‘BİZİ ÇALIŞMAK KURTARIR’Dünya tarihinin en muhteşem yazarlarından Anton Cehov’un, ‘Vanya Dayı’ oyunundan bir replik... İçimden en çok tekrarladığım, kendime sıklıkla hatırlattığım bir hayat düsturu...
Ülkemizde, okul duvarlarına asılmalı bu söz... Sahiden dostlar, “Bizi çalışmak kurtarır”...
Bir seçimi daha geride bıraktık ve açıkçası artık bıktık. Hatta, seçim altı olduk . Her seçim yeni masraf kapısı, yine belirsizlik havası... Şimdi artık önümüze bakmak, şimdi artık daha çok çalışmak zamanı!
Seçim sonucunda ülke genelinde oluşan tablo, Türkiye mozaiğinin uzun zamandır solmuş renklerini yeniden ortaya koydu. Bu rengarenk bahar havası dağılmadan, ekonomiyi toparlamanın tam zamanı. Ekonomistler, pazartesi sabahı korkunç bir dolar tablosuyla karşılaşacağımızı ön görmüştü ama seçim sonuçlarındaki sürprizler, demokrasi soluğu oldu ve beklenenin tersine dolar ilk gün düştü. Demek ki, piyasalarda bir rahatlama bir güven ortamı oluştu.
Ne yazık ki çok geçmeden yine siyasetin tehlikeli sularında dolaşılmaya başlandı. Yapmayın! Bu ülkenin, sahiden daha çok belirsizliği, çekişmeyi, şüpheyi kaldıracak takati kalmadı. Bu seçimin kazananı Türkiye olmalı. Çıkan sonucu kabullenmeyenler, ekonomiye ağır bir darbe indirirler. Bir bardak suda fırtına koparmanın, her şeyi büyütüp, Kurtuluş Savaşı havası yaratmanın alemi yok. Kritik bir ekonomik dönemeci alıyoruz hep birlikte. El ele vermeli, çalışmaya odaklanmalı, birlik olmalı ve ülkeyi kalkındırmalıyız. Başka Türkiye yok.

Seçim sonrası gözlemlerim:
Efendim demiştim, “Bu bir yerel seçim, bunu çok büyütüp başka anlamlar yüklemenin anlamı olamaz”dı. Ben İstanbul’a şahidim. Geçti, bitti. Halk, aklı selim olduğunu ispat etti. Sokağa çıkıp silah atarak kutlama yapan filan olmadı. 25 yıl sonra ilk defa değişim geçiren Ankara’da bile, durum olması gerektiği gibi makul karşılandı. Seçime girenler de aynı olgunluğu gösterdiği müddetçe, hep kazanmak istemenin sarhoşluğundan sıyrılıp, bir an önce icraate geçildiği sürece, sırtımız yere gelmez. Bundan sonra olacak olan her nahoş olay, sonuçlara müdahale eden siyasilerin sorumluluğundadır, bilginize...
Türkiye, aile gibidir. İlişkiler, karı-koca ve kardeşler arasındaki gibidir. Dışardan bakanlar, ‘Bu insanlar nasıl bir arada duruyor?’ diye şaşabilir. Ama her ilişkideki gibi, farklı bir dengemiz vardır bizim. Başkaları anlamasa da, biz birbirimizi tartmayı bilir, yeniden dengeye geliriz. Kimi zaman terazinin bir kefesi çıkar, kimi zaman diğeri... Günün sonunda hepimiz severiz memleketimizi. Bizim dengemizi bozmayınız.
Seçim sonrası, yorum programlarına bir göz atayım dedim, bakmaz olaydım! Onlar adına utandım! Varoş, çamurlu, kirli, nezaketsiz, ergen demogojisiyle konuşan bir sürü gri boyalı, yıkanmamış yağlı saçlı ve katran suratlı-sakallı adam. Televizyona, yani halk karşısına çıkıyorsunuz, üstelik savaş muhabiri de değilsiniz, bunun mazereti olmaz! Saygılı olmak zorundasınız! Birilerinin de bunu yeni moda yorumculara anlatması, öğretmesi gerek! Siz hiç Uğur Dündar’ı pasaklı gördünüz mü 40 senedir? Mehmet Ali Birand’ı hatırlayın, kanserin ilerlediği dönemlerde hep ekrandaydı, ne halde olduğunu hiç anladık mı? Elbette bugün de herkesin hakkını yemeyelim, sabaha kadar yayın yapan İsmail Küçükkaya, iki saat ara verip yeniden sabah programına çıktığında pırıl pırıl geldi ekrana... Normali de doğrusu da budur çünkü kendine, mesleğine ve seyirciye saygı bunu gerektirir.
Azmin zaferiyle örnek olan ve içimizi umutla dolduran, hepimiz için kazanan iki belediye başkanı: Avcılar’ın yeni Belediye Başkanı Turan Hançerli ve Ovacık Belediye Başkanı’yken yaptığı icraatlerle fenomen olup Tunceli Belediye Başkanlığı’na yükselen Fatih Mehmet Maçoğlu. Hançerli, iki elini feci bir kazada kaybettikten sonra yılmayarak, önce avukatlık kariyeri yapıp, daha sonra siyasette başarı elde etmiş, Türkiye’nin engelleri aşan ilk belediye başkanı. Engellere ve engellilere bakış açısını değiştirmek için ülkemizin ihtiyacı olan örnek bir başarı hikayesi...
Maçoğlu’nu tarife hacet yok.
‘BİZİ ÇALIŞMAK KURTARIR’Onu yaptığı üretimle, yoktan var eden azmiyle tanımayan yok! Rusya’da kaldı mı bilmem ama bizim ülkemizde bir Komünist Partili Başkan var. Ülke moziğimizde böyle bir rengin güzelliği bile yeter. Umarım tüm belediyelere örnek olur, üreterek kendi kendimize yettiğimiz günler, Türkiye’de yeniden hayat bulur.