“Kurusıkı Show”dan sağlam bir gösteri

Televizyonlarda “Tiyatro sporu” ya da “doğaçlama tiyatro”nun adının dahi geçmediği bir dönemde seyretmiştim “Mahşer-i Cümbüş”ü...
Grubun Ankara’dan İstanbul’a yeni geldiği günlerdi.
O akşam Beyoğlu’nda izleyip beğendiğim “Mahşer-i Cümbüş” için bu şov televizyonda da iş yapar diye yazmıştım.
Aradan geçen zaman, yanılmadığımı gösterdi.
O günden bu yana hem İstanbul’un gece yaşamında, hem de ekranlarda bu tür gösterilerin sayıları bir hayli arttı.
Hepsini tek tek izleme olanağını henüz bulamadım.
Ama Beyoğlu’nda sahneledikleri şovlarını televizyonda da sergilemeyi hedefleyen “Kurusıkı” ekibini izledim.
İki yıldır her hafta sonu Old City Comedy Club’da doğaçlama gösteri yapan “Kurusıkı”yı o gece izlemeyen gelenler arasında Asuman Dabak’la eşi de vardı.
Kıvanç Kılınç, Nihal Yalçın, Şener Savaş, Barış Özgenç ve Serpil Göral adlı gençler, doğaçlama gösterilerini İlker Görgülü’nün kemanı, Bilal Karaman’ın gitarı eşliğinde sergiledi.
Ekibin menajerliğini üstlenen Ernur Citim, ortakları Yavuz Kutal ve Yeşim Kocaman’la birlikte “Kurusıkı Show”u ekrana taşımak için girişimlerinin sürdüğünü söyledi.

“Kurusıkı Show”dan sağlam bir gösteri

Nihal Yalçın adlı bir yıldız adayı“Kurusıkı Show”dan sağlam bir gösteri
Beş kişiden oluşan “Kurusıkı” ekibi, iki saatlik şovları boyunca 10 farklı konuyu doğaçlama olarak sergiledi.
Bazıları dizilerde de rol alan “Kurusıkı” oyuncularının hepsi birbirinden yetenekli.
Ama elebaşları Nihal Yalçın için ayrı bir parantez açmam gerekli.
“Kurusıkı Show” ekranlara taşınır mı, taşınırsa başarılı olur mu bilemem?
Ama şunu iddia edebilirim.
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sahne Sanatları Tiyatro Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı’ndan mezun olduktan sonra Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İleri Oyunculuk Yüksek Lisans Programını bitiren, şimdiye kadar çeşitli sinema, reklam, TV filmi ve dizilerinde oyunculuk ve seslendirme yapan Nihal Yalçın’da, şov dünyasının yeni yıldızlarından biri olacak potansiyel var.
Nihal Yalçın, yetenekli bir oyuncu olduğu kadar, aynı zamanda iyi bir sunucu ve şarkıcı...


2.5 milyon nafaka ve bitmeyen flört“Kurusıkı Show”dan sağlam bir gösteri
Sizleri bilemem ama sunucu Ece Erken’le işadamı eşi Tuncer Öztarhan haberlerinden bana fenalık geldi...
Bir ilişki düşünün?
Onlarca kez ayrılıp, sonra tekrar barışacaksınız...
Bir dargın, bir barışık süren ilişkinizden ders almayıp, bir de evlilik yapacaksınız...
Evliliğinizin üzerinden bir yıl bile geçmeden boşanmaya kalkacaksınız...
Bir yandan, “Özel hayatımdan medyaya ne?” diye isyan bayrağı açacaksınız, öte yandan, “Boşandıktan sonra da eşimle görüşmeye, flört etmeye devam edeceğim” diyeceksiniz...
Bu ne yaman çelişkidir?
Madem ki, bunlar senin “özel”in....
O zaman, özel hayatının en özel konularını kamuoyu ile paylaşma...
Bir gün “ak” dediğine, ertesi gün “kara” deyip, yok yere insanların kafasını karıştırma.
Bir taraftan, “Boşandıktan sonra görüşmeye, flört etmeye devam edeceğiz”, “Çıkan haberlerle Tuncer’i de yıpratmaya çalışıyorlar” diyerek eşini savunan bir kadının, öte yandan ondan boşanmak için 2 milyon 500 bin YTL tazminat istemesine ne demeli?
Davaya bakan yargıç emekli olup yırttı.
Hayırlısıyla mart ayında boşansalar da biz de kurtulsak bu dertten!

“Hayat Dersi” böyle mi verilir?
Samanyolu TV’de “Hayat Dersi” adlı bir program var. Bir dönem Flash TV’de ekrana gelen “Gerçek Kesit”in benzeri bir yapım bu.
Yaşanmış olaylar, izleyicilere hayat dersi vermek adına oyuncularla yeniden canlandırılıp, kurgulandığın bir program “Hayat Dersi”...
Ama programın hiçbir yerinde “Canlandırma” diye bir uyarı söz konusu değil. “Hayat Dersi”nde bir kadının, iş yerinde çalışan kalfasını kiralık katil olarak tutup, 12 yıllık eşini öldürmek istemesiyle ilgili bir bölümü izledim.
Kalfanın kadınla cinayet üzerine pazarlık yaptığı bölümler “Gizli kamera” çekimi olarak yansıtıldı ekrana. Profesyonel oyuncuların, gerçek karakterlere bürünerek oynadığı sahnelerde “Canlandırma” yazılmadığı gibi, program ekibinin olayın her safhasında polisle işbirliği yapıldığı, polisin bilgilendirildiği anlatılarak işe daha da bir ciddiyet bindirildi.
Programın sonuna doğru da, STV izleyicileri arasında bayağı bir popülaritesi olduğu anlaşılan Dr. Muhammed Bozdağ, gerçek bir figür olarak devreye girdi.
Bozdağ, “Hayat Dersi”nin oyuncularıyla gerçek karakterler gibi konuştu. Böyle bir program yayınlanırken ekranda “Canlandırma” diye bir yazı yoksa izleyici, o insanların olayların gerçek kahramanı mı, yoksa oyuncu mu olduğunu nereden anlayacak?
STV’nin internet sitesindeki yorumlardan da anlaşılmadığı ortada.
İzleyici, “Programda gizli kamera görüntüleri yayınlandı. Eğer bunlar gerçekten oyuncuysa ‘gizli çekim’ değil ‘canlandırma’ yazmalısınız.
Çünkü izleyici gerçek bir belgesel, suçüstü yakalama görüntüleri izlediklerini zannediyor” diye eleştiriyor ama kimse kulak asmıyor.