Geri Dön
Pazar“Şehr-i Hüzün omuzlarımızda tatlı bir yük”

“Şehr-i Hüzün omuzlarımızda tatlı bir yük”

maNga 15’inci yıla özel çıkacakları turnede eski alışkanlıklarına geri dönüp yeni albümden parçalar  çalacak.

“Şehr-i Hüzün omuzlarımızda tatlı bir yük”

Her birinin hayallerini toplayıp “gerçeğe” dönmeye hazırlandığı eşikte ortaya çıkmış bir grup maNga. Özellikle rock dinlemeyenlerin bile ezbere söylediği şarkıların bulunduğu klasik olmuş albümleri “Şehr-i Hüzün”ün tatlı yükü de omuzlarında. Bugünlerde Tuluğ Tırpan şefliğinde gerçekleştirecekleri “Antroposenfoni” konserinin heyecanı içerisindeler. maNga’nın solisti Ferman Akgül, 15’inci yıllarını kutlamak için çıkacakları ve 1 Mart’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde startını verecekleri turnede eski alışkanlıklarına döneceklerinin müjdesini, “Eskisi gibi yeni albümden şarkılar çalacağız” sözleriyle verdi. Turne hazırlıkları öncesinde maNga’yla Dada Salon’da bir araya geldik.

15 yılda pek çok iz bıraktı maNga; bu 15 yıl sizin için ne ifade ediyor?

Ferman Akgül: Geriye dönüp baktığımızda bazı şeyleri ne kadar erken yapıp ne kadar geç anlatabilmişiz. Şimdi bir sosyal medya paylaşımıyla neler yaptığınızı anlatabiliyorsunuz. Konserlerimizde dinleyici kitlesinin nasıl evrildiğini seyircinin gözüyle muhatap olduğum için görebiliyorum. Anne babalarıyla gelenlerin, anne baba olduğunu görüyoruz. Müziğimizin nesilden nesile aktarıldığına şahit olmak bizi heyecanlandırıyor.  

1 Mart’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde start alacak turne için özel hazırlıklarınız var mı?

Ferman Akgül: İlk iki albümümüzden çalmadığımız şarkılar var ve çok fazla istek geliyor, bunları çalacağız. İnteraktif olarak bu konserlerde üç dört şarkıyı seyircimize seçtireceğiz. Yeni albümden bazı parçaları ilk defa bu turnede çalacağız. Biz de ilk başladığımız zamanlardaki alışkanlıklarımıza geri dönmek istiyoruz. O zamanlar albümü beklemeden bir şarkı yaptığımızda konser varsa sözleri bitmemiş bile olsa çalıyorduk, yeniden bunu yapacağız.

Senfoni konserine hazırlanıyorlar

Bu turnenin belgeseli gelecek mi?

Ferman Akgül: Bu defa hayır! Mayıs ayında gerçekleştireceğimiz senfonik bir konser için çalışıyoruz. Tuluğ Tırpan şefliğinde büyük bir orkestrayla çok özel bir konser olacak. Paylaşacağımız yeni parçalar da bu senfonik projenin içerisinde olacak. Bu konserdeki parçaları kaydedeceğiz. Bu sadece senfonik bir konser olmayacak, orada hayalimiz bir kısa filmi de lanse etmek. Belki de bu ilk defa olacak Türkiye’de. Dünyada da az örneği var. Hem müzikal şov olmasını istiyoruz hem de animasyon geleneğinden geldiğimiz için bunu bir kısa filmle desteklemek istiyoruz. 

Yağmur Sarıgül: Birlikte çalıştıkça şarkılarımızın dinamiklerinin klasik müzikteki yansımasını görüyoruz. Güçlü bir şey olacak. Kariyerinde klasikleşme yönünde giden grupların geçtiği bir duraktır senfoni konserleri. Birçok büyük grubun böyle iş birlikleri var. Şarkıları yeniden düzenleyip, çeşitli sürprizlerle desteklemenin de çalışmasındayız.

Yeni albüm yakında dinleyicilerle buluşacak. Nasıl bir şey bekliyor dinleyiciyi?

Ferman Akgül: Bu gidişle albüm şarkılarını canlı paylaşacağız. Turnede yeni albümden şarkılar söylemeye başlayacağız. Şarkılar senfoni konserinde evrilecek ve başka bir forma dönüşecek. Büyük ihtimalle biz bu senfoni konserinde canlı kayıt yapıp bunu nasıl paylaşabiliriz diye tartışmaya başlayacağız. Şu an bu senfoni konserine yoğunlaştık. Konserde altı yeni parça paylaşacağız. Belki bir iki tanesi cover olacak. Konserin adını “Antroposenfoni” koyduk; bu konsept içerisinde şarkıları vermeye çalışacağız. 

“Şehr-i Hüzün” hâlâ en çok dinlenen albümler arasında; sizce neydi o albümün sırrı?

Ferman Akgül: “Şehr-i Hüzün” bizim hayatımızda büyük değişiklikler yaşadığımız bir dönemin yansıması. Şu anda belki şehir değiştirmek, bazı kararlar almak, günümüzün hızında kolay hazmedilebilen bir durum, ama o zaman çok da kolay değildi. İstanbul’a hayranlıkla bakıp bir turist gibi geze geze havasını soluyarak çok şey biriktirdik ve bu durum şarkılardan, albümün ismine dek sirayet etti. Yaşadığımız o birikimin ürünü özel bir albüm. İlk albümle arasında yaklaşık dört buçuk sene var, ikinci albüm için acele etmedik. Sonunda böyle bir albüm çıkarmak ve bu çalışmanın değer görüyor olması bizi çok mutlu ediyor. Bir yandan da bu tatlı bir yük. Herkes öyle bir albüm yapmamızı bekliyor. Biz o zamanki heyecanımızla bu senfoni albümüne girip yine çok farklı bir heyecan yaratma hayalindeyiz.

“Şehr-i Hüzün omuzlarımızda tatlı bir yük”

“Keşke yeniden Eurovision’a gitsek”

Cem Bey, siz gruba en son katılan kişi olarak maNga’nın müzikal evrimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cem Bahtiyar: Basgitarımı kaldırıp okuluma konsantre olduğum, müziği ikinci plana attığım anda Ferman’ın telefonu geldi. Herkesin arayıştan bıktığı ve birbirini bulduğu bir dönemdi. Artık yeni bir şey yapmalıyız diye bir araya gelen bir grup maNga. Böyle başladı macera ve devamı iyi geldi.

Ferman Akgül Bizi bağlayan en önemli şey, hepimizin bireysel olarak aslında çok yorulup çok fazla grup değiştirmesi oldu. Herkesin olmayacak dediği noktada birbirimizi bulmamız bizi çok bağladı. Bu büyük bir dönüm noktasıydı.

Eurovision’dan sonra bozdular gibi eleştiriler de var. Grup için bir dönüm noktası mı yarışma? Nasıl bakıyorsunuz Eurovision’a?

Ferman Akgül Türkiye’nin sanat ve müzik olarak uluslararası her platformda olması gerektiğini düşünüyoruz. Ülkemizde yapılanları anlatmak için önemli bir platform. Keşke tekrar gitsek. Millî maç izler gibi izliyorduk. Eurovision hâlâ dünyanın en büyük organizasyonlarından biri. Çok ciddi paylaşımlar oluyor ve size önemli kapılar açıyor.

 

 

 

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler