Geri Dön

Rekabetleri güzeldi, vedaları da öyle

Naim-Leonidis ve Pechalov... Ülkelerinin A takımlarında yarışmaya başladıkları günden itibaren kıyasıya kapıştılar, her önemli organizasyonda kürsüyü paylaştılar.

Rekabetleri güzeldi, vedaları da öyle

CEMAL ERSEN

Hiç kimse, eğer içinden gelmese Leonidis’e hepimizi duygulandıran o hareketi yaptıramazdı. Samimiyeti, içtenliği ve hissettikleri, yılların kovalamacasını bir kenara bırakıp Naim’e son öpücüğü, ancak “olimpiyat ruhu” ile açıklanabilir. İnsan sevgisine ve spora saygı temeline örnek arıyorsanız, işte Leonidis’in hafızalardan silinmeyecek bu davranışıdır. Rekabetleri de güzeldi, vedaları da öyle oldu!

Naim Süleymanoğlu’nun cenaze törenine katılma şansım olamamıştı. Onu sonsuzluğa uğurlarken sevenleri İstanbul’da Fatih Camii’nde, ben ise görevli olarak Trabzon’da idim. Dualarımı yüzlerce kilometre uzaktan gönderdim. Sevgili Tayfun Bayındır’ın “Üzülme, gelirsin buraya, beraber ziyaret ederiz mezarını” sözlerini en kısa sürede yerine getireceğim.

Töreni televizyondan izlerken yıllar öncesine gittim. Beni fazlasıyla duygulandıran sahne kuşkusuz o kuşağın en başarılı haltercilerinden Yunanlı Valerios Leonidis’in Naim’in Türk bayrağına sarılı tabutunu öpüşü idi. Diğeri ise ayrılmaz üçlünün parçası Bulgar Nikolay Pechalov oldu. Bulgaristan’dan gelmişti o da. Spor Bakanlığının takdir edilecek girişimleri olmasa, belki onlar da Türk televizyonlarından takip edeceklerdi töreni.

Ayrılmaz üçlü

Naim-Leonidis ve Pechalov... Bu üçlü niçin çok özel? Ülkelerinin A takımlarında yarışmaya başladıkları günden itibaren büyük bir rekabet yaşamışlar ve her önemli organizasyonda kürsüyü parsellemişlerdi. Leonidis ve Pechalov’un şanssızlıkları, Naim Süleymanoğlu gibi bir devle aynı dönemde podyuma çıkıyor olmalarıydı.

Aynı müsabakalarda defalarca rekor kırmalarına karşın, hep onlardan sonra sıra alan Naim’in bu rekorları parçalaması sinir bozucu ve üzücü olsa da, asla pes etmeyip bir gün Naim’i zirveden indirebilecekleri umudu taşımışlardı ikisi de.

Biz ayrıcalıklı idik!

Sayısız şampiyonada üçünü de takip etmiştik. Tayfun Bayındır bilir. Biz ayrıcalıklı gazeteciler idik Yunanlı ve Bulgar meslektaşlarımızın yanında. Yıllarca bunun tadını çıkardık.

Bilirdik ki, Naim olağanüstü vücut yapısı ve gücü ile her defasında rakiplerini geride bırakacak, bize de en heyecanlandığımız müsabakalarda bile işin keyfini çıkarmak kalacaktı. Ve öyle de olurdu. Naim yarışmadan sonra nasıl Leonidis ve Pechalov’u alıp eğlenmeye giderdi, biz de Yunanlı ve Bulgar dostlarımızı bazen aynı, kimi zaman farklı mekanlarda teselli etmeye çalışırdık. Bizim için müthiş bir duyguydu bu tablo. Yaşatan ise sevgili Naim.

Kral kim olurdu?

Şimdi düşünüyorum da, Naim Süleymanoğlu olmasa idi, Leonidis ile Pechalov’un kaderleri ve yaşamları değişir miydi? Öyle ya Naim’in ambargo koyduğu olimpiyat, dünya ve avrupa şampiyonlukları ile kırdığı rekorların sahipleri değişecek, tarih Yunan ve Bulgar sporcuların başarı öykülerini yazacaktı.

Naim yarışmasa, onu en çok zorlayan Leonidis ülkesinde kahraman ilan edilecek, zaman zaman yaşadığı ciddi sakatlıklara karşın Pechalov’un şansı artacaktı. Naim bir lokomotif, Leonidis ve Pechalov onu sürekli ileri iten, kovalayan vagonlar oldu adeta.

Naim’siz zirve!

Biz alışmıştık ışıklı tabelanın en tepesinde Türk bayrağının yanında Naim Süleymanoğlu isminin yer almasına. Ta ki 2000 Sidney olimpiyatına kadar. Haltere bir süre ara verdikten sonra vedasını Avustralya’da yapmak isteyen Naim, ilerlemiş yaşına karşın yine de “korku salıyordu” rakiplerine. Ben o olimpiyat için hep “ahhh” derim. Gitmeseydi, yarışmasaydı diye. İnat etti, aralıksız çalıştı ama beyin tonlarca ağırlığa bu kez geçit vermedi. Üstelik yarışma tartısında ezeli rakiplerinden geride kalmış, bu dezavantajı kendisini daha da zorlamasına yol açmıştı.

Yıllar sonra sihir Sidney’de bozuldu. Hepimizi üzerek, ağlatarak. Çünkü alışık değildik, bilmiyorduk, görmemiştik Naim’in “sıfır” çektiğini. Cep Herkülü’nün spor yaşamına nokta koyduğu o gece Pechalov’a kaldı meydan. Pechalov bu kez Hırvatistan adına katıldığı olimpiyatta zirveyle tanıştı. Naim için “O benim ustamdır” diyen Pechalov son randevuda hedefini bulurken, küçük dev adam için final trajik oldu.

Olimpiyat ruhu

Niye bu kadar geçmişe gittik, neden bu hikayeleri anlattık diye sorarsanız, Naim’in cenaze törenine geri dönelim deriz.

Leodinis’in tabutun başında durduğu ana. Hiç kimse, eğer içinden gelmese Leonidis’e hepimizi duygulandıran o hareketi yaptıramazdı. Samimiyeti, içtenliği ve hissettikleri, yılların kovalamacasını bir kenara bırakıp Naim’e son öpücüğü, ancak “olimpiyat ruhu” ile açıklanabilir. İnsan sevgisine ve spora saygı temeline örnek arıyorsanız, işte Leonidis’in hafızalardan silinmeyecek bu davranışıdır. Rekabetleri de güzeldi, vedaları da öyle oldu!

Rekabetleri güzeldi, vedaları da öyle

Naim ile birlikte yıllarca büyük bir rekabet yaşayan Leonidis en büyük rakibinin tabutunu öperken, herkesi duygulandırdı.

Rekabetleri güzeldi, vedaları da öyle

Bulgar Nikolay Pechalov da Naim’i son yolculuğunda yalnız bırakmayan isimlerden biriydi...

Rekabetleri güzeldi, vedaları da öyle




Kayserispor'da hedef Konyaspor maçı!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber