ve en fazla “Hayatım kapıyı çekebilir misin?” diye sesleniriz. Bunu kibarca söylerken ayağımıza bir legonun takılması o kadar olası ki... Tüm bu olup bitenle başa çıkma mücadelesinde pek çok kişi evine başka bir gözle bakmaya başladı. Bizler bireysel çözümler için uğraşıp dururken mimarlık ve tasarım dünyası da değişen ihtiyaçlarımız karşısında yaşam alanlarımızı nasıl daha işlevsel kullanabileceğimiz üzerine çalışıyor. Global krizin etkisinde bir yandan yeni salgınlar için endişelenirken, evlerimizdeki çözümler neler olabilir, gelecekte yaşam alanlarımız pandeminin etkisiyle nasıl dönüşecek diye mimarlar, iç mimarlar ve endüstriyel tasarımcılarla konuştuk.

Cem Sorguç - Mimar

“Hayat tasarımdan ve tahayyülden önce davranıyor”

Biz mimarlar için her deneme, her tasarım ideal yaşam alanına doğru ulaşılamayacak bir çaba. Çünkü hayat bu pandemide de gördüğümüz gibi tasarımdan da tahayyülden de önce davranıyor veya alaşağı ediyor. İnsanın sosyal bir varlık olduğunu kabul ederek katılımcı, mahremiyet düşkünlüğünü bilerek özgürlüğünü sekteye uğratmayan ve tabi ki insandan başka varlıklara da yer açan yaşam alanlarını ideal olarak tarif edebiliriz. Pandemi yaşam alanlarımızı henüz radikal şekilde dönüştürmedi. Masa araları, giriş çıkış kontrolleri, evlerin mahremiyetinin artması şu an için önlemler silsilesi ama mekanların kurgusal değişikliğine, tasarım verilerinin dönüşümüne henüz şahit olmadık. Olan korunmaya yönelik önlemlerin mekansal ve tefrişata dayalı revizyonları. Söz konusu mekansal dönüşümlerin önlem mahiyetinde bu badire ortadan kalkıncaya kadar mı yoksa sür git mi olacağını da söylemek zor. İnsan hızlı bir şekilde alıştığına dönebiliyor. Dolayısıyla bugünden mekansal dönüşümün tetikleyicisi bir etken olup olmadığını söyleyemiyorum.
Direkt değişim evlerde, ev kullanımlarında veya ev tahayyülünde oldu. Konut yer ve planlama tercihlerinin oluşturduğu talep konut planlama ve stratejilerini bir miktar titretti.

Sami Savatlı - Mimar, Tasarımcı, Sanatçı

“Mutfak yeniden evin kalbi olacak”

Post-pandemik süreçte öne çıkması beklenen ve ihtiyaç olarak ilk sıralarda yer alan konu çok işlevli alanlar olacak. Şehir merkezlerinde giderek küçülen metrekarelere sahip evlerde; yaşama, çalışma, yemek yeme, rahatlama, egzersiz yapma gibi fonksiyonlara yönelik değişebilen, dönüşebilen alanlara ve bu işlevlere hizmet edecek modüler çözümlere daha fazla rastlayacağız. Mutfak geçmiş yıllardaki önemini tekrardan kazanarak evin kalbi pozisyonuna dönüşmeye başladı. Hem pişirme, zaman geçirme hem de depolama işlevleri için daha geniş alanlara ihtiyacımız olduğu gerçeğiyle yüzleşmiş olduk. Bu dönemle birlikte lüks kavramı ve tasarım anlayışımızı gözden geçirmemiz gerekecek. Yaşam alanlarımız da aydınlatmanın maksimum konfor sağladığı, doğal malzemelerin daha çok kullanıldığı, mekanları daha büyük ve ferah hissettiren renk, malzeme ve çözümlerin ön plana çıktığı, hava kalitesini arttıran çözümlerin önem kazandığı, fonksiyonelliğin ve depolama alanlarının yeniden düşünülmesi gereken bir süreçten geçiyoruz.

Evlerin aşısı onlardan gelecek

Prof. Dr. Deniz Hasırcı - İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi

“Tanımlı alanların ve zamanların olması önemli”

Pandemi döneminde tüm insanlık iç mekana girdi, evlerimiz bir anda her şeyimiz oldu. Bir rutinden, başka bir rutine girmiş olduk ve alıştığımız zaman ve mekan kullanımı çok değişti. Evimizde, mümkünse tanımlı alanların ve zamanların olması önemli. Tanımlı alanların olması, evimize giren alışveriş torbaları, dışarıda giydiğimiz ayakkabı, ceket, şapka gibi giysilerimizi içeriye almadan önce de dezenfekte edebileceğimiz bir alan yaratmaya yardımcı olabilir. Hareket alanları yaratmamız, hem bizler, hem de hareketin özellikle önemli olduğu çocuklu aileler için değerli. Mekan anlamında tanım ne şekilde gerçekleşebilir? Tabii ki, her mekanın ihtiyacı çok farklı ve aile yapısına, mekanın ışık, yerleşim, mobilya ve tüm diğer iç mekan donatı elemanlarına göre değişkenlik gösterir. Ancak, hafif bölücü sistemler, panel ve bu amaç için tasarlanmış zevkli perdelerin gücünü hiç küçümsememek lazım diye düşünüyorum. Ayrıca, aydınlatma elemanları, yer tanımlama için renkli halılar, hafif ve taşınabilir, farklı şekilde bir araya getirilebilecek oturma birimleri kullanılabilir.

Enis Karavil - İç mimar ve Sanayi313 Kreatif Direktörü

“Sıkışan bu dünyadan uçuk fikirler çıkacak”

Evlerin karantina zamanında sığınağa dönüşmüş olması, herkesin evlerine bakış açısını değiştirdi. Artık evler yapısal ve donanımsal olarak daha kapsayıcı olacak, içinde oturan bizlere ne hissettirdiği daha çok önem kazandı. İnsanlar evde spor yapabilecekleri küçük alanların ve sessiz bir şekilde çalışabilecekleri ofis ortamının arayışına girdiler. Bu da mahremiyet ve ses yalıtımına dikkatleri çekti. Son zamanlarda metrekare için tercih edilen ince duvarlar veya bölücüler yetersiz kaldı. Eskiler ya tasarım ya fonksiyon ikileminde bir seçim yapıyordu ancak yeni nesil ikisini aynı anda değerlendiriyor. Yaratıcı bir dönemdeyiz, sıkışan bu dünyadan uçuk fikirler, alışık olmadığımız tasarımlar çıkacak. Hayatlarımıza günümüz gereksinimlerinden ortaya çıkan farklı tasarımlar girecek. Apple’ın “voice control” mekanizmasını kullanarak tasarlardağım maske eylül ortasından itibaren Baksı Müzesi’nin koleksiyonunda yer alacak. Ses ile dokunmadan kontrol edebilecegizimiz tasarımlar çoğalırken, akıllı ev sistemlerinin de tekrar daha kuvvetli çözümlerle gündemimiz de olacağını düşünüyorum.

Erdem Akan - VitrA Tasarım Direktörü

“Sensörlü armatürler evlerde daha fazla tercih edilir oldu”

Banyolar iyi tasarlanıp kurgulanmazsa, virüs ve mikroorganizmaların barınması için elverişli bir ortam sunuyor. Bu yüzden banyo alanında uzmanlaşmış bir marka olarak, ArGe ve tasarım süreçlerimizi planlarken, her zaman önce insan sağlığını düşünüyoruz. Bu sebeple, pandemi sürecinde ürün tasarım ve geliştirme süreçlerimizi değiştirmemizi gerektirecek bir durum ortaya çıkmadı. Farkındalığımız zaten çok yüksekti, yeni dönemde gelişen hassasiyetlere karşılık gelen ürün ve teknolojileri uzun yıllardır tasarlıyorduk, bundan sonra da tasarlamaya devam edeceğiz. Birkaç örnekle açıklamak gerekirse; el değmeden kullanılan sensörlü armatürler son dönemde evlerde de daha fazla tercih edilir hale geldi. Ürün gamımızdaki kumanda paneli ve pisuvarlarda sensör teknolojisini kullanıyoruz. Son dönemde yüzeylerin hijyeni de büyük bir hassasiyet haline geldi. Özel bir yüzey kaplaması geliştirdik. Ortamdaki ışık ve nemden yararlanan ileri bir nanoteknoloji yüzey uygulaması olan VitrA Shield ile kapladığımız karolar, fotokatalitik özelliği kazanarak kendi kendisini temizleyebiliyor. Böylece, temizlik için ihtiyaç duyulan su, enerji, kimyasallar ve emeği önemli ölçüde azaltıyor.

Prof. Dr. Özlem Er - Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarımı Bölümü Başkanı

“Bağlantı kalitesine göre ayarlamalar yapıldı”

Pandemiyle birlikte yaşadığımız karantina sürecinin en büyük etkisi evlerin çalışma ortamlarına dönüşmesi oldu. Evlerde çalışma odalarının olması eskiden bu yana süregelen bir durum ancak karantina döneminde bu çalışma odaları yalnızca iş saatleri dışında ek olarak kullanılan yerler olmaktan çıkarak asıl çalışma ortamı haline dönüştüler. Evde aynı anda birkaç kişinin birden çalışıyor olması, çevirimiçi olma zorunluluğu, internet altyapısına bağımlılığın yanısıra evdeki tekonolojik donanımların elden geçirilip güncellenmesini gerektirdi. İnternet bağlantısının en iyi olduğu noktalar tespit edildi, ona göre ayarlamalar yapıldı. Sürekli çevirimiçi olma gerekliliği evlere çeki düzen vermeyi, arkaplan düzenlemeleri yapmayı gerektirdi. Toplantı sırasında çalan ziller, arkaplandan gelen sesler hayatımızın parçası oldu. Pandeminin doğurduğu ihtiyaçlara dönük tasarım talepleri oldu elbette. Ev ve çalışma ortamlarının benzer konfor seviyesinde olması, kolay temizlenen, dezenfekte edilen malzemeler, insanlar arasında iletişimi sağlamanın yanısıra yalıtımı da sağlayacak ofis mobilya tasarımları, yine kolay temizlenen ve insanları koruyacak giysiler yeni ihtiyaç alanları.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber