Beşiktaş'ta şimdi herkes birbirine şunu soruyordur; Bu takım bu hale nasıl gelir?
Gelir kardeşim, gelir! Basiretiniz bağlanır, özgüven duygunuz yerle bir olursa gelir!
Hele hele rakipler sizi çözüyorsa, gelir, gelir, niye şaşırıyorsunuz ki?
'Banko' kazanacağınız maçlarda yeniliyorsanız, son kaçınılmazdır! Oynadığınız futbol kadronuzla ters orantılıysa ki öyle, niye şaşkınlık içindesiniz? Geçmişe gerek yok, düne bakın... Biri eline - koluna sahip çıkamıyor, penaltıya neden oluyor! Hadi su götürür tarafı var... Peki, Necip'in gördüğü kırmızı karta ne demeli? Bunun hiç savunması bile olmaz, yakıştıramadım!
Kaldı ki her iki karar da sabaha kadar doğrudur! Sadece bunlar mı? Elbette hayır... Mert'e ne demeli? Yılların tecrübesi var apoletlerinde...
Gelin görün ki ikinci goldeki ıskasını acemiler yapmaz! Çıkıyorsan, sağlam çıkacaksın arkadaş! Dördüncü golde ise ayağı çime takıldı, dizi döndü... Geçmiş olsun...
Şimdi burada Champness'e yani golü atana da bir çift lafımız olacak. Zaten farkı üçe çıkarmışsınız, gole giderken Mert'in yere yığıldığını görüyorsun, laf olsun diye kendini atmayacağına göre, demek ortada bir ciddi durum söz konusu değil mi? Zaten maç bitti, bitecek... Atmasan centilmenlik yapsan, kötü mü olurdu? Boş kaleye attın da boyun mu uzadı?
Gerçekten içim acıdı, o pozisyonu izlerken! 'İnsan sağlığı mı, gol mü?' diye düşündüm o an? Tabi ki insan sağlığı... Gel de o adama bunu anlat!

*

Beşiktaş, artık görünen köydür, kılavuza gerek yok! Kızmayın sakın ha! Çünkü rakipler Beşiktaş'ı çözdüler...
Savunmaya yaslanıyorlar, etkili kramponlarına 'pranga' vuruyorlar, fırsat kovalıyorlar, buluyorlar da... Aynen dün olduğu gibi... Ailece ileri çıkıp, gol ararken, golleri hep kalesinde görüyor Kartal!
Sezon başından bu yana ilk kez 4-4-2 oynadılar. Şaşırdım! Belli ki Sergen hoca hem iyi futbol, hem de farkı düşünmüş olsa gerek..
İyi de hocam, o savunmanın ailece ofansa çıkmasına ne diyeceğiz? Gördük ki, fark atmayı hesaplarken farkı Kartal yedi hocam? Bunun adını ne koyacağız? Öyle veya böyle, rakip tam tamına dört gol buldu, ürettiklerini de atsa, fark daha da büyürdü.
Peki, koca 90 dakika içinde Kartal'ın kaç tane net pozisyonu var: Ben diyeyim, iki, siz deyin üç...
Biri Rosier'in direkten dönen şutu, diğeri Ghezzal'ın ilk yarıdaki gole dönüşmeyen bazukası.
Başka, başkaaa! Var mı sizce? Bence yok!
Tribünlere bakıyorum, yer yer boşluklar var. Belli ki taraftarda umudunu kesmiş Kartal'dan... Rakibi alkışlamalarına saygı duyuyorum, centilmenlik örneğidir... Ancakkk Kartal'ı protesto etmek nereden çıktı kardeşim?
Zaten kötü durumdalar, bir de siz vurmayın, sahip çıkın, sahip! Geçtiğimiz sezonu anımsıyorum, onca eksiğine karşın takır- takır futbol oynayarak iki kupaya kanat çırptı Kartal...
Ya bu sezon? Kadro muhteşem... Futbol mu? Sıfırın altında sıfır!
Takımda ruh kalmamış ruh!
Zirve treni kaçtı, yakalamak hayal, Kartal adeta komada!
Kartal'ı ayağa kaldıracak REÇETEYİ bakalım kim yazacak?
Tabi ki adres Sergen Yalçın'dır, o reçetinin içeriğini ben de çok merak ediyorum hocam!