Geri Dön

Son dakika haberleri - Serhan Acar yazdı: Türkiye F1'i seviyor

Formula 1 Türkiye’ye, Türkiye de Formula 1’e, bir kez daha çok yakıştı. Ne yazık ki açıklanan 2022 takviminde yokuz. Ama pandemi şartları dolayısıyla, belki seneye de bir şans bulabiliriz. 2 Ekim Singapur yarışının tarihini, bir kenara not ettim bile!

Son dakika haberleri - Serhan Acar yazdı: Türkiye F1'i seviyor

SERHAN ACAR

Geçtiğimiz sene, tam bir heyecan fırtınası şeklinde geçen Türkiye GP’si, 2021 sezonunun da iyi yarışlarından birisine sahne oldu. Önce 13 Haziran, sonra 3 Ekim derken, sonunda üçüncü denemede, 10 Ekim’de Türkiye Formula 1’e dokuzuncu kez ev sahipliği yaptı.

Jeopolitik önem
2020’de kısa sürede elde edilen büyük başarı, her ne kadar kalıcı bir anlaşmayla takvimde yer alamasak da Türkiye’nin gayri-resmi olarak adeta ilk yedek yarış olmasını sağlamıştı.

İlkokulda bize öğretilen; Türkiye’nin jeopolitik öneminin ne kadar doğru olduğunu, lojistik açıdan Avrupa-Asya arasında bir köprü olmamızın nasıl bir avantaj yarattığını bu tarz büyük organizasyonlarının takvimlerine bakarak çok daha iyi anlayabiliyoruz.

2005-2011 döneminde, F1 takımları Avrupa’dan tırlarla yola çıkarlar, Trieste (İtalya)’den özel ro-roya bindirilen tırlar Pendik Limanı’na gelirken, bir charter uçağıyla önceden İstanbul’a varan tır şoförleri iki gün burada vakit geçirdikten sonra, limandan tırlarını teslim alır ve 20 dakika sonra İstanbul Park’a varırlardı.

Geçtiğimiz sene, takvime sonradan girdiğimizde, pandemi nedeniyle takımlar daha ağırlıklı olarak uçak kargoyu tercih etmelerine rağmen; bizden önceki yarış olan İtalya (Imola) ile Bahreyn arasında, adeta yol üstünde olduğumuz için ekiplerin buraya gelmesi nispeten kolay olmuştu. Tabii bu kez de Sabiha Gökçen Havalimanı’nın, piste sadece 10 kilometre uzakta olmasının büyük avantajına sahiptik. 2021 için lojistik operasyonu da ağırlıklı olarak uçak kargo ile yapıldı.

Tecrübe faktörü

Elbette, geçen sene, dokuz yıllık bir arayı kapatmak, 2020’lerde çehresi çok değişen Formula 1’e adapte olmak için; sportif ekibinin içinde bulunduğum Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) olarak ciddi bir çaba sarf etmiştik. Yarışın sportif anlamda başarıyla organize edilmesi ve Uluslararası Otomobil Federasyonu’ndan (FIA) takdir görmemiz bizi çok memnun etmişti. Pistin yeniden F1’e hazırlanması için de, promotör firma Intercity çok kısa süre içinde çok ciddi bir çalışma yapılmıştı.

Açıkçası geçen senenin de ışığında, bu seneki sportif hazırlık safhası daha kolay ve verimli geçti. Bir organizasyonu, düzenli şekilde her sene yapmak, bir yandan işleri kolaylaştırırken diğer yandan, kendinizi geliştirmenizi de sağlıyor. Aynı durumu, yayıncı kuruluş S Sport TV için de söyleyebilirim. Ekip arkadaşlarım, geçtiğimiz senenin ardından, bu sene daha da doyurucu yayınlara imza attılar.

Geçen sene yeni dökülen asfalt, kasım ayının soğuk ve yağışlı havası ile yeni asfalttan haberdar olmayan Pirelli’nin elindeki en sert lastiklerle İstanbul’a gelmesi neticesinde, pilotlar bir türlü istedikleri yol tutuşu yakalayamamıştı. Bizler de genel olarak tarihin en hızlı F1 otomobillerinin, tam performansta bizim pistte ve özellikle meşhur sekizinci virajda neler yapabileceğini görememiştik.

Bu sene aradan geçen bir senede asfaltın oturması, pist yönetiminin yol tutuşu arttırmak üzere yaptırdığı yüksek basınçlı su işlemi ve Pirelli’nin bir kademe daha yumuşak lastikleri getirmesiyle, daha birinci antrenman seansının 15. dakikasında İstanbul Park tarihinin en hızlı tur derecesi yakalanmış oldu. Takımlar, karşılarında beklemedikleri kadar fazla tutunan bir asfalt buldular.

Sıralama turlarında ilk beş sırada beş farklı takımın oluşu, motor değiştirdiği için geriden başlama cezası alan Hamilton ve Sainz’in olası yükselişleri, havanın yağışlı oluşu bize son derece heyecanlı bir yarış vaat ediyordu. Aslında galibiyet için büyük bir çekişme görmesek de, üçüncülük mücadelesi, Hamilton’ın yarışın başındaki yükselişi, şahane Perez Hamilton kapışması, hareketli arka kanat sistemi DRS kullanılmıyor olsa da, özellikle Sainz’in gerçekleştirdiği ataklar, lastik değiştirmeden finişe kadar gitmek isteyen pilotlar gibi noktalarla, sezonun iyi yarışlarından birisine tanıklık ettik.

Ben de geçtiğimiz sene olduğu gibi cuma gününe kadar sportif ekipte görev yaptıktan sonra, cumartesi-pazar S Sport TV’de mikrofon başına geçtim ve büyük bir gururla Türkiye GP’sini dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım.

Neticede; Mercedes’ten ayrılmaya hazırlanan Bottas, sürpriz bir zafere imza attı ve Türk seyircilerden de büyük ilgi gördü.

Futbol maçı gibi!

On sene sonra ilk kez seyircili olarak yapılan Türkiye GP’si, gerçekten çok büyük bir ilgiyle takip edildi. Soğuk ve yağışlı hava ile piste ulaşımda yaşanan ve ulusal basına da yansıyan yoğunluğa karşın; kişisel gözlemime göre, 2005’teki ilk yarıştan bu yana ilk defa bu kadar büyük bir seyirci kitlesi yarışı yerinden takip etti. Özellikle yarıştan önce sürücülerin yaptığı selamlama geçidi, adeta bir futbol maçı kadar coşkuluydu.

Formula 1’i karşı olan ilginin son yıllarda arttığını zaten gözlemliyordum. Ama sevdiğim sporun, bu kadar sevildiğini net bir şekilde görmek beni gerçekten çok mutlu etti.

Ayrıca hafta sonu boyunca, zaman zaman karşılaştığım seyircilerin bana karşı olan ilgisi ve sevgisi karşısında gerçekten onore ve minnettar olduğumu da belirtmeliyim.

Özetle Formula 1 Türkiye’ye, Türkiye de Formula 1’e, bir kez daha çok yakıştı. Ne yazık ki açıklanan 2022 Formula 1 takviminde yokuz. Ama pandemi şartları dolayısıyla, belki seneye de bir şans bulabiliriz. 2 Ekim Singapur yarışının tarihini, bir kenara not ettim bile...
Sağlam ve kalıcı bir kontratla, Formula 1’e, daha uzun yıllar boyunca ev sahipliği yapabilmek dileğiyle...

Hem Formula hem WRC

2020’nin pandemi ortamında, Dünya Ralli Şampiyonası (WRC) Türkiye Rallisi’ni bitirdikten sadece sekiz hafta sonra, T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde düzenlenen Formula 1 Türkiye GP’sinin sportif organizasyonunu başarıyla üstlendik. Böylece 2020’de İtalya dışında, hem F1 hem de WRC’yi organize edebilen tek ülke oldu.

İki dakikada çakıldan çıktı

Formula 1 tarihinde, start alan tüm pilotların finişe ulaştığı 12. yarış olan Türkiye GP’sinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın imkan ve müsaadeleri dahilinde çalışan TOSFED’in 800 kişilik gönüllü görevli kadrosuna, araçlara müdahale anlamında hiç iş düşmedi.

Ancak bir kurtarma operasyonu olsaydı, geçen seneden daha hazır şekilde beklemedeydik.

Nitekim 3. antrenmanda çakıl havuzuna gömülen George Russell’ın otomobilini, sadece iki dakika içinde pistin dışına almayı başardık.

En hızlıdan daha hızlı!

Formula 1 severler, kuru havada, neredeyse boş benzin deposuyla, sıralama turlarının son bölümünde ulaşılabilecek hızı çok merak ediyordu. Ancak cumartesi sabahı yağan yağmur, pistin yol tutuşunu düşürdü. Yine sıralama turlarının ilk bölümünde de hafif çiseleyen bir yağmur vardı. Buna rağmen Lewis Hamilton’ın 1:22.868’lik tur, tek tur anlamında bu pistte daha önce atılmış en hızlı turdan neredeyse 1.9 sn daha hızlıydı. Açıkçası, cumartesi hiç yağmur yağmasa, 1:22.00 civarı bir tur zamanını görebilmeyi bekliyordum.

Son dakika haberleri - Serhan Acar yazdı: Türkiye F1i seviyor

Trabzonspor, Jean Evrard Kouassi Trabzon getirdi
YAZARLAR
TÜM YAZARLAR

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber