Televizyonların her yayın döneminde olduğu gibi bu kez de birçok dizi, sezon sonunu göremeden ekrana veda etti.
Dizi sektörü için yeni bir şey mi bu?
Değil...
Her yayın döneminde karşımıza çıkan, değişmeyen bir gerçek.
Buna karşın dizi dünyasında değişen bir şey var, o da şu: Yayınlananlar arasında en yüksek reytingi alan yeni yapım hangisi?
‘Mucize Doktor’...
‘Genel izleyici’ kategorisinde 15 ila 17 arasında reyting alan ‘Mucize Doktor’da bir tane dizi starı var mı?
Yok...
Geçtiğimiz sezon çift haneli reytingiyle dikkat çeken ‘Hercai’nin bu yayın dönemindeki reytingi eskisi kadar
olmasa bile 9 bandında.
Yapımcı Banu Akdeniz’in, ‘Hercai’nin başrollerini teslim ettiği oyuncular ‘dizi starı’ değil, sektörün yeni isimleri...
‘Total’de 9 civarında reyting alan ‘Kuzey Yıldızı Aşk’ dizisinde de bir tane star veya yıldız yok...
‘Mucize Doktor’dan sonra çift haneli reyting alan dizi ‘Kuruluş: Osman’...
Yapımcısı ile senaristi dışında kanalı ve oyuncu kadrosu değişen yapımda, başrolde Burak Özçivit gibi bir dizi starının olması avantaj. Ancak verilerin bize gösterdiği bu projede asıl başrolün senaryo olduğu.
Beş sezon reyting rekoru kıran dizinin başrol oyuncusu kimdi?
Engin Altan Düzyatan...
TV ve dizi dünyasında telaffuz edilen rakamlar yanlış değilse Düzyatan, ‘Diriliş: Ertuğrul’a başladığında bölüm başına aldığı para 60 bin TL’ydi, ayrıldığında ise 130 bin TL.
Düzyatan’ın yedinci bölümde yayından kalkan ‘Kurşun’la bölüm başı 120 bin TL’ye anlaştığı konuşuluyor.
‘Mucize Doktor’, ‘Hercai’ ve ‘Kuzey Yıldızı Aşk’ gibi reytingi yüksek dizilerinin başrol oyuncularının bölüm başına aldıkları para ise 20-30 bin TL arasında.
Bölüm başı kaşeleri 100-150 bin TL arasında değişen dizi starlarının işleri ‘erken final’ yapıyor, birçoğu yeni bir projeyle seyirci karşısına çıkamıyor, buna karşın yeni isimlerin oynadığı dizilerin iyi reyting almasından çıkarılacak sonuç şu: Seyirci artık dizilerde kimin oynadığına değil, senaryoya bakıyor. Senaryo ‘iyi’yse, seyirci kimin/kimlerin oynadığına bakmadan izliyor.

UÇAKTA BİR ‘DELİ’ VAR

Palandöken Sway Hotels’deki ‘Yapı Kredi Winter Escape’ için cuma 16.00’da İstanbul Havalimanı’nda bindiğim THY uçağı tıklım tıklımdı.
3/D’ye oturdum. “Koridorda sen mi oturuyorsun?” diye bir ses duyunca başımı kaldırıp, baktım. Elinde kalın taşlı bir tespih, göbekli, iri yarı orta yaşlı biri.
Yerim burası da ondan deyince, “Ortaya sığmam ben” dedi ve arkaya gitti, bir daha da gelmedi.
Pilot, İstanbul/Erzurum uçuşunu 1 saat 35 dakika vermesine rağmen havada geçirdiğimiz 2.5 saatten sonra kabin amiri şöyle bir anons yaptı:
“Erzurum Havalimanı’ndaki hava şartları nedeniyle Elazığ Havalimanı’na iniş yapacağız. Havalimanı’nda görevliler gelişmeler hakkında size bilgi verecek.”
Anons üzerine yolcular arasında uğultular başladı.
Arka sıralardan kalın sesli biri, “Ne işimiz var Elazığ’da? Niye Erzincan değil de Elazığ?” diye bağırmaya başlayınca dönüp baktım, bizimki!
Uçaktan inip, Elazığ Havalimanı’nda beklemeye başladık.
Saatler geçiyor, bir yetkili çıkıp, bilgi vermiyor.
22.00 sularında “Erzurum uçağı İstanbul’a dönecek. İstanbul’a dönmeyip, Erzurum’a gitmek isteyen yolcularımıza otobüs tahsis edilecektir” diye anons yapılınca, salon yeniden hareketlendi.
Göbekli adam yine başladı bağırmaya. Sanki tek mağdur yolcu o. Erzurumlu yolcuların bir kısmı meğer tanıyormuş onu.
“Akıl hastanesinden deli raporu var” dediklerinde şaşırdım. Toplum içinde bu kadar rahat dolaşıp, uçağa biniyorlarsa vay halimize.

GÜNÜN SÖZÜ

“Sakın vazgeçme! Eğer sen vazgeçersen, hak etmeyen biri kazanacak.” (Bob Marley)