Bardağınızdakiler ruh hâlinizi değiştirebilir mi?

12 Ağustos 2026

Yazın sıcak günlerinde bazen bir tabak yemek değil, buz gibi bir bardak çok daha cazip geliyor. Buzlu kahveler, gazlı içecekler derken gün içinde fark etmeden içtikleriniz yediklerinizin önüne bile geçebiliyor. Peki serinlemek için uzandığınız o bardağı, beslenmenizi destekleyen bir seçeneğe dönüştürsek?

Ağustosun rengarenk meyvelerini su, kefir, yoğurt veya sütle buluşturarak hem ferahlatıcı hem de besleyici içecekler hazırlamak mümkün. Üstelik çok yeni bir araştırma, günlük meyve ve sebze tüketimini artırmanın yanı sıra beslenmeye eklenen küçük bir bardak yüzde 100 meyve suyu veya smoothie’nin ruh hâli üzerinde de olumlu etkileri olabileceğine işaret ediyor. Yani bu yaz bardağınıza biraz daha renk eklemek için bir nedenimiz daha olabilir.

Depresyon belirtilerinde düşüş

Newcastle Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ve British Journal of Nutrition’da yayımlanan çalışmada, başlangıçta günde iki porsiyon veya daha az meyve-sebze tüketen 42 yetişkin

Yazının Devamı

Çocuk reyonundaki ürünler gerçekte ne kadar sağlıklı?

9 Ağustos 2026

Yeni bir araştırma rengârenk paketlerle dolu çocuk reyonlarında satılan ürünlerin önemli bir bölümünün sanıldığı kadar masum olmadığını ortaya koydu. Çocuk reyonundaki her beş üründen dördü ultra işlenmiş gıda kategorisinde yer alıyor. Anne babalara, “organik”, “meyveli”, “vitaminli” gibi ibarelere değil, içindekiler listesine ve besin değerlerine odaklanmalarını öneriyorum.

Marketlerde bebek ve çocuklara ayrılan raflara göz attığınızda karşınıza çoğunlukla rengârenk ambalajlar, sevimli karakterler ve güven veren ifadeler çıkıyor. “Doğal”, “meyveli”, “ilave şeker içermez”, “çocuklara özel” gibi söylemler, ebeveynlere bu ürünlerin sağlıklı bir seçim olduğu hissini verebiliyor. Ancak ambalajın ön yüzündeki bu mesajlar, ürünün gerçek beslenme kalitesini her zaman yansıtmıyor.

Amerikan Beslenme Derneği’nin (American Society for Nutrition) bu yıl düzenlediği Nutrition 2026 Kongresi’nde

Yazının Devamı

Çocuk reyonundaki ürünler ne kadar sağlıklı?

5 Ağustos 2026

Marketlerde bebek ve çocuklara ayrılan raflara göz attığınızda karşınıza çoğunlukla rengârenk ambalajlar, sevimli karakterler ve güven veren ifadeler çıkıyor. ‘Doğal’, ‘meyveli’, ‘ilave şeker içermez’ ve ‘çocuklara özel’ gibi söylemler, ebeveynlere bu ürünlerin sağlıklı bir seçim olduğu hissini verebiliyor. Ancak ambalajın ön yüzündeki bu mesajlar, ürünün gerçek beslenme kalitesini her zaman yansıtmıyor. Amerikan Beslenme Derneği’nin (American Society for Nutrition) bu yıl düzenlediği Nutrition 2026 Kongresi’nde sunulan yeni bir araştırma, çocuk reyonlarında satılan ürünlerin önemli bir bölümünün sanıldığı kadar masum olmadığını ortaya koydu. 6-36 aylık çocuklar için pazarlanan yaklaşık 2 bin 800 paketli ürünün incelendiği çalışmada, ürünlerin yüzde 81’inin ultra işlenmiş olduğu, yaklaşık yarısının ise Dünya Sağlık Örgütü’nün çocuklara yönelik beslenme

Yazının Devamı

Akciğer kanserinde beslenmenin rolü

2 Ağustos 2026

Bilim dünyası, artık ‘bağırsak-akciğer ekseni’ adı verilen güçlü bir iletişim ağından söz ediyor. Her gün tabağınıza koyduğunuz yiyecekler, bağırsaklarınızdaki yararlı bakterilerin çoğalmasını ya da tam tersine çeşitliliğinin azalmasını etkiliyor. Gelecekte bağırsak mikrobiyotasının düzenlenmesi, kanser tedavisini destekleyen yeni yaklaşımlardan biri olabilir

“Ben hiç sigara içmedim!” Akciğer kanseri tanısı konulan pek çok kişinin kurduğu bu cümle, son yıllarda bilim insanlarını yeni sorulara yöneltiyor. Elbette sigara hâlâ akciğer kanseri için en önemli ve önlenebilir risk faktörü. Ancak bugün tanı alan her 10 hastadan belirli bir kısmının hiç sigara içmemiş olması, hastalığın yalnızca tütün kullanımıyla açıklanamayacağını düşündürüyor. Hava kirliliği, pasif sigara dumanı, radon gazı, genetik yatkınlık ve mesleki maruziyetlerin yanı sıra son yıllarda çevresel kimyasallar ve beslenme yoluyla maruz kaldığımız görünmeyen etkenler de bilim dünyasının yakın takibinde.

Yazının Devamı

Yıl bitmeden dünyanın bütçesi bitti

29 Temmuz 2026

Temmuz ayına veda ediyoruz. Önümüzde daha ağustos, eylül, ekim, kasım ve aralık var. Ancak doğanın 2026 yılı için ayırdığı yıllık bütçe şimdiden tükendi. Global Footprint Network’ün hesaplamalarına göre 2026 Dünya Limit Aşım Günü 30 Temmuz. Yani insanlık, gezegenin bu yıl kendini yenileyerek üretebileceği tüm doğal kaynakları yalnızca yedi ayda tüketmiş durumda. Başka bir deyişle, 30 Temmuz’dan sonra kullandığımız her kaynak; gelecekten ödünç alınmış bir borç niteliğinde.

Bunu maaşınız ayın ortasında bitmiş olmasına rağmen kalan günleri kredi kartıyla geçirmeye benzetebilirsiniz. Fakat doğanın muhasebesi bizimkinden çok daha acımasız. Finansal borçlar zamanla ödenebilir; ancak verimliliğini kaybeden toprakları, yok olan türleri, kesilen ormanları ve bozulan ekosistemleri eski hâline getirmek çoğu zaman mümkün değildir. Bu yüzden Dünya Limit Aşım Günü yalnızca takvimdeki bir tarih değil, gezegenin bize gönderdiği en güçlü uyarılardan biri...

Türkiye sınırı

Yazının Devamı

Yazın en tatlı ve renkli hâli

26 Temmuz 2026

Yazın en güzel tatlısını arıyorsanız pastaneye değil, pazara uğrayın derim. Çünkü temmuz ve ağustos, karpuzun, şeftalinin, yaban mersininin ve incirin en lezzetli olduğu aylardır. Mevsiminde tüketilen bu meyveler aynı zamanda yüksek su içerikleri, lifleri, vitaminleri ve antioksidanlarıyla yaz beslenmesinin en değerli parçalarından

Temmuz ve ağustos meyvelerinin her biri, farklı renkleriyle aslında farklı koruyucu bileşenler de taşıyor. Karpuza kırmızı rengini veren likopen, böğürtlen ve yaban mersinine mor tonlarını kazandıran antosiyaninler, şeftali ve kayısıdaki turuncu pigmentler olan karotenoidler... Bu doğal bileşikler vücudumuzda antioksidan etki göstererek hücreleri oksidatif strese karşı korumaya yardımcı oluyor. Bu nedenle beslenmede mümkün olduğunca farklı renkte meyvelere yer vermek, tek bir meyveyi sürekli tüketmekten çok daha değerli olabiliyor.

Tatlılardan ayıran ne?

“Meyvede de şeker var, o yüzden dikkat etmek gerekir” cümlesi beslenme biliminde en sık karşılaştığımız doğru bilinen yanlışlardan biri. Evet, meyveler doğal şeker içerir; ancak

Yazının Devamı

Uyku borcu kapatılabilir mi?

22 Temmuz 2026

“Bu hafta çok yoruldum, hafta sonu biraz fazla uyur, açığı kapatırım.” Bu cümle size tanıdık gelmiş olabilir. Modern yaşamın en yaygın alışkanlıklarından biri, uykuyu ertelenebilir bir ihtiyaç gibi görmek. Yoğun iş temposu, bitmeyen ekran süresi, yaz mevsiminin gelişiyle artan sosyal hayat derken, her gece uykunuzdan biraz daha çalıyor olabilir, sonra da hafta sonu birkaç saat fazla uyuyarak bu açığı kapattığınızı düşünüyor olabilirsiniz.

Oysa bilim insanları bu biriken uyku borcunun sandığımız kadar kolay kapanmadığını söylüyor. Üstelik bedeli yalnızca ertesi gün biraz daha yorgun hissetmek de değil. Metabolizma sessizce yavaşlıyor, iştah değişiyor, hareket etme isteği azalıyor ve kilo kontrolü giderek zorlaşıyor.

Temmuz ayında yayımlanan yeni bir araştırma ise, birçok kişinin “Çok da önemli değil” diye düşündüğü küçük bir uyku kaybının bile şaşırtıcı sonuçlar doğurabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, her gece yalnızca 80 dakika daha az uyumak, altı hafta gibi kısa bir sürede kilo

Yazının Devamı

Sağlığın yeni oyun kurucusu teknoloji mi?

19 Temmuz 2026

Tenis dünyasının en başarılı isimlerinden Alexander Zverev aynı zamanda diyabet farkındalığının da önemli temsilcilerinden. Bu yıl Wimbledon finalinde Zverev kolunda taşıdığı Sürekli Glikoz İzleme Sistemi (CGM) sayesinde kan şekeri değerlerini maç boyunca takip ediyordu

Son yıllarda sağlık alanındaki teknolojik gelişmeler yalnızca hastalıkların tedavisini değil, hastalıklarla yaşama biçimini de değiştiriyor. Artık teknoloji daha erken tanı koymayı, tedaviyi kişiselleştirmeyi ve günlük yaşamda daha bağımsız hareket edebilmeyi mümkün kılıyor. Özellikle diyabet gibi sürekli takip gerektiren kronik hastalıklarda geliştirilen dijital çözümler, bireylerin yaşam kalitesini artırırken sağlık profesyonellerinin de hastalarını çok daha yakından takip edebilmesini sağlıyor.

Bugün bir kişinin kan şekeri değerleri anlık olarak izlenebiliyor, olası riskler henüz ortaya çıkmadan uyarı alınabiliyor, insülin dozları otomatik olarak düzenlenebiliyor ve sağlık verileri kilometrelerce uzaktaki sağlık ekibiyle paylaşılabiliyor. Üstelik tüm bunlar artık bilim kurgu değil, milyonlarca

Yazının Devamı