Geri Dön
Pazarİstanbul’a fütüristik kule, Seul’e robot bilim müzesi

İstanbul’a fütüristik kule, Seul’e robot bilim müzesi

İstanbul TV ve Radyo Kulesi ile Seul Robot ve Yapay Zekâ Müzesi’nin tasarımına imza atan ödüllü mimar Melike Altınışık, geleceğin mimarisini günümüze taşıyor

İstanbul’a fütüristik kule, Seul’e robot bilim müzesi

Güney Kore’nin başkenti Seul’de geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük altı robot üreticisinin robotları bir temel atma töreni gerçekleştirdi. Temeli atılan, dördüncü endüstri devrimi için bir üs görevi görecek Seul Robot ve Yapay Zekâ Müzesi’ydi (RAIM). Bizleri gururlandıran en önemli özelliği ise tasarımında bir Türk kadın mimarının imzası olmasıydı.

Seul Metropolitan Yönetimi’nin, dünyanın ilk öncü robot bilim müzesini hayata geçirmek için iki yıl önce düzenlediği uluslararası mimarlık yarışmasının galibi olan mimar Melike Altınışık’ın kariyer yolculuğu örnek alınacak bir başarı hikayesi! İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bölüm birincisi olarak bitirdikten sonra Londra’da Architectural Association Design Research Laboratory’de Mimarlık ve Kentsel Tasarım üzerine yüksek lisans eğitimi alan mimar, bitirme jürisine katılan -2016 yılında aniden kaybettiğimiz- dünyaca ünlü ve başarılı kadın mimar Zaha Hadid’in dikkatini çekerek kendisinden iş teklifi almış. ZHA Londra ofisinde proje yürütücüsü olarak uluslararası platformda 7 sene tecrübe edinmiş.

Europe 40 Under 40, FEIDAD Tasarım Ödülü ve İsviçre Sanat Ödülü gibi birçok prestijli ödülün de sahibi olan Melike Altınışık, 29 Mayıs’ta açılışı yapılan İstanbul’un 369 metre yüksekliğindeki TV ve Radyo Kulesi’nin de tasarımcısı. Altınışık, ileri mühendislik teknikleri gerektiren teknolojik yapı tasarımlarını, Zaha Hadid’den neler öğrendiğini ve başarılı bir kadın mimar olmanın kilit noktalarını anlattı.

Seul Robot ve Yapay Zekâ Müzesi geleceğin robotik dünyası hakkında ne tür ipuçları veriyor?

Doğadan öğrendiğimizi, teknolojiyi kullanarak mimari yapılara uygulayan bir ekip olarak robotik bilim bizim için sadece özel ilgi alanı değil, aynı zamanda özel çalışma sahası. Bununla ilgilenmemizin en önemli unsurlarından biri robotların mimarı tasarım ve yapım süreçlerinde gitgide daha önemli roller almaları. Bir robot, bir evi inşa edebiliyor artık. Daha sistematik ve güvenli bir iş ortamı sağlıyorlar. Süreci hızlandırmakla kalmayıp aynı zamanda yapay zekâ ile birlikte tasarım süreçlerinde de aktörleşebilecekleri bir gelecek bizleri bekliyor.

İstanbul TV ve Radyo Kulesi de ileri mühendislik teknikleri gerektiren teknolojik bir yapı. Bu iki yapıyı tasarlamak sizin için nasıl birer deneyimdi?

Projenin ölçeği büyüdükçe genişleyen tasarım ve koordinasyon ağındaki rolünüz, âdeta bir 21’inci yüzyıl maestrosuna dönüşüyor. Ekip halinde üretimin önemini vurgulayan, disiplinler arası bir platformda birlikte çalışma ortamının yaratılmasına olanak sağlayan düşünce sistemi süreçlerini tasarlamak ön plana çıkıyor.

Yüzü geleceğe yönelik kule

İstanbul TV ve Radyo Kulesi’nin İstanbul’un kentsel atmosferine ne tür katkılar sunacağını öngörüyorsunuz?

İstanbul TV ve Radyo Kulesi, yüzü geleceğe yönelik, mimarlık uygulamalarında gelinen noktayı özetleyen bir proje. Dış cephesinden en ince kıvrımlarına kadar tamamı, kentin doğası, bölgenin topografya özellikleri ve rüzgâr verileri baz alınarak tasarlandı. İstanbul doğasının ve Çamlıca rüzgârının modern bir portresi aslında. Bugün kule, birçoğuna göre kentin siluetine “fazlasıyla fütüristik” kaçabilir. Kule tasarımının girdilerinin başında hâkim rüzgâr yönü, manzara odakları ve iletişim sistemlerinin ana taşıyıcı ile kurduğu güçlü bağ yer alıyor. Herhangi bir kent dokusundan bağımsız bir duruşu var. Gözün pek alışık olmadığı, organik bir yapısı var. Aslen kendi içinde bir simetri aksı var. Önü-arkası yok, simetrinin aksını kullanarak manzaraya göre deforme olma durumu var. Asya’ya bakan yüzü farklı, Avrupa’ya dönük olan kısmı başka. Oysa tekniğini, hikâyesini ve önermesini incelediğinizde “en İstanbul duran, İstanbul kokan” yapı olduğunu iddia edebiliriz. Yeni teknolojiler, bize İstanbul’un doğasına, coğrafyasına ya da geçmişine dair verileri kullanarak, İstanbul’u daha iyi tanımlayan yeni bağlamlar icat ederek mimari yapılar tasarlama olanaklarını sunuyor.

Yapı kamusal alan projesi olarak neler sunuyor?

Çalışmamızı sadece mimarisi, tekniği ve teknolojisiyle sınırlı tutmadık; kuleyi aynı zamanda bir “kamusal alan” projesi olarak ele aldık. Giriş kütlesi içinde, halka açık fuaye, kafe, sergi ve medyatek alanları yer almakta. Kulenin iki yanında yükselen “Panorama Asansörler”, monolotik gövdeyi hem besleyen hem de ikiye ayıran mimari elemanlardır. Ziyaretçiler, panorama asansörleri ile 180 metre boyunca hem bir yanda Tarihi Yarımada diğer yanda Karadeniz kıyılarına uzanan dikey bir seyahat tecrübe ederek hem de İstanbul’u deniz seviyesinden yaklaşık 400 metre yükseklikte seyir ve restoran katlarından izleme imkânı bulmakta. Asıl gaye, bulunduğu yerle sağlam ilişkiler kurarak, ışığı, doğayı ve mekânsal boşlukları kullanarak sürpriz karşılaşmalar yaratma; böylece insanların bakış açısını değiştirmesi, farklı bakmasını ve düşünmesini sağlamaktı. Binanın bir kullanım alanına dönüşmesi, bireyle diyalog kurması ve keşif içermesini son derece mühim buluyorum. Ancak bu şekilde gelişimin yolunu açabilir, gerçek bir ilerleme sağlayabiliriz. Bu düşünceleri mimari fikirlere entegre etme biçimim de aynı oldu: Doğayı dinlemek, doğadan öğrenmek, doğanın matematiğini uygulamak…

“Bilgi cinsiyetin üstündedir”

Tüm dünyada mimarlık ve inşaat sektörlerinde erkek egemen bir atmosfer var. Başarılı bir mimar olabilmek için erkeklerden daha fazla mücadele vermeniz gerekti mi?

Coğrafyadan ve yerden bağımsız “kadın bir mimar olmak” global bir konu. Bu bağlamda bir kadın olarak manifestonuzu gerçekleştirmek için düşüncelerinizden taviz vermeden, kendi inandıklarınız ve kurallarınız doğrultusunda eşitlik, özgürlük ve saygı için savaşmanız gerekiyor. Tasarım vizyonunuz ile önce dokunduğunuz yakın çevrenizdeki kişileri, sonra daha geniş bir kitleyi, derken milyonların vizyonunu ve dünyayı değiştirebilirsiniz. Bu bağlamda herhangi bir münhasırlığı göz ardı etmenin kilit noktası, “bilgi”nin gücüne inanmaktır. Bilgi cinsiyetin üstündedir. Bilginin gücünü takip ederseniz, bilginizi sürekli geliştirirseniz yenilikçi olursunuz ve o zaman zorlukları aşabilirsiniz; çünkü cinsiyet görünmez hale gelir ve bilginin gücü daha önem kazanır. Bu bağlamda zorlukları dert edinmeyen, tam aksine çözüm üretmeye odaklı anlayış sayesinde adım adım bugünlere geldik.

İstanbul’a fütüristik kule, Seul’e robot bilim müzesi

Melike Altınışık, 2023 yaz aylarında tamamlanarak kullanıma açılacak Seul Robot ve Yapay Zekâ Müzesi’ni (RAIM) dairesel, yönsüz ve akışkan bir formda tasarlamış.

“Zaha Hadid’in ofisi küçük bir dünya atlasıydı”

Zaha Hadid ile yedi sene boyunca çalışmak nasıldı? Mesleki konular haricinde güçlü bir kadın mimar profili olarak kendisinden neler öğrendiniz?

Bugünkü Melike Altınışık’ın oluşumunda da büyük katkısı olan Zaha Hadid, Londra’da master eğitimimi aldığım AADRL’de jürilerimize gelen önemli mimarlar arasında yer alıyordu. Final jürimizin akabinde kendisinden aldığım bir iş teklifiyle 2006 yılı itibarıyla bu sefer kariyerim bambaşka bir kapıya doğru yöneldi. Londra’da Bowling Green Lane’de yer alan Zaha Hadid Architects ofisinde yaklaşık yedi yıl uluslararası platformda tecrübe edindiğim profesyonel mimarlık serüvenim başladı. Zaha Hadid ofisi âdeta benim için doktoramı tamamladığım bir okul misyonunu üstlendi. Yedi yıl içerisinde yüzlerce mimar ve tasarımcıyla yolum kesişti, onlarca mühendisle tanıştım, nereden baksanız bambaşka kültürlerden 400 kişinin bir arada olduğu, âdeta küçük bir dünya atlasının içerisindesiniz ofiste. Bu durum tabii ki benim de içinde yer aldığım çok önemli bir kültür yaratmaktaydı ve bu durum onca çeşitliliğe rağmen ortak dilin mimarlık olduğunu fark etmemi sağladı. Zaha’nın her şeyin odağında ise “iyi” iş üretmek olan anlayışı, bitmek tükenmeyen savaşında “bilgi”ye ve “biz”e olan inancının yansımalarının bir ekol olarak sürdürülmesine özen gösteriyorum.

İstanbul’a fütüristik kule, Seul’e robot bilim müzesi

 

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler