Geri Dön

Zor yerden sorduk: Erkeklerin kadın kahramanı var mı?

21. yüzyılda hâlâ pes etmeden eşitlik mücadelesi veren tüm kadınlar bizim kahramanımız. Peki, bir basamak yukarıda konumlanmanın konforunu yaşayan erkeklerin kadın kahramanları var mı?

Zor yerden sorduk: Erkeklerin kadın kahramanı var mı?
Seyhan Akıncı

Jane Eyre’i birçoğumuz biliriz. Peki, Charlotte Bronte’un Edward Rochester ve Jane Eyre’in aşklarını daha da masalsı kılmak için Rochester’in evin tavanına kilitlediği eski karısını o tutsaklıktan kurtarıp, bir insanın neden çıldırabileceğini anlatan Jean Rhys’ı kaçımız? Ben de Rhys, Sevim Burak ve Ingeborg Bachmann’la tanışana kadar edebiyatın harika çocuklarının erkekler olduğunu düşünürdüm. Müzikte, resimde ve bilim dünyasında aynı yanılgı 21. yüzyılda da sürüp gidiyor. Dünyanın çarkını erkekler döndürürken tozunu almak kadınların payına düşüyor. Fakat dünya tarihi masalın sonunu değiştiren kadınlarla dolu. Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden ABD’li yargıç Ruth Bader Ginsburg’ün ardından yas tutanlar sadece kadınlar değildi. Bu adil ve cesur kadını pek çok erkek de selamladı. Buna karşın bir Twitter kullanıcısının sorduğu soruya gelen yanıtlar erkeklikle ilgili ciddi bir sorunumuzun olduğunu bir kez daha hatırlattı. Soru netti: “Erkeklerin kadın kahramanı var mı?” Binlerce kullanıcı neden kadın kahramanları olmadığını anlatmaya koyuldu. Biz de farklı yaş ve mesleklerden erkeklere sizin kadın kahramanınız var mı diye sorduk.

Boran Kuzum - Oyuncu

“Afife Jale bana güç veriyor”

“Afife Jale, müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu bir dönemde Darülbedayi bünyesine katılarak sahneye çıktı. Sahneye çıktığı gün polis tarafından tutuklanmak istenmesine ve dönemin varolan bütün baskısına rağmen istediğinin peşinden koştu. Halen dünyanın pek çok coğrafyasında sanatçılar çeşitli zorluklarla mücadele etmekte. Kendi coğrafyamızda sevdiği mesleğin peşinden koşmuş olan Afife Jale aklıma gelince bana güç veriyor.”

Gündüz Vassaf - Psikolog /Yazar

“Mesele erkeklerin kahramanlıktan vazgeçmesi”

“Kahramanlık erkek işi. Ego patlaması. Mesele kadınların kahraman olması değil, erkeklerin kahramanlıktan vazgeçmesi.”

Cem Davran - Oyuncu

“Hiç düşünmeden, elbette annem”

“Hiç düşünmeden, elbette annem. Ben annemi kadın kahramanım diye ayıramam bile, doğrudan kahramanım benim. Kadın olarak ayakta kalmaya çalışması bir yana, bir kahramanlık hikâyesi zaten tüm hayatı. Ne bekler, ne umar ki zaten bir insan kahramanından; ona asil bir masal sunmasını. İşte annem böyle tarif edebildiğim bir kahraman benim için, asil bir varoluş, anlamlı bir hikâye, muhteşem bir öğreti.”

Kerem Görsev - Caz piyanisti

“Keman hocamı hayatımın sonuna kadar unutamam”

“1972 yılında İstanbul Devlet Konservatuarı’nda keman hocam Gönül Gökdoğan’dı. Fransa’dan Türkiye’ye dönmüş ve okulda hocalığa başlamıştı. Bizlere nezaket, sosyal ortamlarda davranış biçimi, insan ilişkileri, meslek aşkı, çalışma disiplini aşılayan özellikle her sorunumuzu dinleyip bir çare bulan İstanbul hanımefendisi bir şahsiyetti. Kendisine sıhhatli uzun ömürler dilerim. Ders sonrası evinden getirdiği kek, kurabiye ile çay ve kahve ikramlarını hayatımın sonuna kadar unutamam.”

Emre Yeksan - Yönetmen

“Öğretmen, şair ve devrimci”

“Kahramanım diyebileceğim kadınların sayısı oldukça fazla. İçinde yaşadığımız şartları düşününce bir isim kendiliğinden öne çıktı: Anarşinin Büyük Hanımefendisi, öğretmen, şair ve devrimci Louise Michel. Paris Komünü’nün önder figürlerinden olan Michel’in yaşamı başka bir dünyanın hayalini kuranlar için cesaret verici fikirler ve hikayelerle dolu. Onu Komün’ü yargılamaya çalışan mahkemede kendi idamını talep ederek yaptığı savunmanın şu son cümleleriyle hatırlatmak isterim: “Eğer yaşamama izin verirseniz intikam çığlıkları atmaya, ve kolladığınız o katillerden kardeşlerimin öcünü almak için mücadele etmeye devam edeceğim. Bu kadar! Eğer bir avuç korkak değilseniz, beni öldürürsünüz.” (Merak edenler için not: Öldüremediler.)”

Taner Ölmez - Oyuncu

“Benim kahramanım Türkân Saylan’dır”

“Son nefesine kadar ileri görüşlülüğünü ve çağdaş yaşama olan inancını hiç yitirmeyen. Gençlere umut ışığı yakan bir kadın kahraman geçti bu topraklardan. Benim kahramanım Türkân Saylan’dır...”

Furkan Korkmaz - Basketbolcu

“Bu güçlü kadından hayata dair öğreneceğimiz çok şey var”

“Bugüne kadar kahraman olarak nitelendirdiğim bir kadın oldu mu? diye kendi kendime düşündüm ve aslında bu sorunun nasıl bir toplumsal yaraya parmak bastığını çok daha iyi anladım. Bir süredir tarihle ilgilenmeye, ülkemizin tarihi yerlerini gezerek oralar hakkında bilgi edinmeye başladım. Bu okumalarım sırasında döneminin çok ilerisinde bir vizyona ve duruşa sahip oluşuyla beni kendine hayran bırakan bir kadın oldu. M.S. 4’üncü yüzyılda İskenderun’da yaşamış matematikçi, astronom ve filozof Hypatia. Kız çocuklarına nadiren eğitim verildiği ve kadınların kendileri için belirlenen rollerin dışına çıkmasının yasaklandığı bir dönemde sadece eğitim almakla yetinmeyip, astronomi, felsefe gibi birçok alanda kendi çalışmalarını yapmış, modern matematiğin temellerinin atılmasında çok büyük rol oynamış biri. Beni en çok etkileyen sözü ‘Düşünme hakkınızı koruyun, yanlış düşünmek bile hiç düşünmemekten iyidir’ oldu. Kendisini adadığı şeylerin peşini canı pahasına bırakmayan bu güçlü kadından hayata dair öğreneceğimiz çok şey olduğuna inanıyorum.”

Prof. Dr. Cem Say - Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi

“Kendisine ve yaptıklarına hayranlık duyuyorum”

“Çocukluğumdan bahsedecek olursam o dönem edindiğim bir kadın kahramanım yoktu. Sanırım yaş itibarıyla cinsiyet üzerinden değerlendirmeler yaptığımız ve kahramanlar edindiğimiz bir dönem. Fakat daha sonrasında vov dediğim kişi ve kahramanım olarak nitelendirebileceğim isim Türkan Saylan. Kendisiyle tanışma fırsatı da bulmuştum, kendisine ve yaptıklarına hayranlık duyuyorum.”

Abdullah Avcı - Teknik Direktör

“Kadın futbolunun eşitlik mücadelesini çok önemsiyorum”

“Bir kahramanım, idolüm olmadı hiçbir zaman, ne kadın ne de erkek. Ama öğrenmeye ve gelişime çok değer veriyorum, o nedenle de saygı duyduğum, takdir ettiğim, ilham aldığım isimler oluyor elbette. Bir futbol insanı olarak, kadın futbolunun eşitlik uğruna verdiği mücadeleyi çok önemsiyorum. Ülkemizin kadınlar futbolunda ev sahipliği yaptığı ilk uluslararası turnuvanın da elçisi olmuştum. Kadın futbolcuların eşit ücret talebi 2019’da öne çıksa da, aslında ta o zamanlardan gelen bir tartışma konusu. Bu bağlamda 2019 Dünya Kadınlar Dünya Kupası’nın, futbolun ataerkil bir spor dalı olduğuna dair öyargıları kıracak ve kadın sporcuları hak ettikleri noktaya taşıyacak fitili ateşlediğine inanıyorum. Bu turnuvanın şampiyonu olan ABD Milli Takımı kaptanı Megan Rapinoe gerek sahadaki güçlü duruşu, gerekse saha dışındaki lider tavırlarıyla çok beğendiğim bir karakter oldu. Neredeyse kimsenin tanımadığı bir sporcuyken, bir anda cinsiyetçiliğe ve eşitsizliğe karşı duran bir figür haline geldi. Daha fazla kız çocuğunun futbol oynamasını, futbolcu olmak istemesini sağlayacağından eminim. Kahraman olmak da böyle bir şey zaten.”

Cem Erciyes - Doğan Kitap Yayın Direktörü

“Tezel’in her şeyi boş veren özgüveni beni etkilemişti”

“En sevdiğim ve uzun süre etkisinde kaldığım kadın kahraman, “Bir Düğün Gecesi”nin kahramanı Tezel’di. Kimileri onu nihilist, romanı da pesimist buldukları için sevmez. Bilmiyorum, bugün tekrar okusam belki ben de böyle bulurum. Ama ben romanı Adalet Ağaoğlu’nun en iyi romanlarından biri, Tezel’i de Türk edebiyatının en güzel kadın kahramanlarından biri olarak hatırlamaya devam etmek istiyorum. Tezel’in ironisi, çevresine aldırmazlığı, her şeyi boş veren, ama dalgasını da geçen o özgüveni beni etkilemişti. Etrafındaki erkeklerin kendisinden yararlanmaya çalıştığı, bu güzel kadın bir yandan onların hepsinin zavallığının farkındadır. Yetenekli, kültürlü, hayatı dolu dolu yaşamış ve bir şeylerden, sırf onları beğenmediği ve değiştirmeye uğraşmaya değer bulmadığı için vazgeçmiş bir kadın karakter.”

“Erkekler risk ve maceraya açık olmaları gerektiği inancıyla büyütülüyor”

Kahraman dendiğinde neden akla ilk olarak erkeklerin geldiğini Psikolog Dr. Gizem Sürenkök şöyle açıklıyor: Toplumdaki geleneksel erkeklik algısı erkeklerin başarılı, saygı duyulan, hiçbir koşulda güçsüzlük göstermeyen, duygularını belli etmeyen bireyler olmaları gerektiğinin altını çiziyor. Erkekler tehlikeyle karşılaşacak olsalar bile risk ve maceraya açık olmaları gerektiği inancıyla büyütülüyor. Yapılan çalışmalar kurgusal kahramanların büyük bir kısmının erkeklerden oluştuğunu gösteriyor. Kurgusal kadın karakterlerse daha çok uysallık ve sevecenlikle ilişkilendiriliyor ve genellikle ya kötü ya da zor durumlardan kurtarılması gerekenler olarak karşımıza çıkıyor. Güçlü kadın karakterlerin de ya fazla objeleştirildiğini ya da fazla duygusuzlaştırıldığını görüyoruz. Tüm bu sebepler kahraman dendiğinde aklımıza öncelikle erkek figürlerin gelmesine yol açıyor.”

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber