Göteborg’a ne oldu?

29. HAFTA

Anadolu yakasında yaşayan bir insanın TT Arena’da maç izledikten sonra evine dönerken konuşacak ve/veya düşünecek çok zamanı oluyor. Stadın yeri ve çevre düzenlemesi sebebiyle aracınızı otopark mafyasından, ya da canınızı mahşer kalabalığından kurtardıktan sonra tabi ki…
On binlerce futbol sever için Galatasaray-Real Madrid maçı da istisna değildi. İstisna olan ikinci yarı ise 25 ve üstü yaşlardaki herkese nereden nereye dedirtti. Çünkü Real Madrid’e 15 dakikada 3 gol atan takımın olduğu kadar; Göteborg’a 22 korner atıp, 1 kornerle yenilen takımın da taraftarıydı onlar.
En iyi ve en kötü maçlar bir bir hatırlanırken asla atlanmayan o efsanevi Göteborg maçı, konuyu Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi tarihinden alıp, başka bir yere getiriverdi.
Göteborg’a ne olmuştu?
Daha doğrusu futbolcularının isimlerini okumakta ve hatırlamakta zorlandığımız bilumum İskandinav, Balkan ve küçük orta Avrupa ülkesi takımına ne olmuştu?
Cevabı bulmak zor olmadı. O zamandan bu zamana Şampiyonlar Ligi ve katılım kuralları o kadar çok format değiştirdi ki, olan arada büyük oynamaya çalışan küçük ülke takımlarına oldu. Bugün 3 büyük ligin dördüncüleri kadar değerleri var UEFA nezdinde.
Şahsen rekabeti ve kaliteyi maksimumda tutmak için olabilecek en iyi sistemlerden biri olduğunu düşünsem de, 3 büyük ligin neredeyse yarısını Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi’ne yollamak önlenemez istisnaları da beraberinde getiriyor.
Almanya’da bu hafta bu istisnaların altının çizildiği bir hafta oldu. Şu anki ülke puanı ilk 3 takımın doğrudan, 4. takımın da ön eleme oynayarak Şampiyonlar Ligi’ne gitmesini sağlıyor. Bayern veya Dortmund’dan biri kupayı alsa dahi, Bundesliga’nın ilk 3’ünde olmaları garanti olduğundan; geçen sene kupayı alıp ilk 4’e giremeyen Chelsea yüzünden Tottenham’ın başına gelen 4. olup, Şampiyonlar Ligi’ne katılamama durum da imkansız.
Yani biletler garanti. Biletleri almaya çalışanlar ise kıyasıya bir mücadele içinde. Bayern’i ve bu hafta sonu deplasmanda Fürth’e 6 atıp (ilk yarı 0-5) ikincilikteki yerini sağlamlaştıran Dortmund’u bir kenara yazarsak, kalan bir bilet için Leverkusen ve Schalke doğrudan kapıştı bu hafta. Schalke evindeki maç öncesi 4 olan puan farkını 1’e indirebilirdi. Komplo teorisyenlerine göre Şampiyonlar Ligi’nin ana sponsoru ve aynı zamanda Schalke takımın da formasına reklam veren Gazprom şirketinin de istediği buydu ve olacaktı.
Sahada işler pek öyle beklendiği gibi gitmedi. Schalke, Galatasaray eşleşmelerinden tanıdığımız genç Pukki’nin sonlara doğru girip attığı 1 gol ve yaptırdığı 1 penaltıyla beraberliği zor kurtardı. (2-2)
Bu sonuçla Leverkusen ve Schalke arasındaki fark aynı kaldı, ama Cuma akşamı sessiz ve emin adımlarla ilerleyen mütevazı Freiburg, Hannover karşısında 3 puanı cebe koymuş izliyordu bu maçı. Sonuç onlara yaradı.
Güneyin bu Alman’dan çok Fransız olan, futbol deyince akla ilk sıralarda pek gelmeyen şehri, Şampiyonlar Ligi ön elemesine 1 puan yaklaştı.
Şu anki yerleri UEFA Avrupa Ligi’ne yetiyor. Aşağıda ise Avrupa Ligi için kalan bir bilet, savaşan 6 takım var. Sırasıyla Frankfurt, Mönchengladbach, Hamburg, Mainz, Hannover ve Nürnberg.
Bu 6 takımın 5’i kaybetti bu hafta. Yani sezon sonundaki sıralamayı tahmin etmek neredeyse imkânsız. Garanti olan tek şey Avrupa Kupası heyecanın 11 takım için son haftaya kadar süreceği. Geri kalanlar da düşmeme savaşı veriyor zaten.
Şampiyonu bitime 6 hafta kala kesinleşen bir ligde statlar dolmaya, yayıncı kanal gülmeye, sponsorlar reklama devam ediyor.
Göteborg mu?
Sahi bir Göteborg vardı..
ne oldu ona?
HAFTANIN KARMASI
(3-4-3)

---
Hildebrand (Schalke)
---
Boateng (Bayern)
Rüdiger (Stuttgart)
Verhaegh (Augsburg)
---
Schmid (Freiburg)
Götze (Dortmund)
Kuba (Dortmund)
Ji (Augsburg)
---
Reisinger (Düsseldorf)
Son (Hamburg)
Pizzaro (Bayern)

HAFTANIN TAKIMI
Augsburg

Son 7 haftadaki 4. galibiyetlerini Frankfurt karşısında aldılar. Ligin ikinci yarısında bu zamana kadar topladıkları 18 puan var. İlk yarıda sadece 9 puan toplayabildiklerini hatırlarsak, ne kadar önemli bir çıkış yakaladıklarını daha iyi vurgulayabiliriz. Ligde kalmak için en çok uğraşan takım kesinlikle Augsburg.

HAFTANIN YILDIZI
Teemu Pukki (Schalke)

Türk futbolseverlerin Galatasaray eşleşmesinde yakından izleme fırsatı bulduğu genç oyuncu, bu hafta Schalke’nin kendi evinde 2-0 geriye düştüğü Leverkusen maçında oyuna girdikten sonra attığı 1 gol ve yaptırdığı bir de penaltıyla mağlubiyeti engelleyen isim oldu.

HAFTANIN GOLÜ
Boateng (Bayern Münih)

Nürnberg maçında kimse büyük bir sürpriz beklemiyordu. Bir stoper olarak Boateng’in önünde seken topa santrafor edasıyla vurduğu vole ise küçük bir sürpriz olarak maçın en güzel anı oldu. Erken gol zaten çok rahat olan Bayern’in güle oynaya farka gitmesini sağladı.