Yeni yıl dileklerini hayata geçirmeye başlamak için ilk gün bugün. Sakın, diyet gibi yeni umutları hayata geçirmek için ilk adımı pazartesiye bırakmaya kalkmayalım, sonra bir bakmışız, 2021’e girerken elde sıfıra sıfır, üzerimize yapışan kilolar misali ertelenmiş hayallerin yüküyle biraz daha ağırlaşmışız. Ben tam da bu duygularla, yeni yılın ilk yazısını biraz komik bir savaşın taraflarına barış çağrısı için ayırıyorum. Pek çok savaş gibi Amerika’dan başlayıp, ülkemize henüz sıçramakta olan nesiller savaşı ‘boomer-zoomer’ kavgasına “Dur” diyorum!
Şimdi bilmeyenler ya da hafifçe kulağına çalınmış olanlar için kısaca bir açıklayalım: Efendim, diyeceksiniz ki “İki nesil çatışması her zaman vardı”. Haklısınız ama bu defaki pek ateşli ve üstelik eskisi gibi anne-babayla çocuklar arasında değil; dede-torun çatışması çıktı ortaya! Aslında bu Amerikan kültürüne ait bir şey ama malum biz her şeyi Amerika’dan alıp kullanmayı çok severiz. Önce bahsi geçen nesilleri bir tanıyalım; ‘Boomer’ daha doğrusu ‘baby boomer’ denilen nesil, Amerika’da II. Dünya Savaşı sonrası nüfus patlamasıyla doğanlara verilen isim. Bu da 1945-1964 yılları arasında doğmuş
olanları kapsıyor. O dönem politik olarak da Amerika’da, çok çocuk sahibi olmaya yönlendirilmiş insanlar ve özellikle 50’lerde bebek patlaması yaşanmış.
İşte günümüzde, büyükleri tarafından “Of hep bilgisayar başındasın, elinde telefon” diye eleştirilen yeni nesil, kendini küçük gördüğünü düşündüğü bu nesille kavga ederken, alaya almak için “Ok boomer” diye laf atıyor!

Tartışma alev aldı

Donal Trump’ın seçilmesinden sonra Twitter kavgaları iyice hararet kazanınca, nesiller arası tartışma alev aldı. Gençler, biraz da dünyayı mahvettiklerini düşündükleri Trump neslinin beğenmedikleri ya da eski kafalı olduğunu düşündükleri fikirlerine karşı
“Ok boomer” diyerek, “He he tamam anladık amca/emekli” tadında alayla cevap vermiş oluyorlar. Kuşkusuz bu durduk yerde olmuyor.
Örneğin, Twitter’daki en büyük “Ok boomer” lincini ABD’li ünlü oyuncu Bette Midler yedi. Midler ki Hollywood’un efsane yeteneklerinden biridir. Ancak müzede, elinde cep telefonlarına bakarak tablolara arkasına dönen gençlerin fotosunu paylaşıp “Görseldeki yanlışı bulun” diye yazınca, hemen gençlerden gelen “Ok boomer” cevabıyla ‘TT’ oldu.
Eh büyüklerimiz de hemen ergenler için bir karşı atağa geçti ve “Ok zoomer” diye bir cevap-savar çıktı ortaya.
Özetle, “Zoomer” diyerek, yeni nesli sadece ekrana bakan, gerçek sosyal hayattan kopuk, hiçbir şeyden anlamayan nesil olarak tarif etmiş oldular. Yani gençleri, ‘boş, amaçsız ve işe yaramaz’ olarak gördüklerini ilan ettiler.
Gençler de 60-75 yaş arasını ‘dünyayı mahvetmiş ve kötü bir miras bırakmış moruklar’ olarak tarif ediyor. Kısaca karşılıklı bu jenarasyon savaşında, birbirlerine hakaret olarak “Ok boomer” ve “Ok zoomer” diye saldırıyorlar. Ve birbirlerine haksızlık ediyorlar. Gençler, bu dünyanın kaymağını fazlasıyla yemiş ve küresel ısınmaya aldırmamış olan büyüklerini suçlarken ve kendi tekno dünyalarının küçük görülmesine itiraz ederken haklı ama ellerinde kullandıkları akıllı telefonlardan, bilgisayarlara, yazılım ve kodlamalara kadar şu an hayatımızın merkezinde bulunan her şeyi ‘boomer’ kuşağına borçlu olduğumuzu da unutmasınlar. Bu yüzden ‘eski kafalı’ olanla eş tutulan “Ok boomer”ı kullanırken bunun yaşla değil; zihniyetle ilgili olduğunu hatırlamalılar. Steve Jobs ve Bill Gates’in de ‘boomer’ kuşağı olduğunu akıllarının bir köşesinde tutmalı herkes. Üstelik bunu iyice ticarete çevirerek, “Ok boomer” yazılı ürünlere iki kat ödediklerini düşününce, ‘teen’ler, ‘baby boomer’ların kapitalist düzenine söverken, aslında hizmet ettiklerini ve hatta dedelerinin izinden gittiklerini de unutmasınlar.

Bizler ‘tost’ olduk!

Bu arada bizim nesile yani “70’lerde ve 80’lerin ilk yarısında doğanlara ne oluyor?” derseniz, işte ben bu jenerasyona ‘tost’ nesil diyorum ve halimize çok acıyorum. Bakın bu ‘boomer’ dedikleri nesil hemen hemen bizim anne-babalarımızı temsil ediyor. Onlar ki hep hayatımızın iktidarında durdular ve tavırlarından belli ki hayatta oldukları sürece de bize hükmetme eğilimine devam edecekler. Bizler ise öyle öğrenip görmüşüz, gıkımızı çıkarmadan eğildik ve “Boynumuz kıldan ince” dedik büyüklerimize. Sonra büyüyüp de anne-baba olma çağına gelince, çocuklarımız, beraber çalıştığımız gençler bizim gibi büyüklerin karşısında el pence kalmasın rahat etsin diye düşündük ve kendimizden sonra gelenlere de yine biz el pençe divan durduk. Özetle, hayatını, hem büyükleri hem küçükleri için dört dönerek geçiren, hep onların isteklerini yerine getirmek için çabalayan, önceliği hep onlara veren, kısaca hem alttan hem üstten ezilen bize, 60’ların sonu ile 80’lerin başı arasında doğanlara olan oldu. O sebeple, kendi açılarından hem haklı ama bir o kadar da haksız olan bu iki kuşağa, yani 50’lerde ve 90’larda doğup şu an savaşa giren anne-babalarımız ve çocuklarımıza, 70’lerde doğanların ve hâlâ kendinden önceki-sonraki neslin arasında ezilmeye devam eden biz 70’lilerin temsilcisi olarak “Ok toaster” diye haykırmak ve hepsini susturmak istiyorum.
Buyrun bir isim de ben takmış olayım. Bunca kavga arasında bir sizin kavganız eksikti başımızda !
Eyyyyyyyy bizim kuşak bir kere de ses ver!