Önünüze gelen tabaktaki yemeği kaç dakika içinde tükettiğinizi hiç düşündünüz mü? Yemeği sadece fiziksel olarak doymak için mi yiyorsunuz, yoksa onu yerken ruhunuzu da doyuruyor musunuz? Evet, zaman hepimiz için değerli ve belki birçok konuda hızlı olmamız çok önemli. Ama yemek yemek bunlardan biri değil...
Hızlı yemek, fizyolojik olarak bazı sorunlara sebep olabiliyor. Sindirimle ilgili sorunlar yaşamanıza, hazımsızlık veya reflü şikayetlerine yol açmasının yanı sıra uzun vadede fazla kilolu ya da obez olma riskinizi de artırabileceğini unutmayın.

Doyma sinyali

Hızlı yemek yemek ve besinleri yeterince çiğnememek, tüketilen gıdadan tat almayı zorlaştırır. Dil üzerindeki tat alma hücrelerinden yemek çok hızlı geçer ve bu da, alınan zevki azaltır. Doyma sinyallerinin ulaşması zorlaştığında, kendinizi tok hissetmezsiniz ve normalden daha çok yemek isteyebilirsiniz.
Aynı zamanda bir çoğunuzun daha önce de duyduğu gibi doygunluk sinyali gelme süresi, yaklaşık 20 dakikadır. Eğer çok hızlı yemek yerseniz, bu mekanizma henüz daha tam çalışamadan ve doyma sinyalleriniz beyninize ulaşmadan, yemeğin fazlasını yemiş olursunuz.

Araştırma der ki...

Beş yılda 642 erkek ve 441 kadın, yeme hızlarına göre izlendiği bir araştırmanın sonucuna göre, hızlı yiyen bireylerin, metabolik sendrom geliştirme ihtimalinin yüzde 11.6 daha fazla olduğu bulunmuş. Eğer masadan önce siz kalkıyorsanız, herkes yemeğine devam ederken siz çoktan yemiş ve onları izliyorsanız, bu alışkanlığınızı değiştirmeniz için çaba göstermelisiniz.

REFLÜNÜZ VARSA!

Reflünüz varsa, hızlı yemek şikayetlerinizin artmasına neden olabilir. Yavaş yemenin yanı sıra yapacağınız birkaç küçük yaşam tarzı değişikliğiyle, bunları azaltabilirsiniz.
1 Yemekleri az az, sık sık olacak şekilde tüketin, yavaş ve iyi çiğneyin. Yiyecek-içeceklerinizin çok sıcak/soğuk olmamasına dikkat edin.
2 Sıvıları öğün aralarında almaya gayret edin.
3 Yürüyüş yaparak, mide ve bağırsak hareketlerini düzenleyin.
4 Çok dar ve belinizi sıkan kıyafetler giymeyin ve stresten uzak durmaya çalışın.
5 Yemek yedikten sonraki üç saatte asit üretimi en üst düzeydedir. Bu süre diliminde yatmayın, dik durarak yer çekimiyle birlikte midenizdekilerin olması gerektiği yerde, aşağıda durmasına yardımcı olun.
6 Kilo probleminiz varsa, bir beslenme ve diyet uzmanıyla beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmeye yönelik kilo verme programı yapın.
7 Aşırı yağlı, kızarmış, kavurulmuş, baharatlı ve acı besinlerden uzak durun. Ayrıca kereviz, lahana, karnabahar, mandalina, greyfurt, limon, portakal, kayısı ve kurubaklagiller hassasiyeti artırabilir. Bu konuda kendinizi gözlemleyin. Kahve, çay, neskafe, asitli içecekler ve çikolata tüketiminde dikkatli olun.
8 Uyurken başınızı yüksek tutmanız, asit reflüsünün etkilerini azaltabilir. Başınızın yüksek konumda olması, mide asidinin göğsünüze çıkmasını engellemeye yardımcı olur.
Bu önerilerle birlikte, size verilen tedaviye de mutlaka devam edin.

Yavaş yeme stratejileri

- Daha çok çiğneyin.
- Lokmalar arasında kısa molalar verin.
- Her lokmada çatalı-bıçağı bırakmayı deneyin.
- Yemeğin yanına, su, ayran ve maden suyu gibi içecekler ekleyin.
- Sadece yemek için orada olmadığınızı hatırlayın ve yemek sırasında ailenizle, arkadaşlarınızla sohbet edin. Yemekten olduğu kadar, muhabbetten de keyif almaya çalışın.