“TRT Spor’daki ‘%100 Futbol’un yorumcusu Rıdvan Dilmen, TRT’den ayda 750 bin TL, yılda 8,5 milyon TL
kazanacak.”

İki açıdan da ‘bomba bir haber’ bu!

Birincisi; ödeyen kamu yayıncısı, kazanan Türk futbolunun efsane futbolcularından biri de olsa yılda 8,5 milyon TL çok para.

İkincisi; haber gerçekten ‘bomba’ çıktı ve patladı.

Önce TRT haberi yalanladı, ardından Rıdvan Dilmen şu açıklamayı yaptı:

“TRT’den 1 TL para almadım, almayı da düşünmüyorum. Çünkü ben ekmeğimi yedim çok şükür. Sözleşmem de yok. Sağ olsunlar beni bu ekranda görmek istediler. Hem kurum, hem vatandaş; sağ olsunlar.”

Haber yalan çıkmasına rağmen hala gerçekmiş gibi TRT ve Rıdvan Dilmen’e sosyal medyada saydıranlar var.

TRT’nin açıklamasında şu vurgular dikkat çektiği gibi bilinçli yapılıyor bu:

“Söz konusu yalan ve iftiraları sistematik şekilde üreten, yayan ve işin doğrusunu araştırmaksızın haber yapanlar...”

“Yalan ve iftiraları sorgulamadan doğru kabul eden, gazeteciliğin en temel ilkelerini dahi çiğneyen, araştırmadan, doğrusunu öğrenme zahmetine katlanmadan yapılan bu ‘sözde gazetecilik’ anlayışını kınıyoruz.”

Yaptıkları veya üstüne yorum yazdıkları haber yalan çıkmasına rağmen özür dilemeyenler, ya o algı operasyonunun parçasıdır ya da utanması olmayan yüzsüz!       

ALTIN KOZA JÜRİSİNİN ÇELİŞKİLİ KARARLARI

Jürinin ‘En iyi’leri belirlediği her yarışmanın sonuçları tartışılır. Aynı yapımları başka bir jüri değerlendirse sonuçlar da değişeceği için objektif değil, subjektiftir insanoğlunun verdiği bu tür kararlar. 28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde de bir kez daha gördük bunu.

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ‘En İyi Film Ödülü’nü ‘Zin ve Ali’nin Hikayesi’ne verdi, ‘Adana İzleyicisi’, ‘Sen Ben Lenin’i ‘En İyi Film’ seçti, jüri ‘Altın Koza Ödülü’nü ‘Yaramaz Çocuklar’a verdi.

Farklı jürilerin farklı kararlar vermesi doğal, ama aynı jürinin birbiriyle çelişen ödüller vermesi tuhaf. ‘28. Altın Koza’ jürisinin kararlarına bakalım.

En İyi Senaryo: ‘Bir Nefes Daha’ ile Nisan Dağ.

En İyi Yönetmen: ‘Bir Nefes Daha’ filmiyle Nisan Dağ.

En İyi Film: Ahmet Necdet Çupur’un yönettiği ‘Yaramaz Çocuklar’.

Tilbe Saran, Güven Kıraç, Feridun Düzağaç, Kıvanç Sezer, Seray Şahiner ve Meryem Yavuz’dan oluşan jürinin Nisan Dağ’ı ‘En İyi Senarist’, ‘En İyi Yönetmen’ seçip, ‘En İyi Film Ödülü’nü ‘Yaramaz Çocuklar’a vermesini anlayan varsa bana da anlatsın.

Nisan Dağ, ‘En İyi Senarist’, ‘En İyi Yönetmen’ ama çektiği film değil!

Jüri, ‘Yaramaz Çocuklar’ filmi oyuncularından Zeynep Çupur’u ‘Mansiyon Ödülü’ne layık gördü. Jüri Başkanı Tilbe Saran ödülü verirken, “Böyle bir ödül yoktu, ama performansıyla bizi böyle bir ödül vermeye zorladı” dedi.

Madem ki Zeynep Çupur, performansıyla jüriyi bu denli etkiledi, o zaman ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü neden vermediniz?

%100 FUTBOL %100 YALAN

PİLOTUN SÖZLERİNE ALKIŞ, SEVGİNİN KANITI

28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nden Pegasus’la İstanbul’a dönüş yolundayız.

Pilot Suat Avcı, kendini tanıtıp, herkese iyi uçuşlar diledikten sonra, “Bugün 19 Eylül. Mustafa Kemal Atatürk’e gazilik unvanı ve mareşallik rütbesi verilişinin 100’üncü yılı ve Gaziler Günü” deyince uçakta alkış tufanı koptu.

Yıllardır heykellerini kıranlara, resmi tatillerde devlet dairelerinin duvarlarına resmini baş aşağı asanlara, aleyhinde yazılan ve söylenenlere rağmen bu ülke insanının gönlündeki Atatürk sevgisinin yok edilemeyeceğinin kanıtıydı uçakta adı anılınca kopan o alkış tufanı...

GÜNÜN SÖZÜ

“Eğri zamanlarda doğru duranlara helal olsun, selam olsun.” (Haluk Bilginer)