Başkanların çoğu kulüp işlerine karışmazken...

Yıllardır Alman futbolunu izlerim. Diğer Avrupa kulüplerini de takip ederim. Taraftarların birçoğu kulüp başkanlarını tanımazlar, isimlerini bilmezler. Tabii bu başkanlar bir skandala karışmazlarsa.

Başkanların çoğu kulüp işlerine karışmazlar. Zaten futbol branşı da kulüplerin bir şubesidir. Her spor dalının bir genel sekreteri vardır ve sorumlusu odur. Biz de ise kulüp başkanları adeta parti başkanları gibidirler. Hele hele futbol onların günlük uğraşıdır. Önemli maçların başında ve sonunda mutlaka konuşurlar. Takımın sözcüsü gibidirler. Rakiplerini sevsinler veya sevmesinler her şey onları ilgilendirir.

Medeni insanlar yükseldikçe mütevazı olurlar. Ama bu kulüp başkanları adeta Papa gibi hatasızdırlar ve son sözü söylerler. Takımları yenilirse karşı tarafa yüklenirler, bilhassa hakemleri linç edebilecek sözler sarfederler. İşleri, paraları vardır. Ama futbol önde gelen işleridir. Amaçları sadece şöhret olmaktır. Gazetelerden, televizyonlardan inmezler. Daha doğrusu inmemek için ellerinden geleni yaparlar. Spor sayfalarını da işgale çalışırlar.

Söz yavaş yavaş ayağa düşünce de inanılmaz şiddete gidebilecek saldırganlıklar ortaya çıkabilir. Futbolun dışında tenis, atletizm, dans ve yüzme gibi yan spor dallarına meraklı toplumlarda böyle başkanlara zaten rastlamazsınız. Sporu spor zevki ile yapan ve temaşa eden toplumlarda başkanların belli bir kültürel yapısı gelişir. Sadece futbol kulübünün başkanı olsa da.