Sonunda büyük gün geldi ve sahnedeki 30’uncu yılım için son üç aydır soluksuz hazırlandığım yeni tek kişilik oyunum ‘Hayal Satıcısı’nın prömiyeri, Kenter Tiyatrosu’nda gerçekleşti. Bir rüya gibi... Sanki, hiç gelmeyecek, hiç geçmeyecek, heyecandan bayılır da bitiremem dediğim o gün, ilk sahneye adım attığım andan beri beni en yakından takip eden vefalı seyirciyle, oyuncu arkadaşlarım, kadim dostlarım, sanat akademisyenleri ve gencecik öğrencilerle sarıp sarmalandım ve Yıldız Hocam’ın ışığı altında, büyüleyici bir anı olarak hayatıma kazındı.
Ben miladımı, henüz 19 yaşındayken, Kent Oyuncuları’na katılarak, Kenter Tiyatrosu’nda sahneye adım attığım ‘Şafak Yıldızları’ olarak sayarım. Yıldız Kenter, Şükran Güngör, Gül Onat, Mübeccel Vardar, Suzan Aksoy ve Celal Kadri Kınoğlu’yla, ilk başrolümdü. Henüz konservatuvar öğrencisiyken, Yıldız Hoca okulda beni seçmiş ve kendi tiyatrosuna alarak, büyük bir başlangıç yapmama imkan vermişti.

Yıldız Kenter’in ‘hocalığı’

Hiç unutmadığım anım, sahnede prova yaparken Yıldız Hoca beni tiyatronun dışına çağırdı, bir baktım Harbiye’deki ana caddeye bakan tiyatronun girişine dev boyutta bir bez afiş astırıyor. Her zaman her işin başında kendisi dururdu ve ben de bugün en küçük detayla bile mutlaka kendim ilgilenmeyi, o günlerde öğrendim. Yanına gittiğimde bana “Yukarı bak” dedi ve adımın afişte en üstte yazdığını gördüm. İkinci yazan isim Yıldız Kenter’di. Dizlerimin bağı çözüldü ve “Hocam n’aptınız!” diyebildim ancak; her zamanki o keskin bakışları ve kararlı sesiyle bana döndü ve “Bu afişteki yerine bak ve taşıdığın sorumluluğu bil, git ona göre çalış ve yerini hakederek oyna” dedi. Aşağıya indiğimde hıçkırıklar içindeydim çünkü henüz
19 yaşındaydım ve omzumda hiç böyle bir ağırlık hissetmemiştim. Nefesim kesilmişti. Sevinmeye bile takatim kalmamıştı, hayatımda bir daha hiç o günkü kadar korkmadım.
Elbette ki Yıldız Kenter isminin nerde yazdığının bir önemi yoktu seyirci için, zaten onu izlemeye geliyorlardı. Ama ‘Yıldız Hoca’, yine ‘hocalığını’ yapmıştı ve hem bir öğrencisini seyirciye altını çize çize tanıtmış hem de o öğrenciye ömür boyu taşımaktan asla vazgeçmeyeceği sorumluluk duygusunu aşılamıştı.

Tiyatroya gönül vermek

Ve 30 yıl sonra bu sene, her zaman önceliği tiyatroya vermiş, en yoğun dizi zamanları bile yine sahneden inmemiş, hep oyunlarla tamamlanmış hayatıma bir hediye vermek istedim. Bunu yaparken de yaşadığım topluma değecek, her zaman bir aktivist olarak da sorunlarıyla hemhal olduğu kadınların aklının köşesinde küçük de olsa bir iz bırakacak, kendime meydan okuyarak sınırlarımı zorlayacak bir şey yapmak istedim.
Üç ay çok sıkı çalıştım ve ezberlenmiş kadınlık hallerine ayna tutmak için, güldüren, ağlatan, kızdıran, şaşırtan Falcı Serpil Abla ve içinde sır gibi sakladığı Kadife karakteriyle, 5 Ocak Pazar günü, 30 yıl önce sahneye ilk adım attığım Kenter Tiyatrosu’nda seyirciyle buluştum. Bu muhteşem buluşma, benim aynı zamanda 30’uncu yıl kutlamam oldu. Şu anda, o yüz aklığıyla bir işin altından kalkmanın, emeğin ve alınterinin yorgunluğunun müthiş hazzını yaşıyorum.
Tiyatroya gönül veren tüm dostlar, varolun... En büyük dileğim, henüz 40’larımı bitirmeden 30 yılı doldurmuş olmanın bana verdiği güçle devam etme şansım ve Allah sağlık verdiği müddetçe, tiyatro sahnesinde nice yıllarım olsun.
Oyunu izleyen herkesin hemen fark edeceği, tam bir kadın iş birliği, gücü ve emeği olan ‘Hayal Satıcısı’nın da yolu açık olsun. Bu kadın-erkek, kısaca öğretilmiş ilişki biçimleri taşlaması, hedefini bulsun...

‘Hayal Satıcısı’ künye:

Oynayan: Berna Laçin
Yazan: Zehra İpşiroğlu
Yöneten: Berfin Zenderlioğlu
Asistan: Mia Elif Öcal
Işık Tasarım: Alev Topal
Müzik Tasarım: Burçak Çöllü
Dekor tasarım: Serkan Kavurt
Afiş Tasarım: Dilek Seferoğlu
Fotoğraf: Dilan Bozyel
Kostüm: Çolpan Butik
Yapım: Necip Eraslan-Aysa

Oyun programı

- 13 Ocak Ataköy Yunus Emre Sahnesi
- 17 Ocak Caddebostan Kültür Merkezi-CKM (dolu)
- 22 Ocak Kozzy-Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü Sahnesi
- 5 Şubat Baba Sahne-Kadıköy
- 8 Şubat CKM
- 10 Şubat Oyun Atölyesi,
- 22 Şubat Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi