Hırvatistan Milli takımının orta sahasının tüm yükünü İspanya'da forma giydiği Barcelona'nın ezeli rakibi Real Madrid'in yıldızı Luka Modric ile paylaşan futbolunun en verimli yıllarını geçiren Ivan Rakitic maçtan sonra tam da Barcelona'daki takım arkadaşı Milli Takımımız'ın kaptanı Arda Turan hakkında bu cümleyi kullandı. "Arda ile oynamaktan keyif alıyorum, my ağabeyim Arda Turan."

Evet tam olarak Milli Takımımız için geçerli olan da bu. Milli Takım'ın ağabeyi Arda Turan'dan başkası değil. EURO 2008'de Rüştü Reçber, Nihat Kahveci, Emre Belözoğlu ve Tümer Metin'in hep birlikte paylaştığı takımı diri tutma "ağabeylik" yapma rolünü Arda Turan tek başına üstlenmiş durumda. Kritik bir karar verip Barcelona'ya transfer olan 6 ay resmi maçlarda forma giyemeyen Arda Turan, sezonun ikinci yarısında forma giymeye başlasa da İspanya'da beklentileri karşılayamadı. Milli Takım'ın kötü gittiği dönemde tüm eleştirileri sırtlayan Arda fiziksel olarak düşüşte olmasının yanında mental olarak da hiç iyi durumda değil. Hırvatistan maçında görüldü ki Hakan Çalhanoğlu ve Oğuzhan gibi genç yıldızlar da olsa takımın bir sihire ihtiyacı olduğu zaman gözler 10'u arıyor. Fiziksel olarak zaten hazır olmayan Arda Turan, takımın ağabeyi konumunda ve en idol futbolcusu olduğu için bu mental ağırlığı ilk sınavda kaldıramadı ve sonucunda Türkiye Milli Takımı'nın en önemli ve en kilit oyuncusu olmasına karşılık Fatih Terim de bu kötü oyuna 65 dakika dayanabildi, Arda'yı kenara aldı... Modric & Badelj & Rakitic orta sahasına hem fizik hem teknik olarak karşı koyamayan Millilerimiz solda Strinic sağda belki de Avrupa'nın en istikrarlı beklerinden biri olan Srna'yı durduramayınca en efektif çözümlerimizden olan Gökhan ve Caner'i hücuma çıkarma hamlemiz de hayata geçememiş oldu. İleride gerek Cenk gerekse Burak Yılmaz'ı pozisyona sokamamızın temel nedeni de Hırvatistan teknik patronu Cacic'in kurduğu orta saha duvarını bir türlü geçemememiz oldu. Bununla birlikte direkten tönen toplar, Perisic ve Mandzukic'in iyi günlerinde olmayışı maçın sonucunu 1-0 olarak tayin etti.

EURO 2000'de İtalya'ya, 2002 Dünya Kupası'nda Brezilya'ya, EURO 2008'de Portekiz'e ilk maçlarımızda kaybetmiştik daha sonra gruptan çıkmayı başarmıştık fakat o 3 takım da hem grubun hem turnuvanın favorisi durumundaydı. Bu kez birinci dereceden rakibimiz olan Hırvatistan'a mağlup olduk. Telafisi var mı? Elbette var. İspanya karşısında mental olarak toparlanıp daha sert daha ne istediğini bilen bir mantalite ile mücadele edersek kazanmamamız için hiç bir neden yok. Üstüne üstlük İspanya ve Çek Cumhuriyeti ile oynanacak maçlardan alacağımız 4 puan bizi en iyi üçüncüler kontenjanından üst tura çıkarmaya yetecektir...