Nazlı Mengi

Nazlı Mengi

nazli.mengi@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

“Gönül Yazar, sevgilisinin aynı evde oturma isteğini geri çevirdi” diyor haberde... Eğer taş bebek öyle yaptıysa, bir bildiği vardır valla. Farklı evlerde yaşadığın sürece flört ve dolayısıyla ilişkinin heyecanı devam ediyor. Erkeğin kadını evinden alması-bırakması, evden eve telefon veya mesaj muhabbetleri, tatlı tatlı özlemek, bir dahaki buluşma için sabırsızlanmak gibi unsurlar yan yana gelme isteğini hep ayakta tutuyor.

Bir de aynı evde yaşamaya bakalım; devamlı burun buruna olduğun için özlemek gibi aşka iyi gelen bir duygu olmadığı gibi, bir süre sonra sıkılma riski var! Ben mesela değil sevgiliyle, yanlarında sonsuz rahat olduğum en yakın arkadaşlarımla bile 3-5 gün aynı evde kalayım, cinnet geliyor bana! Kendimle kalmak, kafa dinlemek istiyorum. Yalnızlığı sevenler el kaldırsın! Yanımdakilerden de sıkılıyorum, Allah’tan arkadaşlarım ‘filtresiz yakın’ oldukları için bu huyumu saklamama gerek yok! Ama sevgiliye bunu söyleyemezsin de, yanlış anlar...

Evde 7/24 bakımlı ve iyi görünmek imkansız. Bunu yapan varsa da evinde bile dinlenemiyor, kendisine hiç rahatlama vakti tanımıyor demektir. Eh sevgilinin perişan hallerine şahit olmak da hiç şart değil! Sonra insan yatakta tek başına döne döne uyumaya, hatta üstüne de en yırtık pırtık ama en rahat pijamalarını giymeye ihtiyaç duyar. Sevgiliye sarılıp, uyumak güzeldir de, her gün değil... Aşkın enerjisini yüksek tutmak için başka evlerde yaşamak, bence de en iyi seçim! Ayrı ev eşittir uzun aşk!

ÖRNEK ERKEK KIVANÇ TATLITUĞ!

Türkiye’nin en beğenilen erkeklerinden biri kendisi değilmiş gibi; eşiyle birlikte kendi kapalı dünyasında sade bir hayat yaşıyor. Ego patlamalarıyla aşktan aşka koşturmuyor bir sürü ünlü isim gibi! Normalde hakkında çıkan haberlere cevap vermesine alışkın olmadığımız oyuncu; ‘Karısını aldattı’ tarzında haberler çıkınca olabilecek en saygılı şekilde karşılık verdi ve ihanetin söz konusu olamayacağını anlattı.

Aynı evde yaşamak aşka zarar mı



Aslında olması gereken de bu ama biz memlekette aldatmayı seven şirazesizlerle donatıldığımız için, ilişkiler sabun köpüğü gibi başlayıp bitip, birbiri ardına zincirleme eklendiği için; Tatlıtuğ gibi aşka, evliliğe kıymet veren, hayat arkadaşını yücelten, sadakatinden şüphe edilmesine dahi tahammül edemeyen birilerini görünce etkileniyoruz! Onun gibileri örnek alsın insanlar, “Aldatmayan erkek yoktur” diyen komplekslileri değil!

ZEHRA’NIN GÜZELLİĞİ...

Hülya Avşar’ın kızı Zehra Çilingiroğlu çocukluktan, giderek güzelleşen bir genç kıza dönüştü gözlerimizin önünde... Basında son çıkan fotoğraflarından sonra ondaki değişimi görünce “Estetik mi yaptırdı?” sorusu konuşulmaya başlandı. Annesi “Hayır” dese de, burnunda ve çenesinde ufak dokunuşlar var gibi ama bilemem tabii.

Aynı evde yaşamak aşka zarar mı



Ayrıca makul estetiğe zerre kadar karşı olmadığım için, 18 yaşını geçmiş herkesin kendini daha iyi hissedecek ufak müdahaleler yaptırması, gayet olağan geliyor bana... Yeter ki kimse kendi olmaktan çıkmasın. Zehra o kadar güzelleşmiş ki, eğer estetik varsa da bu kadar doğal yapana helal olsun! Ha bir de Hülya Avşar’ın kızından bahsediyoruz zaten, sahip olduğu genlerle o güzel olmasın da kim olsun?