Geri Dön

İşkence futbolu

Fenerbahçe, futbol tutkunlarına adeta “işkence” çektiriyor, eziyet ediyor, acı veriyor; “Lanet olsun futbola” dedirtiyor. Başkan Ali Koç, gerekirse transfer yapmasın, ama yatırımını, sahadaki futbola imzasını atacak, kendini maçın her dakikasında belli edecek tartışılmaz bir hocaya yapsın.

İşkence futbolu

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA

Fenerbahçe takımı önce kendi camiası ve seyircisi başta, bizim futbol tutkunlarına adeta “işkence” çektiriyor. Eziyet ediyor, acı veriyor, “Lanet olsun futbola” dedirtiyor.
Fenerbahçe takımının “yan pas-geri pas” ruhuna, iliğine-kemiğine işlemiş. Son Antalya maçını başa alarak yazıyorum. Topu ayağına alan ya yana oynuyor, ya geriye... Fenerbahçe 5-6 pas yapıyor, oyunu 10 metre öne taşıyor, hop bir pas bu defa 20 metre geriye gidiyor.
Öne oynayan, oynamayı düşünen, mesafe kat etmeyi aklına getiren tek oyuncu yok. Rakip savunmanın arkasına, araya tek pas görüyor musunuz? Fenerbahçeli futbolcular için rakip ceza alanı “öcü” gibi... Rakip ceza alanına girmekten, öne oynamaktan, şut atmaktan adeta korkuyorlar.
Koca Fenerbahçe takımı bu... Bir maçta ilk şutunu 70. dakikada atar mı? Gol pozisyonuna girmeden maç tamamlar mı? Gustavo oyuna giriyor 4 pas yapıyor, 4’ü de geriye...
Hani “alışkanlıklar paslanmış çiviye benzer, söküp atmak zor olur” derler ya, Fenerbahçe’de tam öyle... Geri pasa-yan pasa- yavaş oyuna kilitlenmiş... Hiçbir sistemi öne çalışmıyor. Ya yana-ya geriye... Öne sıfır...
Fenerbahçe’nin bu kadar kötü olmaya, taraftarına ve futbol seyircisine adeta “işkence” çektirmeye, futboldan soğutmaya hakkı yok. Fenerbahçe’nin bu ilkel, dünyada eşi-örneği kalmamış futbol anlayışının temeline dinamit koyup yerle bir etmek gerekiyor.
Başkan Ali Koç, gerekirse transfer yapmasın... Ama güncel, atletik, keyifli futbol adına; yatırımın büyük bir bölümünü çok güçlü bir hocaya, sahadaki futbola imzasını atacak, kendini maçın her dakikasında belli edecek tartışılmaz bir hocaya yapsın.
Böyle bir hoca tanımına elbette ne Löw uyuyor ne de gelmekte nazlanan, emekliliğine merdiven dayayan Jorge Jesus... Çok dinamik, çok atletik, çok baskın genç bir hoca gerekiyor.
Var mı derseniz, hemen belirteyim; aranırsa, paraya kıyılırsa bulunur.

Sezonun yarısı kriz dönemi

Fenerbahçe bir hocayı gönderecekse iki-üç ay kararsız kalıyor. Yeni bir hoca getirecekse, iki-üç ay kararsızlık yaşıyor. Sezonların yarıya yakını “kriz dönemi” hocalarıyla geçiyor. Fenerbahçe’ye yazık, seyirciye yazık, Ali Koç’a yazık...
Galatasaray’a baksanıza; Fatih Terim gibi bir efsaneyi 15 dakikada gönderdiler. Domenec Torrent’i bir günde getirdiler.

Görmedim

- Fenerbahçe’nin iyi oynadığını görmedim.
- Fenerbahçe’nin rakibe baskı kurduğunu görmedim.
- Fenerbahçe’nin hızlı oynadığını görmedim.
- Fenerbahçe’nin öne oynadığını görmedim.
- Fenerbahçe’nin rakip ceza alanında cirit attığını görmedim.
- Fenerbahçe’nin yıldızlarının parladığını görmedim.
- Görmedim... Görmedim... Görmedim...
- Fenerbahçe’yi futbol oynarken görmedim...

Hırsızlarını arıyorlar!

TV 100’de Ertem Şener’in programında dinledim, kulaklarıma inanamadım. Yayına bağlanan Galatasaray yöneticisi Vahap Tanrıverdi, “Mağazacılık AŞ ile Florya mağazasındaki ürünler arasında uyuşmazlık söz konusu... Hırsızımızı arıyoruz” dedi.
Galatasaray yöneticisi Tanrıverdi, 25 milyon Galatasaraylının ve kulübün hakkını sonuna kadar koruyacaklarını belirtip, yasal yollara başvurduklarını açıkladı.
Biraz araştırdım. Dosya kabarık... Götürün boyutu büyük... İdari personelde adı geçenler var ama bu kadar korkunç bir suçlamada isim vermek, kesinleşmiş bir karar yokken, insanların onuruyla oynamak doğru değil... Ancak gördüğüm ve anladığım kadarıyla Galatasaray Yönetimi bu “hırsızlık” olayını bütün boyutlarıyla ortaya koymaya ve hukuk kanalıyla kaybettiklerini geri almaya kararlı gibi...

Özdamar’ın ne ilgisi var?

Hatay-Galatasaray maçının hakemi Erkan Özdamar kötü maç yönetti. Sonucu etkiledi, kabul... Ama kötü sonuç ile kötü oyunu ayırmak lazım...
Örneğin:
- Galatasaray’ın rakibe tam 10 net gol pozisyonu vermesiyle...
- Her uzun topun Galatasaray savunmasında sıkıntı yaratmasıyla...
- Van Aanholt’un savunma anlayışının sıfır olmasıyla...
- Kaleci İsmail’in birbirinden kötü goller yemesiyle...
- Orta alanın her rakip atakta yerle bir oluşuyla...
- Berbat bir vuruşla kaçırılan penaltıyla...
Hakem Erkan Özdamar’ın ne ilgisi var?

Kötü olan bu...

Galatasaray’ın yeni hocası Domenec Torrent ile ne değişti? Üç günde bir şey değişmez. Kazansa da, kaybetse de bu görüş değişmez. Ancak, daha hızlı hücum etmeye çalışan, daha iştahlı oynayan ama sahada asla organize olamayan bir G.Saray takımı vardı.
En önemlisi; Hatay karşısında iki defa öne geçti, ikisini de koruyamadı. Atmasını bildiğin kadar, o avantajı elinde tutmasını da bileceksin. Kötü olan burası...

Bu nasıl Florya?

Galatasaray’la ilgili bu haberi dün Sözcü gazetesinde okudum: “Florya’da casus var.”
Bir bu eksikti. Habere göre, Galatasaray’ın Hatay maçı taktiği, Torrent’in sahaya süreceği on bir, önceden Hatayspor’a sızdırılmış. Bu nasıl bir Florya ki, “hırsızımız var” diyorsunuz, casustan kuşkulanıyorsunuz.

Böyle bir ortamda gençleri kazanırım

Beşiktaş’ta belli ki, Emirhan benzeri 4-5 futbolcu var. Takımın şampiyonluk iddiası yok, ikinciliğin çok fazla bir getirisi bulunmuyor. Böyle bir ortamda Önder Hoca’nın yerinde olsam, sezon sonunda takıma veda edeceklerin yerine, ısrarla bu gençlere şans veririm. Böyle bir anlayışa ne yönetim karşı durur, ne taraftar... Hiç olmazsa, şampiyonluğu kaybettiğin bir sezonda 4-5 genci kalıcı yapıp gelecek 4-5 yılını kurtarırsın.

VAR’ı da kendimize uydurduk

- Göztepe gol attı VAR’a takıldı, bir gol daha attı gene VAR’a takıldı. İnat etti, bir başka gol daha atıp, hem VAR’ı hem rakibi mağlup etti.
- VAR gelecek dertler bitecekti. VAR’ı da kendimize uydurduk. Kargaşaya, karambole, kavgaya devam...
- VAR uçana-kaçana “ofsayt” çizgisi çekiyor da, ciddi anlamda ofsayt görüntüsü yaratan Hatay’ın ikinci golüne niye çekmedi.
- Bütün takımlar, bütün maçlarda rahmetli Ahmet Çalık’ı ne güzel, ne kadar içten andı. İnanın gözlerim yaşardı.
- Sivas takımının neredeyse yarısı yoktu... Ama Trabzon’a karşı müthiş dirençli oynadı. Sağlam takım her şartta ayakta kalıyor.
- Giresunsporlu Pelupessy’nin rakibinin yüzüne tabanla dalması insanlık suçu gibi... Bu kırmızıya bu kadar itiraz niye oldu anlamadım.

Avcı bir başka
beIN Sports’ta Güntekin Onay, “Türkçe’yi en iyi konuşan hoca Abdullah Avcı” dedi. Sevgili Güntekin’e kesin katılıyorum. Abdullah Hoca ile Maraton programında birkaç defa birlikte olduk. Her maç öncesi ve sonları izliyoruz, dinliyoruz. Futbolu, taktiği, tekniği bu kadar yalın ve anlaşılır dille anlatan hoca yok gibi... Ayrıca Hoca‘nın zarafeti, nezaketi, çelebiliği de bir başka... Kazansa da, kaybetse de...

Genç kuşak böyle
Yeni yönetimlerde, genç kuşak başkanlar, genç kuşağın anlayışları var. Öyle olmasa geride kalan haftada önce Fatih Terim, sonra Mustafa Denizli gibi Türk futbolunun iki efsanesi gider miydi? Ama gençlik efsaneye falan itibar etmiyor, duygudan uzak, belki de her şeye daha gerçekçi bakıyor.

Dikkat çekenler
Uğurcan (Trabzonspor): Yediği hatalı gol, kurtardıklarının zekâtı bile olmaz.
Salih Dursun (Karagümrük): Yeniden ortaya çıktı. Bari bu defa kaybolma...
Muhammed (Gaziantep): Kariyerinin top kaybetme rekoru kırmıştır.
Günay (Gaziantep): Batshuayi golünde müthiş asist yaptı.
Doğukan (Antalya): Tartışmasız, bu sezonun en iyilerinden...
Berke (Fenerbahçe): Yumruklayacağın topu tutmaya kalkarsan böyle olur.
Fatih Aksoy (Alanya): Her eve lazım... Tam takım oyuncusu...

Aşağı mahalle!
Kayserispor: Hoca farkıyla paçayı kurtarıyor gibi...
Rizespor: Her sene aynı sıkıntı, niye böyle?
Altay: Dönülmez akşamın ufkunda...
Malatya: Gitmek mi zor, kalmak mı zor...
Göztepe: İki atak yaptı, kendini yukarıya attı.
Kasımpaşa: Giresun’da fındık değil, altın buldu ...

Göze batanlar
Hikmet Karaman (Kayseri): Beğeniyorum. Keşke bir büyük takımda şans bulsaydı...
Rıza Çalımbay (Sivas): Sağlam Hoca, sağlam takım...
Volkan Demirel (K.Gümrük): İşi bilen bir başkanın yanında iyi başlangıç yaptı.
Sumudica (Malatya): Hem kendi hem takım; gitti gidiyor...

Çırak ne yapabilir?
Futbolculara paralarını zamanında ödeme, gerekli takviyeleri yapma, uyarılara kulak asma, efsane Mustafa Denizli’ye veda et, çırak Nobre’yi “kurtarıcı” diye getir. “Usta”nın zorlandığı ortamda, “Çırak” ne yapabilir. Umarım Altay bu işten çırak çıkmaz.

Alkışlanan goller
- Kerem (Galatasaray)
- Lobjanidze (Hatay / 1.golü)
- Pesiç (Karagümrük)
- Oğuz (Alanya)

İşkence futbolu

 

 

 

 

 

 

Ümit Şengül: Oyuncularımızın her türlü övgüyü hak ettiklerine inanıyorum
YAZARLAR
TÜM YAZARLAR

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber