Son yazılarımda magazin gündeminden biraz uzak kalmışım, magazin dünyasına geri dönüyor ve kafama yazdıklarımı hemen paylaşıyorum!

Demet Akalın mevzusu: “Bazı insanlar güçsüz oldukları için değil, çok uzun süre AKALIN DOSTUMMUŞ GİBİ...güçlü oldukları için ağlar” sözünü aklıma getirdi Demet Akalın’ın son günlerde yaşadıkları. Ve kendisiyle hiç tanışmamış olmama rağmen sanki çok yakın dostummuş gibi ben de üzüldüm. Demek ki yıllar içinde sadece şarkılarıyla değil; dobra ve samimi karakteriyle de böylesine sevdirmiş kendini bize... Malum yıldırımlar yüksek tepelere düşer, en kısa zamanda sıkıntıları bitsin inşallah.

Çirkin sevme mevzusu: Oyuncu İlker Kızmaz ve eşinin mutlu evliliklerine ve eğlenceli hallerine sosyal medyada denk geliyorum zaman zaman. Çok tatlılar... Bir de Larissa- Burak Gacemer ve Eylül-Kenan Özkan çiftlerine bayılıyorum. Neyse efendim; İlker Kızmaz’a “Bir kez daha anladım, güzel adamlar çirkin kadın seviyor” diye yorum yapmış terbiyesizin biri. Asıl çirkin olan sensin, senin ruhun! Kendi mutsuzluğu ve karanlığının acısıyla kin kusanlara deli oluyorum!

Google’da ‘A’ yazma mevzusu: Kendi küçük lafları büyük Aleyna Tilki’nin iddiasına göre Google’a “A” yazınca kendisi çıkıyormuş! Işın Karaca’nın eşi Tuğrul Odabaş, “Biz ‘A’ yazınca adab-ı muaşeret çıkıyor, Atatürk çıkıyor” diye güzel söylemiş... Aleyna Tilki’nin şarkı söyleme tarzını beğeniyorum da keşke şarkı hariç bir şey söylemese! Daha bu yaşta böyleyse, ilerisini düşünemiyorum!

“Yatakta iyiydik” mevzusu: Seçkin Piriler, “Son ana kadar yatakta çok iyiydik” açıklamasını, Kaan Tangöze’nin sevgilisini delirtmek için yaptı zahir ama bir anne olarak ilk önce bu sözlerine şahit olacak çocuklarını düşünmeliydi. Ayrıca bu ne ayıp, ne utanç verici bir açıklamadır ya, kime ne sizin yatağınızdan! İyice dağıttı millet ha!

İfşa mevzusu: Ebru Şancı kocasına mesaj atan sosyal medya arsızını ifşa etti ya. Oh çok güzel yaptı, bu utanmazlığa bu karşılığı vermesini sevdim!

LİVANELİ VAKTİ...

Yeni bir Zülfü Livaneli kitabı çıktı mı huyumdur; alıp baş ucuma koyar uzunca bir süre okumam! Her gün kitaba bakar, okurken alacağım keyfi düşünürüm, bu ritüelim değişmez! En son ‘Huzursuzluk’ romanı çıktığında da aynısını yaptım. Bir kere okumaya başlayınca elden bırakmak imkansız... Ezidi’lerin yaşadığı IŞİD zulmünü konu alan kitabı okurken içim yandı. Dünyada ne büyük acılar, ne korkunç dramlar yaşanıyor... Sadece okuyunca ve gözünde canlandırınca bile yatıp kalkıp şükrediyor insan. Bir yandan da isyan ediyor dünyanın acımasızlığına...

Geçtiğimiz ay çıkan ‘Elia ile Yolculuk’ kitabında ise ritüelimi bir kenara bıraktım, aldığım gibi bir solukta okudum. Dünyaca ünlü sinemacı ve yazar Elia Kazan ile Zülfü Livaneli’nin kesişen yollarını, dostluklarını ve Kazan’ın annesinin memleketi Kayseri’ye birlikte yaptıkları seyahati anlatıyor Livaneli. Tabii ki her satırda büyük bir etkileyicilikle... Bu iki değerli Livaneli eserini henüz okumadıysanız, hemen kitapçıya koşmanızı tavsiye ederim.