SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

KARYA’NIN BAŞKENTİ MİLAS

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Geçtiğimiz hafta Nilgün Hanım arayıp, “Hafta sonu Ekodosd ile Milas ve çevresinde yürüyüş yapacağız, Kuşadası’ndaysan sen de gel” dedi. Ekodods, doğayı, biyolojik çeşitliliği, ekosistemi korumak, doğayı koruma bilincini yaygınlaştırmak, sorunlara kamuoyunun dikkatimi çekmek amaçlarını güden Kuşadası merkezli bir dernek.
Doğa, tarih, kültürün korunmasına ve tanıtılmasına yönelik çalışmalarını Kuşadası’na taşındığımdan beri takip ediyor fırsat buldukça da etkinliklerine katılmaya çalışıyorum. Dilek Yarımadası’ndaki Büyük Menderes Deltası Milli Parkı, Beşparmak Dağları, Bafa Gölü ve çevresi başta olmak üzere Kuşadası ve çevresinde başarılı çalışmalar yapmaktalar. Ekoturizm alt yapısını oluşturmak için yaptıkları çalışmalar ayrıca takdire değer.

Milas’a bahar geldi

Pazar sabahı erkenden Kuşadası’ndan Karya Uygarlığı’na başkentlik yapmış Milas’a doğru yola düşüp, Yaylaköy Tülüşah Kahvesi’nde sabah çaylarımızı yudumladıktan sonra iki saatlik bir yolculuğu takiben Beçin Kalesi’ne vardık.
Menteşeoğulları Beyliği’ne başkentlik de yapmış olan Beçin, Türk kültürü ve tarihi açısından önemli bir yere sahip. Bugünkü adı Mutluca olan köy, Milas-Ören yolu üzerinde, Milas ovasına yukarıdan bakan sarp kayalık bir tepeye yapılmış, bir kartal yuvasını andıran kale, Roma dönemine tarihlendirilse de, son halini Menteşeoğulları döneminde almış, o döneme ait Anadolu mimarisi hakkında önemli bilgiler vermekte. Beçin’de pek çok medrese, hamam, cami, han, zaviye ve türbe kalıntısı var. Karapaşa Medresesi, türbe, Ahmet Gazi Medresesi, Orhan Bey Camii, Bey Konağı, Bey Hamamı, Kızılhan, Yelli Camii ve medresesi Beçin Kalesi’ni ve çevresini gezerken göreceğiniz yerler arasında.
Tarih ve mimari harikaydı ama benim aklımda bu geziden geriye kalan en muhteşem görüntü, kalenin hemen önünde, baharın gelmesiyle yüzlerini güneşe dönmüş baharın ılık rüzgarlarıyla dans eden binlerce papatya idi. Baharı müjdeleyen bembeyaz papatyaların sessiz dansı, yeni bir yaşam enerjisi aşıladı herkese bir anda.

Doğa bizi bekler

Kaleyi ve çevresini keşfedip yola koyulduk bahar ile canlanan doğada. Yemyeşil bir orman, araya serpiştirilmiş köy evleri, keçiler, topraktan başları çıkarıp güneşe uzanmış çiçekler arasında, kulaklarımızda sadece doğanın sesleriyle süren yürüyüşümüze orada olacağını tahmin bile edemeyeceğiniz bir göle tepeden bakan bir noktada ara verip, yanımızda getirdiklerimiz atıştırdık. Sonrasında ise Gökçeler Kanyonu’na doğru yola koyulduk.

Gökçeler Kanyonu ve İncirlin Mağarası

Gökçeler Kanyonu, Suçıkan mevkiinden başlayıp, Gökçeler’e kadar giden asırlık zeytin, ceviz, incir, çınar, sakızlık, akçakesme, defne ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı, içinden Değirmen Deresi geçen 10 km’lik bir kanyon. Kanyonda arkeolojik buluntular, birkaç değirmen kalıntısı ve yaklaşık 30 adet mağara bulunmakta.
İncirliin Mağarası, Gökçeler kanyonunda Manastır Dağı’nın yamacında. Seyir terasının hemen sağından ilerleyip, yüzlerce basamak indikten sonra ulaşacağınız İncirliin Mağarasına giriş ücreti 10 TL.
Mağaranın uzunluğu 345 m, ancak sadece 155 m’si ziyaret açık. Sıcaklığın yaz ve kış 17 derece olduğu mağara inanılmaz güzellikteki dev sarkıt, dikit, sütun ve havuzları, çok sayıda salonuyla güzel bir deneyim sunmakta. Yarasa Galerisi ise doğal yaşam alanı olması sebebiyle doğal hali korunmakta ve ziyarete izin verilmemekte.
Mağaradan çıktıktan sonra, sol taraftaki taş evi fotoğraflamayı unutmadan, aşağıya inmeye devam ederseniz vadiye ineceksiniz. Güllük körfezine hayat veren çayın minik şelaleler oluşturduğu bölüm sanırım özellikle fotoğrafseverlerin hoşuna gidecek.
GEKA, Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın yaptığı çalışmalar olumlu olsa da geliştirilmeye muhtaç. Kanyonun zirvesine yapılan seyir terası eşsiz manzarasıyla muhteşem. Ancak aynı şeyi sunulan hizmet, temizlik ve de tuvaletler için söylemek ne yazık ki mümkün değil. Keşke kalkınma ajansları aynı zamanda insana da yatırım yapıp, işletmecilere de hizmet, hijyen ve sunum konularında eğitim verseler demeden edemiyor insan

Görülecek yerler

“Milas’a kadar gelmişken nereleri görelim?” derseniz, Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal Alanı, Baltalı Kapı, Gümüşkesen Mezar Anıtı, Su Kemerleri, Firuzbey Camii, Milas Müzesi ve Çöllüoğlu Hanı’nı yazın listenize.
Yemek için Milas’ta her damak tadına uygun seçenek mevcut. Ama gitmişken mutlaka Hacı Şerif’in dondurmalı irmik helvasının tadına bir bakın.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. YARIN BAYRAM!
  2. İLK ADIM’IN ÜZERİNDEN 101 YIL GEÇTİ
  3. YERİNİZDEN KALKMADAN HERMITAGE MÜZESİ’Nİ ADIMLAMAK...
  4. SULTAN AHMET CAMİİ’Nİ UZAKTAN GEZMEK
  5. PARMAK UÇLARIYLA DÜNYAYI GEZMEK
  6. DEĞİŞEN SEYAHATLER VE SEYYAHLAR
  7. Şehrin göbeğinde hazine: Karaköy
  8. KÜÇÜKSU KASRI
  9. KARYA’NIN BAŞKENTİ MİLAS
  10. RİO KARNAVALI BAŞLADI!

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.