21

21. HAFTA

Ülkemizde geride bıraktığımız 19 haftanın gündemini ne yazık ki çoğunlukla tükürük olayları ve hala 2010-2011 sezonu şampiyonunun kim olduğunun kısır tartışması oluştururken, takımlar arasındaki puan farkının azlığı heyecanı artırmakla birlikte, futbolumuz vasatın altındayken; La Liga’da ise Messi-Ronaldo şovu harika gollerle sürmekte. Ancak bir diğer taraftan da Real Madrid’deki “derin futbol” etkisi de kanser gibi yayılıyor. Bizden en büyük farkları ne derseniz, her şey bir yana oynanan futbolun keyfi, gollerin bolluğu ve futbol kalitesinin vasatın üzerinde oluşu!

MESSİ

Sensible Soccer bilgisayar oyununu hatırlatan maçtaki ilk golünü Messi ağlara gönderirken:

Messi yatırdı, Messi boş kaleye vurdu, Messiii gözleriyle çalımladı” diyordu NTVSpor’da sevgili Murat Kosova…

Mevzubahis Barcelona olunca, atılan gollerin anlatım coşkusu da çok farklı oluyor.

Dani Alves yatırdı, atmadı, Pedro’ya sen at dedi, o da attı: 3-1…”

***

Pazar sabahının kör bir vaktinde, yerel saatler 11’i gösterdiğinde Bernabeu’nun tribünleri her şeye rağmen tıklım tıklımdı ve Real Madrid-Getafe maçı için taraftarlar yerlerini almışlardı. Haftayı bu kadar erken saatte kapatmaktaki amaç, Çarşamba günü Kral Kupası’nda ağırlanacak olan Barça maçının bir yansıması mıydı bilinmez ama oynanan futbol ve goller, güne mükemmel başlatan cinstendi.

***

Ama Real’deki asıl gündem, Casillas ile Sergio Ramos’un hafta içinde başkan Perez ile görüşmeye gidip, sezon sonunda “ya Mourinho, ya biz!” başlıklı konuşmasıydı. Pek çok futbolcunun Mouriho’dan dolayı takımdan ayrılmak istediğini başkana ilettiklerinin belirtildiği haberler sayfalarda boy boy yer alıyordu. Her ne kadar başkan Perez durumu bir basın toplantısıyla yalanlasa da, olayı doğrulattığını iddia eden Marca gazetesi hem “Marca yalan söylemez” başlığıyla manşetten duyuruyor, hem de olayı doğrulayan SMS kayıtlarını sayfasında paylaşıyordu.

İMPARATORE TERİMO KUMPASI MI

***

Sözün kısası, ismi, cismi ve ünü uzaya da yayılsa Mourinho’nun Real’de son sezonu olduğu aşikar. Futbolcular, hele ki o kulübün tarihine adını yazdıran futbolcular infaza geçmişler bir defa! (Bakınız aşağıdaki paragraf)

***

Sezon 2001-2002… Medyamızdan alıntılar:“Başbakan Berlusconi’nin oğlu, Ancelotti’nin arkadaşıydı… Ancelotti, Milan’ın eski bir oyuncusu… Inzaghi ve Maldini’nin takım içindeki etkisi… Maldini’nin çetenin başı olması… Ancelotti ile telefon görüşmeleri… Inzaghi’nin penaltıyı bilerek auta atması… Milan Kulübü Asbaşkanı Galliani’nin Ancelotti'nin geçmişte Milan'da futbolcu olarak görev yaptığını anımsatarak yaptığı açıklama: “Franco Baresi, Danadoni, Angelo Colombo, Marco Tassotti, Daniele Massaro'nun yanı sıra Ancelotti'nin de gelmesiyle Milan Milanlılar'ın ellerinde”…

***

İMPARATORE TERİMO KUMPASI MI

Tabii ki her olay kendi içinde farklı noktalar ve değişkenler içerir. Elbette yaşananlar farklı da olabilir. Ancak ortak nokta “oyuncu” isterse neler yapabileceğidir. Günümüzde pek çok futbolseverin, gerek “hazım” sorunlarından olsun, gerek en büyük özelliğimiz hasetlikten olsun, gerek Türkiye ve Türk futbolu portresine global bir pencereden bakmayı becerememekten olsun, gerek de T.C. vatandaşı bir teknik direktörün rüyayı başarmasını kabullenememekten olsun hala Fatih Terim’in İtalya macerasını başarısız görmek gibi bir görüşe sahip olmalarına akıl sır erdirmek gerçekten zor. Fiorentina’yı İtalya Kupası’nda finale taşıyan hatta kupanın kazanılmasında en büyük emeği olan İmparatore Terimo’nun, AC Milan gibi (--2001 yılının Milan’ı ki son yılların Milan’ı ile kıyas götürmez--) o dönemin bir devinin başına geçmesini bırakın, geçme ihtimalinin konuşulması bile bir başarı öyküsüdür. Ayrıca 9 haftada 4 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 yenilgi alan takımının, ezeli rakibi Inter’i hezimete uğrattığı, liderin sadece 5 puan gerisinde ve UEFA Kupası’nda yoluna devam ettiği sırada, bu sürecin nasıl hazırlandığının sadece küçük bir özeti yukarıdaki paragrafta gayet açık ve nettir. Velhasılıkelam, Sneijder ve Drogba, Mourinho’ya sorar, G.Saray’a gelir; kim bilir Mourinho da İtalya’da tribünlerin “İmparatore Terimo”suna sorar: “Bu durumda ne yapılır?”

***

Atletico Madrid’in Bilbao deplasmanındaki 3-0 farklı yenilgisi beni hiç şaşırtmadı. 42 gol attığı ligde, sadece 10 tanesini deplasmanda, hem de Falcao oynadığı dönemde atan bir takımın, Falcao’nun sakatlığı nedeniyle olmadığı bir maçta olmasını beklemek hayalden öteye gidemezdi. Ama bunlara rağmen, ilk 11’de oynayan Emre Belözoğlu’nun gollük net şutunu, Raul Garcia ve Diego Costa’nın önemli vuruşlarını kurtaran başarılı isim Bilbao kalecisi Iraizoz idi.

***

Pizzi-Riki ortaklığı Deportivo’ya özlediği puanları hem de Valencia gibi son haftaların formda takımı karşısında kazandıracaktı ancak, takımı küme düşürmekten kurtarmak adına devre arasında transfer edilen Silvio ve Assunçao’nun her ikisinin anlamsız sert hareketleri nedeniyle kırmızı kartla atılmalarının ihaneti, ev sahibi adına en azından ilerleyen haftalar düşünüldüğünde hangi oyuncularla yola devam edilmemesi gerektiği açısından mesajlar içeriyordu. Sorumsuzluğun daniskası demekten başka çare yok! 6 dakika uzatmaya giden maçın 2.uzatma dakikasında, Deportivo defansının bu denli rakibini boş bırakması ve rahat kafa vurdurmasını izah etmek ise ayrıca imkansız. Ev sahibi takım rahat puan alabileceği bir maçta önemli bir fırsatı kaçırdı.

***

Son haftaların kötü giden takımı Malaga, ilk 15 dakikada Mallorca karşısında golcüleri Isco ve Saviola ile golleri bulup 2-0 öne geçerek ev sahibi takıma büyük bir şok yaşattı. Geçen hafta, Mallorca’nın Espanyol deplasmanındaki yenilgisinde başroldeki oyunculardan olan ve 6 pastan inanılmaz goller kaçıran Casadesus’un golüyle skor 1-2 oldu gerçi ama Malaga 2.yarıda skoru 3-1’e getirmeyi başardı. Giovani dos Santos’un nefis frikiği ise ev sahibine teselli oldu. PSG’den ara transferde gelen F.Bahçe’li eski oyuncu Lugano, Malaga formasıyla 90 dakika sahada yer aldı.

***

Levante, kötü gidişe 2-1’lik Valladolid galibiyetiyle dur dedi belki ama kalesinde verdiği pozisyonlar, önümüzdeki haftalar için pek de olumlu bir sinyal değildi. Obafemi Martins uzun zamandır gol atamasa da, bu maçta son saniyelerde gelen galibiyet golünde Valladolid’li Rukavina’nın topu kendi kalesine göndermesindeki en önemli karıştırıcıydı.

***

Danimarka’lı Krohn Dehli’nin çok iyi oynadığı ve güzel de bir gol attığı maçta Celta bulduğu pozisyonları değerlendiremeyince Sociedad’ın 2.yarıdaki golüyle 1 puana razı oldu ve evindeki iyi performansına sekte vurdu.

***

Sevilla, Emery’nin kendi seyircisi önünde ilk kez lig maçına çıktığı karşılaşmada Granada’yı 3 golle uğurlarken, hem güzel oyun göze çarparken, hem de hücum varyasyonlarının çeşitliliği dikkat çekti.

***

Betis kalecisi Adrian, maçın başında öyle gereksiz bir penaltıya sebebiyet verdi ki, 3-0 Vallecano galibiyeti erkenden “geldim” dedi ve karşılaşma çabuk koptu. Zaragoza-Espanyol maçı ise golsüz ve az pozisyonlu haftanın keyifsiz maçlarındandı.

***

2013’ün ilk El Clasico’su’na merhaba! Çarşamba akşam Kral Kupası yarı final ilk maçında Casillas, Angel Di Maria ve Coentrao’dan yoksun Real, Barça’yı Bernabeu’da ağırlayacak. Saat 22’de ekranların başına!

Tribünlerde ve sahalarda ruhunuzun sevgiyle kalması dileğiyle!

***

HAFTANIN KARMASI

(3-4-3)

Iraizoz(Bilbao)

--

Federico Fazio (Sevilla)

Casado (Vallecano)

Alvaro (Zaragoza)

--

Barkero (Levante)

Banega (Valencia)

Kondogbia (Sevilla)

Susaeta (A.Bilbao)

---

Riki (Deportivo)

Messi (Barcelona)

Ronaldo (Real Madrid)

HAFTANIN TAKIMI

Athletic Bilbao

Lig 2.si ve bu sezona damga vuran takımlardan Atletico Madrid’i 3-0 yenme başarısını göstermeleri, sezon başından bu yana gösterdikleri performans göz önüne alındığında çok sıradışı bir galibiyetti. Falcao’nun yokluğu elbette etkiledi Atletico’yu ama son dönemde defansını da düzelten Bilbao, artık yükseliş trendine geçti diyebiliriz.

***

HAFTANIN YILDIZI

Messi (Barcelona)

5 golün 4’üne imza, mükemmel performans ve çığ gibi büyüyen gole doymazlık! Dünya futboluna ve göz zevkimize verdiği katkıdan dolayı Allah onu sakatlıklardan ve talihsizliklerden korusun.

***

HAFTANIN GOLÜ

Giovani dos Santos (Mallorca)

Malaga karşısında puan almaya yetmedi belki ama tek kelimeyle ükemmel bir frikik golüydü..

***

HAFTANIN SAYILARI

7: Yine kırmızı kart sayısı

11: Messi’nin üst üste gol attığı maç sayısı

33: Messi’nin bu sezon attığı gol sayısı

202: Messi’nin La Liga tarihinde attığı toplam gol sayısı

300: Cristiano Ronaldo’nun Sporting Lisbon, Manchester United ve Real Madrid olmak üzere kulüp kariyerinde attığı gol sayısı