Geri Dön

Serdar Gürledi

Geride kalan 5 haftada mağlubiyeti unutan Göztepe, ligde çiçeği burnunda Teknik Direktörü İlhan Palut’la son 4 maçtır kaybetmedi. Son olarak deplasmanda MKE Ankaragücü’nü 3-1 yenerek puanını 20’ye çıkaran sarı kırmızılıları değerlendiren yazarlarımız, “Göz Göz evine, gümbür gümbür dönüyor” dedi.

Serdar Gürledi

Bülent Buda: Belleklerde iz bırakan seyri doyumsuz bir Serdar Gürler gösterisi. 3 gol; birincisinin gelişimine katkı ve ikinci, üçüncü goldeki kafa, ayak vuruşlarındaki estetik vuruş tekniği, ustalık, beceri karışımı birikimlerin, final vuruşlarıyla ağlarla buluşma hali. Serdar’ın Göztepe’ye katıldığı günden bu yana oynadığı maçların en iyisiydi. Sözcükler yetersiz kalıyor. Muhteşemdi. Maçı izlemeyip kaçıranlar çok üzülecekler. Maça adeta önde başlama gibi bir durum. Lakin o erken golün ardından sergilenen pas hataları, pozisyon yanlışları. Anlaşılmaz bir ürkeklik ve eşitlik golü. Bu bağlamda ıskalamayalım. Sahada basmadık alan bırakmayan maçın bitimine değin iştahlı, istekli, tutkulu eylemleriyle, koşularıyla arkadaşlarına itici güç olan Castro ile Jerome. Onlara da birer gol yakışırdı doğrusu... Üçüncü deplasman galibiyeti. Güzel şeyler oluyor. Hani o “Güzel günler göreceğiz, güneşli günler” dizelerini anımsatan. Kahramanlara özgü. Kutlarız.

Fatih Tanfer: Göztepe, Ankaragücü karşısında takım halinde çok iyi bir performans sergiledi ve hak ettiği 3 puanı da aldı. 

-Maça Halil’in birinci dakikada attığı golle adeta 1-0 galip başladı. Dakikalar ilerledikçe yapılan pas hataları ve kendi alanına yaslanması nedeniyle büyük baskı yedi ve sonucunda Ankaragücü beraberlik golünü buldu.

-İkinci yarıya Teknik Direktör İlhan Palut, sakatlıkları nedeniyle Beto ve Halil’in yerine oyuna, Göktuğ ve Mossoro’yu alarak başladı. Kişisel futbol anlayışım gereği, Mossoro gibi takıma yön veren lider oyuncuları beğenirim. Soner ile birlikte iyi pas oyunu yaptılar ve takım oyununu pozitif etkilediler. Kaleci Göktuğ ise performansı ile alkışı hak etti. Göztepe savunmada açık alan bırakmadan hatları iyi kapatan, akılcı bir savunma ve disiplinli bir oyun tarzı ile oynadı. 48. dakikada Gassama’nın ortasında, bu maçta 2 gol 1 asistle maçın yıldızı olan Serdar Gürler, durumu 2-1 yaptı.

-Göztepe 2-1 öne geçtikten sonra hem toplu hem de topsuz oyunda yapılması gereken bütün doğruları takım halinde yaptı. İyi bir oyun kurgusu ve bir arada hareket eden kadrosu vardı. Hızlı oyuncuları Serdar Gürler birinci yarıda Halil, Jerome ve Napoleoni, rakip savunmayı çok zor duruma düşürdüler. 

-Savunmayı derin ve doğru yaparak, rakibinin üretken olmasını engelledi. Topa sahip oldu ve en önemlisi çok hızlı baskı yapıp rakibinin alanından çıkmasını engelledi. Kısacası bu güçlü oyun anlayışının sonrası hak ettiği 3 puanı aldı. 

-Göztepe’de her hafta oyun ve oyuncu anlamında gelişim artıyor. Bu da genç teknik adam İlhan Palut ve ekibinin iyi çalıştırmasının sonucunda olduğuna inanıyorum. Elbette taraftar da mutlu oluyor. Bir de kalan 3 maçta hayal edilen puanlar alınırsa ligin ikinci yarısında müthiş bir Göztepe seyredeceğiz.  

Mehmet Demirtaş: Halil’in ayağından gelen golle ilk dakika içerisinde golü bulan Göztepe, galibiyetlerine bir yenisini daha ekledi. Üst üste deplasmanda alınan üçüncü galibiyet yüzleri güldürdü. Eryaman’da zaman zaman savunmada sorunlar yaşasa da oyunu domine eden bir Göztepe izledik. Sahaya Göztepe kimliğini yansıtan futbolcular kadar taraftarın da hakkını vermek gerekiyor. Kilometre fark etmeksizin her deplasmanda yerini alan müthiş taraftar, yine galibiyette büyük rol oynadı. Saha içine dönecek olursak maça Serdar Gürler damgasını vurdu. Göztepe formasını sırtına geçirdiği ilk günden bu yana karakteri ve sahadaki oyunuyla dikkatleri üzerine çekiyor. Attığı golde yaptığı vuruş tarzı her futbolcuda olan bir meziyet değil. Orta alanı hızlı geçip takımını bir anda pozisyona sokuyor. Öte yandan ilk gole imzasını atan Halil, bu maçta etkili isimlerden bir tanesiydi. Göz Göz, İlhan Palut komutasında çıkılan 4 maçta 8 puanı hanesine yazdırdı. Geçtiğimiz haftalarda İlhan Hoca oyun felsefesini takıma aşılayacağını söylemişti. Sahaya baktığımız zaman oyun felsefesi açısından Göztepe doğru işlere imza atıyor. Kendi kurduğu takım olmamasına rağmen kısa sürede takıma taktiksel anlamda dokunmayı başaran İlhan Hoca, ilerideki güzl günler açısından güven tazeledi diyebiliriz. Göztepe, rakibi Ankaragücü’ne oyunun bazı bölümlerinde fırsat verdi. Savunma biraz daha dikkatli olursa kalan üç maç ve ligin ikinci periyodu Göztepe için iyi geçeceğe benziyor. İlhan Palut ve kurmaylarını tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.       

Denizlispor'da kenetlenme şart

Bülent Buda: Sorun oyun alanında değil, tribünlerde. Karpuz gibi ikiye, üçe, dörde bölünmüşler sanki. Her biri farklı bir hava tutturmuş, sesleniyor futbol alanına. İyi ki takımın çoğunluğu Türkçe bilmiyor. Takım bu ligin en örgütlü, en iyi pas oyununu sergileyen, savunma disiplininin ötesinde hızlı ataklarla ve arayışlarla rakibinin özellikle savunmasını bunalıma sokan Başakşehir. Bu takımın karşısında son saniyede galibiyeti kaçırıyor çocuklar. Barrow, müthiş soluyla ağları sarstığı eşitlik golüne ikinciyi de eklemlese... Kaldı ki plasesi birinci sınıftı. Denizli oyun alanıyla, kulübesiyle, güçlü, yetenekli, becerili ve özverili bir takım. Yıllar sonra Süper Lig’de böylesine bir takım var önünüzde ama siz doyumsuzlukta sınır tanımıyorsunuz. Lütfen yapmayın. Ayıp oluyor. 

Fatih Tanfer: Denizlispor rakibi Başakşehir’in gücünü bildiği için doğru bir oyun planıyla sahaya çıktı. Rakibinin hakikaten güçlü ve üretken oyuncuları var. Dörtlü defans hattı ve orta alanı daha çok kendi yarı alanında oynatarak kontrollü oynamaya çalıştı. Alan daraltıp direkt toplarla kontralar aradı. Maçın genelinde Başakşehir etkiliydi. İrfan Can’ın direkten dönen şutu, bence ligin en iyi kalecilerinden olan Stachowiak’ın kurtardıkları ile oyuna tutundu. İkinci yarıda Başakşehir Visca’nın golü ile öne geçti. Denizlispor ise son haftaların formda futbolcusu Barrow’un şahane golüyle beraberliği sağladı. Futbol bu 90. dakikada oyuna giren Estupiñán’ın 90+5’teki pasında Barrow’un şutu direkten döndü ve 3 puan kaçtı. Denizlispor’da yükselen form grafiği ve coşkusu, takım adına pozitif noktalar.

 Mehmet Demirtaş: Son sezonların mutlak şampiyonluk adaylarından olan Başakşehir karşısında Denizlispor doğru bir oyun oynadı. Rakip Başakşehir olunca önceliği savunmaya verdiler. Doğru da yaptılar. Başakşehir maçın ilk anlarında Demba Ba’yı topla buluşturarak gol aradı. Fakat savunma ve kaleci Stachowiak pozisyonları bertaraf etmeyi başardılar. Ceza sahası içine yapılan ortalarda Denizlispor savunmasının etkinliğini gören Başakşehir, uzun top yaparak uzak mesafelerden kaleyi yokladı. Burada da yine Stachowiak şutların gol olmasına engel oldu. Oyunun hakimiyetini ilk yarının özellikle sonlarına doğru ele alan Horoz, Sacko ile pozisyonlara girse de ilk yarı golsüz eşitlikle tamamlandı. İkinci yarının başı sayılabilecek dakikada Visca, bu kez Başakşehir’i öne geçirmeyi başardı. Bu gole Denizlispor’un cevabı gecikmedi. 60. dakikada Barrow golü atan isimdi. Bu maçta bir kere daha gördük ki rakibe göre taktik geliştirmek doğru bir taktik. Rakibinin gücüne göre oyun planı Denizlispor’a puanı getirdi. Son 3 maçta 2 galibiyet 1 beraberlik Denizlispor camiasını ayağa kaldırdı.  

Cikalleshi’den hayat öpüğü

Bülent Buda: Ne maç ama. İzleyenlerin izlemeyenlere bir çay dinlencesinde anlatmaları zorunlu bir kapışma. Akhisar’da konuk İstanbulspor’da övgüyü hak ediyorlar. Atılan 7 golün yanı sıra kaçırılanlar. Bu bağlamda Akhisar önde. Gole dönüşmeyen en az yedi pozisyon daha. Akhisar, farkı ikilemiş soluklanmış. Ama karşılarında vazgeçmeyen inatçı bir rakip. Geriye düşüyor, pes etmiyor. Yakalıyor. Böyle bir futbol gösterisine akıtılan tere, harcanan emeğe hiçbir zaman asla vazgeçmeden gösterilen yarışın, oyunun içinde kalma isteğine sadece saygı duyulur. O futbolcuların tümünün yanaklarından öpülür. Teşekkür edilir. Buraya kadar iki takımının da hak ettikleri övgüydü. Elbette bu bağlamda 34’lük Burhan Eşer’e ayrı bir parantez açmalıyız. Takımının maçı önde bitirmesindeki büyük payı, yatsınamaz bir saygınlıktaydı. Ve Cikalleshi. Daha kasları bile ısınmadan o sol vole müthiş bir ustalık ile becerinin ürünüydü. Bu arada iki farkla öndeyken rakibine eşitlik şansını veren Akhisar savunmasını da uyarmalıyız. Aman biraz daha dikkat lütfen. 

Fatih Tanfer: Tek kelimeyle harika bir maçtı. Maçta yedi İstanbulspor’un kaçırdığı penaltısı ve son düdüğe kadar bitmeyen heyecan vardı. Akhisar 2-0 öne geçti. İstanbulspor maçı bırakmadı ve Akhisarspor savunma anlayışındaki konsantrasyon sıkıntısı sonrası yenilen gollerle durum 2-2’ye geldi. Sonrası Burhan Eşer attı, Onur attı. Maç 73. dakikada 3-3 oldu ve 90. dakikada golcü Cikalleski’nin şahane golüyle maçtan 4-3 galip ayrılan Akhisar’dı. İki haftada atılan 6 gol, yenilen 5 gol. Tecrübeli Mehmet Hoca, atılan golleri artırıp, yenilen gollerin azalmasını sağlayan tedbirleri alacaktır. Erzurumspor ve Bursaspor’un mağlubiyetleriyle 2.sıraya yerleşti. Ve bu yarışın sonuna kadar varım dedi.   

Mehmet Demirtaş: Bol pozisyon, bol gol. Atılan penaltı sonrası kaçan penaltı, gösterilen sarı kartlar. Bir futbolsever bir maçtan daha ne isteyebilir ki? Maçta her şey vardı. Atılan 7 gol bir o kadar da kaçan pozisyon. Sonunda gülen taraf Akhisar. Adeta film sahnelerinden kesitler. Burhan Eşer liderliğinde bu haftadan koparılan 3 puan Akhisar’ı 2. sıraya yerleştirdi. Rakip İstanbulspor, maçı bir dakika olsun bırakmadı. Bu da Akhisar’ın işini bir kat daha zor hale getirdi. Maçı iki kez beraberliğe getirseler de üstünlük sayısına ulaşamadılar. Bir ara maçı izlerken “Acaba 3 puan gidecek mi?” diye içimden geçirdim. Bana 90’da attığı golle Cikalleshi “Hayır” dedi. Alınan 3 puan var ancak rakipler de mağlup. Türkiye’de bu hafta en iyi ve en şanslı takımlardan birisi Akhisarspor oldu. Umarım ki şans ve iyi oyun hep onlarla olur. Tebrikler.    

 

Şeytan artık uyandı

Bülent Buda: Zor zamanlardan geçiyorlar. (Geçiyoruz). Alışılmadık bir manzara. Ya kaybedersek, ya yenemezsek. Kaygı, kuşku bir arada. Seçtiğiniz modelin karşılığı her defasında cuk oturmuyor. Hiçbir kulübün cesaret edemediğini ödün vermeksizin sürdürürek tasasız, kaygısız bir yolculuk olanaksız. Takımın tüm kadrosu yetenekli. Çoğunluğu gelişmeye açık. Ama bir yere kadar. Alt sıralarda sorunlu bir takımı bile yenebilmek için bu denli zorlanıyor, ya da sorun yaşıyorsanız ya eldekiler kendilerini daha çok geliştirecekler ya da uygulanan politikanın bir yerini delmek gerekecek. Ödünsüz bir yaşamın kendini ne denli geliştireceğinden öte ne denli tutunabileceğini düşünmek, yorumlamak gereklimidir. Ben bilmem onu da büyüklerimiz bilir… 

Fatih Tanfer: Kendisi için hayati önem taşıyan Adanaspor karşısında Kemal Rüzgar’ın 75. dakikada penaltı golüyle 3 puanı alıp 14. sıraya yükseldi ve derin bir nefes aldı. Altınordu orta sahası dinamik ve iyi pas yapan bir görüntü verdi. Topa sahip oldu. Ancak pozisyon bulmakta zorlandı. Zaten Altınordu’da golcüler bulduğu pozisyonları değerlendirse hiçbir sıkıntısı kalmayacak. Hüseyin Eroğlu Hoca da rakibinin oyun anlayışına göre anlık taktik değişiklikleriyle takıma doğru müdahale etti. Takımda kazanma arzusu üst düzeydeydi ve başardılar. Kaleci Erhan’ın form düzeyi her hafta üst düzeye çıkıyor ve takım adına büyük bir güvence. Bu hafta rakip Bursaspor. Her iki takımın da şiddetle 3 puana ihtiyacı var. Harika bir maç seyredeceğimiz inancındayım. 

Mehmet Demirtaş: Ligde haftalar ilerledikçe futbolcuların ayakları birbirine daha fazla dolanıyor. Hele ki Altınordu gibi bir hafta düşme hattı içerisinde diğer hafta orta sıralardaysanız futbolcuların heyecanı tarif edilecek gibi değil. Bizler izlerken kalp atışlarımızı ağzımızda hissediyoruz. Sahaya çıkıp oynayan futbolcuları düşünemiyorum bile. Fakat profesyonel olalım. Çıkalım, kazanalım, lig sonuna doğru sıkıntı yaşamayalım. Çok kritik rakip karşısında kritik 3 puan hayati önem taşıyor. 1-0 olsun bizim olsun, esas sonu güzel olsun. Balıkesirspor karşılaşmasından sonra Altınordu’nun oyununda bir değişim var diye düşündüğümüzü iletmiştik. O karşılaşmayla birlikte 4 maçta toplanan 7 puan bu zor sezonda can simidi oldu. Madalyonun diğer yüzü gibi olan ligin ikinci yarısı daha derli toplu ve kazanmayı bilen bir Altınordu görmeyi umarız.  

 

Altay vites düşürdü

Bülent Buda: Yeni teknik birim için talihsiz bir başlangıç. Cezalılar ya da sakatlar fazla. Osmanlı karşısındaki maçı koparacak güçte bir diziliş değil. Şans bulanlar için çıkış maçı olabilirdi. Kaleci Cihan dışında umut veren bir eylem gözlemleyemedik. Bir de önceki dönemden gözlemlediğimiz bir geleneğinde sürdürülmesine tanıklık ettik. Alt yapıdan ya da kulübede olan genç adamlara yine şans yok. Neden acaba? Bu denli eksiğe karşın nedir, nedendir bu korkaklık beyler? Hazırı kullanmak işin kolaycılığı. Biraz da seçimlerinizle yeni isimler kazandırmayı deneseniz. Olmuyor mu? Ali Tandoğan ile arkadaşları beklentileri yüksek bir kuruma geldiler. Neyse uzatmayalım. Kısa keselim. Hani ne denir? Önümüzdeki haftalara bakalım. Bu arada maçın skoru bence iyi. İki puan kaybetmediler. Bir puan kazandılar. 

Fatih Tanfer: Osmanlıspor deplasmanında maalesef 1 puanla yetindi. Bu maçta da gördük ki takımın en büyük sorunu kendi yarı sahasında yaptıkları top kayıpları. Oyun anlayışı gereği merkezi kalabalık tutup sayısal üstünlüğü almayı planlamıştı ama olmadı. Erhan’ın pasında Marco gibi bir golcünün pozisyonu gole çevirmesi gerekirdi. Gelinen noktada lider Hatayspor’dan 13, ikinci Akhisarspor’dan ise 8 puan geride kalındı. Ama adı Büyük Altay olduğu için ona hiçbir zaman umutsuzluk yakışmaz. Bekleyeceğiz ve göreceğiz. 

Mehmet Demirtaş: Altay, yeni teknik direktörüyle ilk mücadelesinde Osmanlı deplasmanından 1 puan ile döndü. Ali Tandoğan “Takımda çok kaliteli ayaklar var, ancak sahada aynı dili konuşmuyorlar” diyor. Evet bireysel açıdan kadroya bakacak olursak tek tek kalite kokan bir ekip. Fakat iyi bir yemek sunmak için iyi malzemeler tek başına yeterli olmuyor ne yazık ki. İyi bir aşçı, o malzemeleri doğru bir tarifle bir araya getirip lezzet katacak baharatlar ekledikten sonra hem gözün hem de midenin doymasını sağlamalıdır. Yani burada büyük iş Tandoğan’a kalıyor. Cezası gereği bu karşılaşmayı tribünden izleyen Tandoğan, saha kenarında bakalım takıma nasıl etki edecek. Biz İzmir’in köklü takımlarından olan Altay’ın doğru kontrol ve doğru hamleler ile başarıya ulaşacağını düşünüyoruz ve istiyoruz. Bundan sonra ki süreçte Ali Tandoğan ve ekibine başarılar diliyoruz.     

Bal Kes ruhu geri dönüyor

Bülent Buda: Vukovic’i kutluyorum. O iyi bir sporcu. Mangal gibi yüreği olan bir delikanlı. Ali Tandoğan’a istifası sonrası söylediklerinin virgülüne, noktasına kadar katılıyorum. Yeni teknik birimin Karagümrük karşısında yeni taktik dizilişi ilk 11’de iki yeni isim. Sezer ilk kez 11’de. Batuhan ilk kez Hatay karşısında 69. dakikada oyuna katılmıştı. Bu kez o da ilk 11’de. Ölçülü, dengeli, soğukkanlı bir oyun sergilediler. Üç sonucunda çıkabileceği bir oyun sergilendi. Yine de maçın bitimine kadar alanda dik duran, yarışan bir takım. Pas akışına etkili, bitirici dokunuşları katabildiklerinde daha iyi olacaklar. Balıkesir’in güçlü, birikimli, yetenekli isimlerden oluşan bir futbolcu grubu var. Bu oluşumdan daha iyi kazançlı işler çıkarmak olası. Ramazan Kurşunlu ile arkadaşlarından bu beklenecektir. Kolay gelsin.

Fatih Tanfer: Güçlü Karagümrükspor karşısında mücadele açısından iyiydiler. Karagümrük maç boyunca topa sahipti. Haklı olarak Balıkesirspor kapalı savunma yaptı. Rakibine istediği alanları vermedi. Elbette kaleci Vukovic ve arkadaşları iyi direndiler. Savunma üst düzeyde bir performans sergiledi. Bir puan aldı ve Ramazan Hoca’ya ‘Hoşgeldin’ dedi. 

Mehmet Demirtaş: Ligin iyi ekiplerinden olan Karagümrük karşısında Bal Kes mücadeleci ruhunu ortaya koyarak bir puan aldı. Takımda yaşanan rotasyonlar sonrası çıkılan ilk mücadeleler her zaman zordur. Balıkesirspor’da bu zorluğu puanlı geçti. Ramazan Hoca önderliğinde verilen ilk sınavda Balıkesirspor etkili isimleriyle iyi oynadı. Zaten lig için iyi bir kadroya sahipler. Yaşadıkları gel gitler onlara puan kayıpları yaşattı. Vukovic takım arkadaşlarıyla bu şehir ve bu takım için sonuna kadar mücadele etmeye hazır olduklarını dile getirmişti. Yani işin içine biraz da yürek giriyor. Bu yüreklerde yanan ateşin hiçbir zaman sönmemesini diliyorum. Vukovic gibi güçlü bir kaleciye sahip olduğunuz sürece o kale yıkılmayacaktır. Ramazan Kurşunlu ile yollarına emin adımlarla yürüyeceklerini düşünüyorum. Ligin geri kalan haftalarında başarılar. 

Pes etmek yok

Bülent Buda: Bu son saniye gollerinin acısı derin olur. Gerçekçi olalım. Oyunun büyük bölümünde olgun, etkili atak sayısında konuk Keçiören öndeydi. Net bu da kaçmaz diyebileceğimiz gol pozisyonu üretimindeyse Menemen öndeydi. Ali Özgün 3 haftadır boş geçmiyor. Temelde takımın oyun algısı, kavrayışı, yorumlayışı ile dayanışma isteği ile gücü mutluluk verecek düzeyde. Yani demem o ki sarı lacivertlilerin ulaştıkları devamlılık ile çim zemine sağlam bastıklarını vurgulamalıyız. Küçük yaşlarda ki çocuklar Menemen tribünlerinden sesleniyor: “Menemen takımına sahip çık!” Evet çocuklar haklı. Haftalardır tribünler neden boş? Oyun alanında takır takır yarışan, maç kazanan oyuncular bu görünümü hak ediyorlar mı? Ey Menemen halkı. Artık doldurun şu tribünleri de o alanda ter akıtan futbolcular da yaptıkları işten keyif alsın. 

Fatih Tanfer: Menemenspor son dakikada penaltıdan yediği golle 1 puanla yetindi. Emeklerine yazık oldu. Menemenspor maç boyunca hakikaten iyi mücadele etti. Benim görevim maç içinde gördüklerimin analizini yapmaktır. Cenk Hoca bazı oyunculara neden bu kadar tahammül etti anlayamadım. Bir puan geldiyse en büyük pay başta Alberk ve defansın iyi oyunuyla geldi. Onların direnci de son dakikaya kadar devam etti. Ne mutlu ki Menemenspor’a sezon boyunca galibiyet bile alamaz diye fikir verenler şimdi puanını 22’ye çıkaran Menemenspor’un neden galip gelemediğini konuşuyor

Salah'ın minyatür kale şanssızlığı!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber