Toplum olarak öyle bir hale geldik ki, sanki ‘siyah’ ve ‘beyaz’dan başka renk yok dünyada... Prof. Dr. Kerem Doksat’ın şu teşhisine var mı itirazı olan? “İnsanları anlamadan, dinlemeden gıyabında yorum yapmak, bizim milletin çok sevdiği bir şey, ama doğru değil.”

Şike soruşturmasından Metris Cezaevi’nde tutuklu bulunan Aziz Yıldırım’ın büyük kızı Hande Gamgam’ın bayram tatilini geçirmek için İtalya’ya gitmesini pazartesi günü Günaydın şu manşetle duyurdu okurlarına:
“Baba Metris’te kızı tatilde!’
Günaydın’ın Yayın Yönetmeni Şirin Sever’in aynı gün Twitter’da yazdıklarından anladığım o ki, bazıları beğenmedi bu manşeti.
Sever de, “Beğenmeseniz de haberdir bu” diye savundu o manşeti.
Dün de Habertürk, “Hapiste olan Aziz Yıldırım’ın kızının Roma’ya tatile gitmesi normal mi?” diye ‘polemik’ konusu yaptı Günaydın’ın manşetini.
Prof. Dr. Beyza Bilgin’den psikolog Aşkım Kapışmak’a, Reha Muhtar’dan Osman Tamburacı’ya, manken şarkıcı Tuğba Özay’dan avukat Tuyan Çağlar’a, Prof. Dr. Nilüfer Narlı’dan Prof. Dr. Kerem Doksat’a kadar birçok ünlünün görüşü vardı haberde.
Kimi babası Metris’teyken kızının Roma’ya tatile gitmesinin yanlış olduğunu beyan etti, kimi de “Babasının matemini tutacak hali yok” dedi.
Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Kerem Doksat’ın konu hakkındaki söyledikleriyse kesip çerçeve yapılacak kadar güzeldi.

“Bizim milletin huyu bu!”
Doksat neler mi söyledi? İşte söyledikleri:
“Hande Hanım’la görüşmeden, onun neden böyle bir davranışta bulunduğunu duymadan spekülasyon yapmak bana ahlaklıca gelmiyor.
Belki babası, ‘evladım birtakım işler vardır’ demiş olabilir. Bilmeden arkasından spekülasyon yapılmamalı. Kızla konuşmadan, etmeden, durduk yerde ortaçağdaki cadı avcıları gibi spekülasyon yapılıyor. Niye gidiyor, neden gidiyor? Haber doğru mu? Doğruysa bile kendisiyle konuşmadan yapılan her türlü şey gıybettir. Kendisiyle konuşmadan bir şey söylemeyi etik görmem. İşin iç yüzünü bilmiyoruz ki? Gidip orada göbek atıyorsa bile onun bir sebebi vardır.
Kendisiyle konuşmadan gıyabında yorum yapmak bizim milletin çok sevdiği bir şey, ama doğru değil.
Babası kızının çok üzüldüğünü gördüğü için ‘Evladım nasılsa bu işin erken biteceği yok. Sen 3-5 gün git havan değişsin’ demiş olabilir.”

Ya ‘siyah’sın, ya ‘beyaz’!
Onca insan arasından niye sadece Doksat’ın görüşlerine yer verdim?
Şunun için:
Toplum olarak öyle bir hale geldik ki, sanki ‘siyah’ ve ‘beyaz’dan başka renk yok dünyada!
Prof. Dr. Kerem Doksat’ın şu teşhisine var mı itirazı olan?
“İnsanları anlamadan, dinlemeden gıyabında yorum yapmak, bizim milletin çok sevdiği bir şey, ama doğru değil.”
Psikiyatri Uzmanı Doksat, haksız mı Allah aşkına?
Hepimiz birer ‘infaz timi’ üyesi haline geldik adeta!
Dip not: Bu haberin yapılmasına karşı değilim. Şirin Sever’in yerinde olsam, ben de bu haberi manşete çekerdim. Benim itirazım, haberden yola çıkıp, ahkâm kesenlere...


STAR KİMİN UMURUNDA REYTİNG LAZIM ONLARA
“Star yarışmaları hiç star çıkarmadı” diye yazdı birkaç gün önce sevgili Sina Koloğlu.
İlahi Sina, şaka gibisin valla!
Star yarışmalarının gerçekten de Türkiye’ye starlar kazandırmak için yapıldığını mı sanıyordun yoksa?
Bu kadar da iyi niyetli olma Sina.
Türkiye’ye yeni starlar kazandırmak kimin umurunda? Onların parolası şu: “Her şey reyting için.”
Yarışmaların jürilerine bir kez daha göz atınca ne dediğimi daha iyi anlarsın Sina.
Her seferinde reyting için çalıyorlar göle mayayı, ama ‘yurdum insanı’ yapılan oyunu anladı, artık yemiyor bu numarayı!



KEREM DOKSAT TEŞHiSi KOYDU
GÜLE GÜLE YALÇIN ABi
Milliyet’e girdiğim 1991 yılından bu yana mesai arkadaşım olan Yalçın Çınar’ı son yolculuğuna uğurlayacağız bugün.
Yalçın Çınar, soyadı öyle olduğu için Milliyet’in ‘Çınar’larından değildi.
Dile kolay, hayatının 35 yılını Milliyet’te geçirdi.
Milliyet onun ‘ikinci evi’ydi.
Milliyet’te çalışırken evlendi.
Milliyet için en iyi fotoğrafı çekmenin peşinde koştururken baba oldu.
Önce oğlu Emre dünyaya geldi, sonra kızı Hande.
Emre doğduğunda da Yalçın Abi’nin elinde fotoğraf makinesi vardı, oğlu üniversiteye gittiğinde de, Fotoğraf Servisi’nin şefliğini yaptığı yıllarda da...
Fotoğraf makinesi, vücudunun bir parçası gibiydi.
Yalçın Abi, ardında bir eş, iki evlat, ölümsüz fotoğraf kareleri ve bir yığın anı bıraktı.
65 yıllık ömrünün 35 yılını Milliyet’te geçiren Yalçın Abi’yi bugün öğleyin Teşvikiye Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Ulus Mezarlığı’nda toprağa vereceğiz.
Nur içinde yat Yalçın Abi...
Sana Allah’tan rahmet, ailene, sevenlerine ve hepimize başsağlığı diliyorum.
Milliyet’e girdiğim 1991 yılından bu yana mesai arkadaşım olan Yalçın Çınar’ı son yolculuğuna uğurlayacağız bugün.
Yalçın Çınar, soyadı öyle olduğu için Milliyet’in ‘Çınar’larından değildi.
Dile kolay, hayatının 35 yılını Milliyet’te geçirdi.
Milliyet onun ‘ikinci evi’ydi.
Milliyet’te çalışırken evlendi.
Milliyet için en iyi fotoğrafı çekmenin peşinde koştururken baba oldu.
Önce oğlu Emre dünyaya geldi, sonra kızı Hande.
Emre doğduğunda da Yalçın Abi’nin elinde fotoğraf makinesi vardı, oğlu üniversiteye gittiğinde de, Fotoğraf Servisi’nin şefliğini yaptığı yıllarda da...
Fotoğraf makinesi, vücudunun bir parçası gibiydi.
Yalçın Abi, ardında bir eş, iki evlat, ölümsüz fotoğraf kareleri ve bir yığın anı bıraktı.
65 yıllık ömrünün 35 yılını Milliyet’te geçiren Yalçın Abi’yi bugün öğleyin Teşvikiye Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Ulus Mezarlığı’nda toprağa vereceğiz.
Nur içinde yat Yalçın Abi...
Sana Allah’tan rahmet, ailene, sevenlerine ve hepimize başsağlığı diliyorum.