Ali Kırca ve arkadaşları insanların kendilerinden beklentilerini karşılamak için ‘Siyaset Meydanı’nı müziği ve sunucusu hariç tümüyle değiştirme kararı aldı. Kırca, takım elbise değil, spor kıyafetler de giyecek
Geçen hafta yazmıştı Sina Koloğlu, “Akışta vardı, ama son anda yayınlanmadı. Siyaset Meydanı’na ne oldu?” diye. ‘Siyaset Meydanı’na ne olduğunu merak edenler varsa, açıklayayım. ‘Siyaset Meydanı’ 1994 yılından beri ekranlarda. Her şeyde olduğu gibi ekranda 18’inci sezonuna giren ‘Siyaset Meydanı’nda da zamanla bir ‘metal yorgunluğu’ baş gösterdiği için Ali Kırca ve arkadaşları aylar önce şöyle bir karar verdi:
“Bir araştırma şirketiyle anlaşalım. Onlar bizim adımıza bir araştırma yapsın. İnsanların ‘Siyaset Meydanı’ndan neler beklediğini öğrenelim. Programı da ona göre yenileyelim.” Kırca ve arkadaşları, bu araştırmayı yapma işini Era’ya verdi. Onlar da, akademisyeninden gazetecisine toplumun kanaat önderleriyle geniş çaplı bir anket çalışması yaptı, toplumun her kesiminden insanlarla görüştü ve çalışmanın sonuçlarını ekim ayının ortasında ‘Siyaset Meydanı’ ekibine sundu.
Ali Kırca ve arkadaşları da, insanların kendilerinden olan beklentilerini karşılamak için ‘Siyaset Meydanı’nı müziği ve sunucusu hariç tümüyle değiştirme kararı aldı.
‘Siyaset Meydanı’ 25 Kasım Perşembe akşamından itibaren yenilenen haliyle ekranda olacak.
Tartışma programı bundan böyle Kadir Has Üniversitesi’nden kiralanan 300 metrekarelik stüdyodan yayın yapacak.
Stüdyodaki konuklar iç içe halkalar halinde oturacak.
Programda çeşitli meslek grubu ve yaştan başvuruda bulunan 750 kişi arasından seçilen 24 kişi daimi tartışmacı olarak her hafta stüdyoda hazır bulunacak.
Ortada Ali Kırca ve o haftanın gündemi üzerinde görüşlerini açıklayacak ünlü konuklar oturacak, onları çevreleyen koltuklarda ise o ‘kadrolu konuklar’ ve Kadir Has Üniversitesi’nin öğrencileri olacak.
Ali Kırca, ‘Siyaset Meydanı’nı eskiden olduğu gibi takım elbise giyip sunmayacak. Kırca, daha spor kıyafetler tercih edecek. ‘
Siyaset Meydanı’nın yeniliklerinden biri de sosyal medya. Facebook, twitter gibi sosyal ağlardan da yararlanacak ‘Siyaset Meydanı’nın Taksim Meydanı’ndan canlı yayın yapacağı mini bir stüdyosu da olacak.
Aslında Ali Kırca ve arkadaşlarının hedefi Kurban Bayramı’ndan önce ‘Siyaset Meydanı’nı yenilemekti.
Ancak stüdyo yetişmeyince ekip, bu atağı bayramdan sonraya erteledi. ‘Siyaset Meydanı’ mevcut haliyle bu ay içinde bir kez yapılacak, ardından kısa bir ara verilecek.
25 Kasım’dan itibaren de gömlekli, kravatlı, V yaka kazaklı Ali Kırca ve ‘Siyaset Meydanı’ izleyicilerinin karşısına çıkacak.
YATTIKLARI CEZAEVİNE DEĞER KATAN İNSANLAR
Sinop’a yaptığımız günübirlik seyahatte, öğlen yemeği için gittiğimiz Öğretmenevi’nde Sinop’u anlatan bir dergi verdiler.
Sinop Öğretmenevi ve ASO’nun ortak yayını olan dergide Sivas’ın tarihi ve doğa güzelliklerine dair yerlerin tanıtımı var.
Bu yerlerin arasında en dikkat çekici olanlardan biri de Sinop Cezaevi. 1877’den beri kullanılan Sinop Cezaevi’nin tanıtıldığı bölümde şunlar yazılı: “Sinop Cezaevi’ni bu kadar ünlendiren nedir? O’nu ünlendiren firarın olanaksızlığının yanı sıra birçok ünlüye ev sahipliği yapmış olmasıdır. Edip Akbayram’ın yorumladığı ‘Aldırma Gönül’ şarkısının sözlerini 26 Aralık 1932 - 29 Ekim 1933 tarihleri arasında bu cezaevinde hükümlü olarak yatan Sabahattin Ali yazmıştır. Sabahattin Ali’nin yanı sıra Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Refii Cevat, Hüseyin Hilmi, Burhan Felek, Osman Cemal Kaygılı, Kerim Korcan, Osman Deniz ve Zekeriya Sertel; Sinop Cezaevi’nde hükümlü olarak yatan ünlülerdir.”
Sinopluların, Sinop Cezaevi gibi tarihi bir binayı anlatırken, onu önemli kılan yanlarına dikkat çekmek için bunları yazmasına hiçbir itirazım yok.
Ancak şunu da sorgulamadan edemiyor insan: Bir ülke niye tarihinin her döneminde aydınlarını bir gerekçeyle içeri atar?
Zincirlikuyu Mezarlığı’nın girişinde şöyle bir yazı var: “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır.”
Cezaevlerinin kapılarına da, “Her aydının yolu bir gün buraya düşecektir” ya da “Aydın olmanın yolu buradan geçer” şeklinde yazılar asılsa fena olmaz.
BUNDAN BÖYLE ÜÇ ÇOCUK MECBURi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın nikah şahitliği yaptığı ya da sohbet ettiği yeni evlilere tavsiyesi malum.
Erdoğan, herkese ‘üç çocuk’ tavsiye ediyor.
Erdoğan’ın bu ısrarının nedeni Türkiye’nin nüfus artış hızındaki düşüş.
Yapılan hesaplar 2035 yılında Türkiye’nin bu gidişle Avrupa ülkeleri gibi ‘yaşlılar ülkesi’ haline geleceğini gösteriyor.
Geçen ay, ‘Kırmızı Kitap’ olarak adlandırılan ‘Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi’nde bir takım değişiklikler yapıldı ya, o günden bu yana insanların dilindeki yeni ‘şehir efsanesi’ şu:
“Bundan böyle üç çocuk mecburi. Çünkü Başbakan bunu ‘Kırmızı Kitap’a koydurdu.”