Geri Dön

Abdullah Ercan: Teklifler geliyor, uygun olursa kabul edeceğim

Türkiye’de hem Trabzonspor, hem Fenerbahçe hem de Galatasaray formalarını giyip birçok kez Milli Takım’a seçilen Abdullah Ercan, teknik direktörlük kariyerine başladıktan sonra Skorer’in özel konuğu oldu. Ligin gelmiş geçmiş en sert defans oyuncuları arasındaki yerini bugün de koruyan Ercan, hem futbolculuk dönemlerini, hem de ligin bugünkü durumunu bizim için değerlendirdi.

Abdullah Ercan: Teklifler geliyor, uygun olursa kabul edeceğim
Röportaj: Ezgi Toper / Kamera: Fevzi Tapan

İşte Abdullah Ercan'ın Skorer'e yaptığı özel açıklamalar...

- Hem Fenerbahçe, hem Trabzonspor hem de Galatasaray’da forma giymiş bir futbolcu olmak nasıl bir duygu? Bazı futbolcular tek bir takımla kendini özdeşleştirirken siz bu kararı nasıl verdiniz?

Futbola büyük takımların altyapısında başlayıp, orada bitirmek çok zor bir olay. Taraftar senden bıkıyor, takımın başarısızlıkları olabiliyor… Ben 9 sene Trabzonspor’da 3 sene Fenerbahçe’de, çok az bir dönem de Galatasaray’da oynadım. İstanbulspor’da da bıraktım. Büyük takımlarda uzun süre oynamak futbolcu açısından oldukça zor. Her zaman iyi olmak zorundasınız. Yoksa acımaları yok, hemen alternatif oyuncu transfer ediyorlar. Futbol hayatım boyunca iyi oyuncularla oynadım, futbolun şanslı döneminde, zirve yaptığı zamanlarda oynadım. Profesyonellik konusunda da, insanın transferleri bazen kendi elinde olmuyor. Benim Trabzonspor’dan Fenerbahçe’ye geçişim 1999-2000 senesinde oldu. O zaman Trabzonspor’dan ayrılmak zorunda kalmıştım ve transferim olaylı olmuştu.

- Bu transferler sırasında taraftarlardan ne gibi tepkiler gördünüz?

Trabzonspor’dan Fenerbahçe’ye nasıl geçtiğimi anlatana kadar neler yaşadığımı bir ben biliyorum bir Allah biliyor. 9 sene bir yerde oynayıp, orayla özdeşleşip sonra da rakibe gitmek kolay değil. Hiç tasvip etmediğim bir sürü küfür ettiler bana (gülüyor) Artık insanların bunlara alışması lazım. Çünkü paralar çok büyük, alternatiflere çok çabuk ulaşılabiliyor. Bugün kötü oynuyorsanız iki hafta sonra sizin yerinize yabancı bir oyuncu transfer edilebiliyor. O yüzden bu olayları bu kadar abartmanın anlamı yok. Avrupa’da da bir sürü örneği var. Bir de eskiden kaçırmalar, silah çekmeler vardı. Artık eskisi gibi değil. İyi ki de değil.

- Taraftarlar sizi uzun süre oynadığınız Trabzonspor ile özdeşleştirmişler ama sizin için daha özel olan takım hangisiydi? Tek şampiyonluğunuz da Fenerbahçe ile.

Oynadığım bütün takımlarda performans olarak maksimumumu vermeye çalışan bir oyuncuydum. Değişik kulüplerde oynadığınız zaman insanlar size ne derse öyle oluyor. Bazılar Trabzonsporlu Abdullah, bazılar Fenerbahçeli Abdullah diyor. Ben kendimi bir yere koymuyorum. İnsanlar beni nerede görmek istiyorsa ben oradayım.

Fenerbahçe zamanında bir kadro dışı sorunu yaşadığınızı hatırlıyorum. Bir de teknik direktör Werner Lorant ile bir sıkıntınız olmuştu sanırım…

Ben Süper Lig’de yaklaşık 15 sene oynadım, hiçbir antrenörle sorun yaşamadım. 1999-2000 senesinde ilk Fenerbahçe’ye geldiğimde Mustafa Hoca zamanında şampiyon olduk. Sonra Werner Lorant geldi. Benim doğrularım vardı, Lorant’ın doğruları vardı. Neyi beğenmediğini bilmiyorum ama beni o dönem kadro dışı bıraktılar, sonra affettiler, oynamaya başladım ve yaklaşık 32 yaşında tekrar Milli Takım’a seçilmiştim. Lorant konusunda burada anlatamayacağım çok şey var ama kısaca yıldızımız barışmadı diyelim.

- Oynadığınız dönemin en sert oyuncularından biri olduğunuz konusunda ne söylersiniz?

Topa sert derseniz kabul ederim. Futbol sert bir oyun. Kastî anlamda bana yapılmasını istemediğim hiçbir hareketi hiçbir futbolcu arkadaşıma yapmadım. Topa sert girdiğimi kabul ederim. Hırslı ve sert bir oyuncuydum. Karakterim böyle.

- Hatırladığım kadarıyla sizin döneminizde hemen hemen bütün defans oyuncularında bu hırs vardı ama günümüzdeki oyuncular pek de öyle görünmüyor. Siz nasıl kıyaslarsınız?

Ben oyuncu karakterine bağlıyorum. Bizim zamanımızda oynanan oyunla şimdiki oyunun sertliği bir değil. Bizim dönemimizde aidiyetle oynama oranı daha yüksekti. Bu sertliği de getiriyor muydu derseniz katılabilirim ama hiç kimseyi sakatlamak için girmedim. Ayrıca ben de çok faul yapılan bir oyuncuydum, bana da haksızlık etmeyin (gülüyor)

- Bugüne gelirsek oynadığınız takımların şu anki performansını sormak istiyorum. Trabzonspor’u nasıl buluyorsunuz?

Trabzonspor son 1,5 yıldır her anlamda çok doğru işler yapıyor. Benim zamanımda yöneticiliğimi de yapmış Sayın Ahmet Ağaoğlu çok başarılı işler yapıyor. Aynı zamanda saha içi de çok iyi gidiyor. Çok iyi bir kadro oluşturdular. Eksiklerini iyi tespit edip iyi oyuncular alıyorlar. Ben şu anki Trabzonspor kadrosunu 1996’da şampiyonluğu kaçıran,  2010-2011’deki kadrodan sonra gelmiş en yetenekli ve en alternatifli kadro olarak görüyorum. Eğer ilerleyen sezonlar için genç-yerli fark etmez, iki tane de iyi ve alternatifli bek ve bir santrafor alabilirlerse 3-4 senenin kadrosunu oluşturmuş olacak. Ben bu sene Trabzonspor’un ciddi şekilde şampiyon adayı olduğunu düşünüyorum. Bir teknik direktör olarak kadroya ve oynanan oyuna baktığımda bu sinyalleri alıyorum. Sosa’nın 1-2 sene sonra bırakacağını düşünerek Guillherme’yi transfer ettiler. 28-29. haftada yarışta kalacak 3-4 takımdan biri olacaktır.

- Peki Fenerbahçe’yi nasıl değerlendirirsiniz?

Fenerbahçe’nin çok önemli bir enerjisi var. Son haftalarda ciddi şekilde tempolu ve iyi oynuyorlar. Sadece takım derinliği ve alternatif yaratma konusunda sıkıntıları var. Şampiyonluk yarışında 3-4 takım kalacaksa ki bana göre öyle olacak, bunlardan biri de Fenerbahçe olur. Ben üstteki 6 takımın 27. haftayı göreceklerini, sonra da 3-4 takım içinden şampiyonun çıkacağını düşünüyorum. Bunlardan biri Fenerbahçe, birisi de Trabzonspor.

- O zaman diğer adayı da sorayım…  

Galatasaray’ın olacağını da düşünüyorum.

- Bu noktada Sivasspor, Başakşehir ya da Alanya’da bir çözülme ya da kopma olacağını mı düşünüyorsunuz?

Başarılarını kesinlikle küçümsemiyorum. Haksızlık yapmak istemiyorum. Beşiktaş’ı biraz geride tutarak bu altılının 27. haftaları göreceğini düşünüyorum ki ikisi de (Sivasspor ve Başakşehir) ciddi anlamda iyi oynuyor.

- Siz yıllarca Milli Takım forması da giydiniz. Şu anki jenerasyonu ve Euro 2020 şansını nasıl görüyorsunuz?

Benim zamanımda Ümit Milli Takım’da oynayan yaklaşık 15 oyuncu şu an A Milli Takım’da. Eskiden çok sıkıntı çektiğimiz bölgelerde şu an çok alternatifli oyuncularımız var. Şu anki mevcut kadro, beraber en az 2-3 turnuvaya gidebilecek bir grup. Bu da bizim için büyük şans. İyi de bir grup çektik. Gruptan mutlaka çıkacağımızı tahmin ediyorum. Ama ben esas hedefimiz 2022 olmalı diye düşünüyorum. Türk Milli Takımı’nın, eğer 2022 Dünya Kupası’na giderse daha büyük işler yapabileceğini düşünüyorum. Şu anki takımda 1994 yaş grubundan 2000 yaş grubuna kadar bir sürü oyuncu var. Bunlar hem yetenekli hem de yurt ışında gelişimlerine devam eden oyuncular. Milli Takım, Türk takımlarının Avrupa’daki macerasına göre bizi onurlandıran tek takım.

- Bitirirken sizin şu an neler yaptığınızı ve kariyerinize nasıl devam etmek istediğinizi de sormak istiyorum.

Türk futboluna antrenör olarak hizmet etmeye devam. Sezon başında Sakaryaspor’da başladık; çok başarılı geçmedi ama teklif alıyorum. İnşallah amacıma, düşüncelerime uygun bir şey olursa kabul edeceğim.

 

 Barcelona, Athletic Bilbao'ya son dakika golüyle yıkıldı:

Abdullah Ercan: Teklifler geliyor, uygun olursa kabul edeceğim

Amatör maçta klas gol!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber