Şu emlakçılar da çok para alıyorlar canım!

Herhangi ev alımı-satımı ya da kiralanması sırasında bir gayrimenkul danışmanından hizmet alıp bu cümleyi aklından geçirmemiş kaç kişi var? Hadi itiraf zamanı…

 

Tıpkı aile doktoru, aile avukatı, aile diş hekimi, mali müşaviri gibi ‘ailenin gayrimenkul danışmanı’ kavramı ülkemizde de benimsenmeye başladı. Son yıllarda ise artık ‘sözleşmesiz çalışmıyoruz’ dediğimizde çoğunluk ‘çalışma şartlarınızı biliyorum’ diyor. Özellikle son 5 yılda gayrimenkul profesyonellerinden hizmet alan kişilerin sayısının düşündüğünüzden daha fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Profesyonel hizmet alan ve bunun bir bedeli olduğunu bilenler çoğunlukta ama bir grup da var ki, bir yandan dört dörtlük sorunsuz bir süreç yani kusursuz bir hizmet bekliyor ama ya hizmet bedeli ödemek istemiyor ya da hizmet bedelini minimumda tutmak istiyor.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Gayrimenkul sektörünü dışarda tutarak soruyorum: maksimum sonuç aldığınız bir konuda minimum ödeme yapmak adil midir, kabul edilebilir bir durum mudur? Referansı güçlü bir doktora, referansı güçlü bir avukata ya da mali müşavire gittiğinizde ücreti neyse ödemiyor musunuz? Peki, söz verdiği şekilde işlemi kapatan bir gayrimenkul danışmanının ücretinde neden kesinti yapmak istiyorsunuz?

Kurumsal markaların çatısı altında gayrimenkul danışmanlığı hizmeti veren çok sayıda danışman milyonlar kazanıyor. Hiç kimse hiç kimsenin cebine hak etmediği bir parayı koymaz. Başından sonuna kadar bir gayrimenkulün sorumluluğunu alıp, pazarlamasını yapıp satışla sonuçlandırmak ya da bir alıcı adayı ile onlarca gayrimenkul görüp bir tanesine karar verip, güvenli bir satışın gerçekleşmesine aracılık etmek ciddi bir sorumluluktur. Milyonlarca liranın birinden birine aktarılmasını sağlamak, tüm pürüzleri yok etmek, sorunları (ipotek, haciz, intikal gibi) çözmek kolay iş değil.

Bir değer yaratıyorsunuz, hizmet veriyorsunuz, bu değeri görmeyenler “şu emlakçılar da çok para alıyorlar canım” diyor, bu değeri görenler ise hizmet bedelini kuruşu kuruşuna ödüyor. Üstüne üstlük bin teşekkürle…

Geçtiğimiz ay evini sattığım bir müşterimle tapu dairesinde iyi dileklerle ayrıldık. Ben ofise raporlama için gelirken o da annesine bıraktığı küçük kızının yanına gitti. Yarım saat sonra beni arayıp ofiste olup olmadığımı sordu. 15 dakika sonra da kan ter içinde gümüş bir tabakta el yapımı çikolatayla teşekküre gelmişti. Hem şaşırdım, hem koşturduğu için üzüldüm, hem de mutlu oldum. “Buna ne gerek vardı hizmet bedelimi tam ödeyerek teşekkür ettiniz zaten” dediğimde “Gözümüzde büyüyen bir süreci kolaylıkla hallettiniz. Bu bizim için çok değerli” dedi.

Tavsiye ettiğim bir mülkün alımına 15 dakikada karar veren, 2 günde de tapusunu yaptığımız bir başka müşteriye ise bir jest olsun diye inisiyatif kullanarak hizmet bedelinden bir indirim yaptım. Müşterim bu indirimi reddedip “Siz zaten değer katarak gereken desteği verdiniz” diyerek  ‘tam hizmet bedeli’ ödedi.  Ve ben 8 yıllık meslek hayatımda indirimi reddeden bir müşteriye denk geldiğim için ayrıca kendimi şanslı hissediyorum.

Her yıl binlerce sahte tapunun yapıldığı, binlerce insanın dolandırıldığı, binlerce mağdurun olduğu bir sistemde size güvenli bir süreç vaat eden ve ancak bu gerçekleştiğinde ödeyeceğiniz hizmet bedelini de gözünüzde büyütmeyin canım…