‘Gerçek bir Dünyalı’

Sizlere ‘Hollanda’da En Etkili 50 Türk’ listesinde, yazar ve komedyen olarak adı geçen bir isimden, Nilgün Yerli’den söz etmek istiyorum bugün. Çünkü hem yaptığı işleri hem de yıllardır kilometrelerce uzakta bile olsa, hiç pes etmeden içinde büyüttüğü ve özenle koruduğu tiyatro sevgisini çok değerli buluyorum.
“Dünya benim vatanım, insanlık ailem, sevgi de dinim” diyor ve kendisini gerçek bir ‘Dünyalı’ olarak tanımlıyor Nilgün Yerli. Yaşadığı onca şeye, tek başına büyüyerek verdiği mücadelelere dayanarak yapıyor bu tanımı belli ki. Hayatı hiç de kolay bir hayat olmamış çünkü. Annesini, ona en çok ihtiyacı olduğu yaşlarda kaybetmiş mesela. Ardından babası beyin kanaması geçirmiş. Bu olanlardan sonra, babasının işi dolayısıyla yerleştikleri Hollanda’da yapayalnız kalınca, rahibelerle yetişip eğitimini tamamlamış. Üniversitede ekonomi okurken de, tiyatro girmiş hayatına. Önce bir arkadaşıyla birlikte kurduğu tiyatro grubunu, sonradan tek başına idare eden Nilgün Yerli, o gün bugündür tiyatroyla sürdürüyor hayatını.

‘Gerçek bir Dünyalı’

Kraliyet oyuncusu
Yazdığı ve oynadığı sekiz oyunla, Avrupa’nın pek çok ülkesini dolaşan ve Hollanda’da 2000 kişiye kapalı gişe oynayan bu başarılı isim, aynı zamanda ‘Hollanda Kraliyet Tiyatrosu Oyuncusu’ ünvanın da sahibi.
Nilgün Yerli, ‘Yerli Yersiz’ adlı kabare tarzı gösterisini, 29 Nisan’da ‘Zorlu Center PSM’de sahneleyecek. ‘Yerli Yersiz’ daha sonra, 13-15 Mayıs’ta ‘16. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali’ kapsamında Trabzon’da izleyicilerle buluşacak. Haberiniz olsun.

Olayların Kadını

Frida Kahlo denince çoğumuzun aklına, kendisinden 21 yaş büyük olan kocası, komünist ressam Diego Rivera’ya duyduğu saplantılı aşk gelir. Geçirdiği büyük kazalardan, kadın yüzlerini resmetmedeki başarısını Picasso’nun bile onaylamış olmasından, doğmamış çocuğuyla kurduğu masalsı dünyada yaşadıklarından, bitmek bilmeyen inadı ve hırsından genelde pek söz edilmez.
Oysa olayların kadınıdır Frida Kahlo. Diego Rivera’dan epeyce küçük olan yaşına ve ona göre oldukça güçsüz olan bedenine rağmen, kendisini defalarca aldatan bu adamla yarışmaktan hiç vazgeçmez. Aralarındaki psikolojik savaşın boyutları o kadar güçlüdür ki, bu bitmeyen yarış, nefretleri kadar aşklarını da körükler her seferinde.

Ardında kalanlar
Dışarıdan bakınca sadakatsiz bir adamın karşısında aciz ve sakat bir kadın gibi görünen Frida, görünenden çok daha fazlası olmuştur hep. Asla eğmediği başı, ne kadar güçsüz olursa olsun o narin bedeni üzerinde gururla durmaktadır. Onun trajik hayatının en güçlü kahramanı, dayanılmaz ağrılarının tek ilacı, tutkularının en büyük kurbanı yine kendisidir. Ve tüm bunlara rağmen, savaştan asla vazgeçmez. Yaşadığı ne varsa küçük notlar, yazılar halinde biriktirir, adeta kendi hayatını yazar ve geriye de bu hayattan pek çok an bırakır Frida Kahlo.
Emre Özerden, yazdığı ve yönettiği ‘Frida Kalabalıg Monolog’ta, Frida’yı son derece iyi anlamış ve onun öyküsünü monologlar halinde tiyatroya uyarlamakla, doğru bir iş yapmış. Özge Özel de Frida Kahlo rolünün altından başarıyla kalkmış. Oyunda Özge Özel’e, Cansu Saka, Emre Akarsu ve Emre Özerden eşlik ediyor.
Yaşamı pahasına; ruhu bedeniyle lades tutuşan bir kadın.
Frida’nın kadere adanmış bedeni, felçli bacağı, kırık omurgası, iltihaplı eli... 32 ameliyat, sekiz korse ve bir kadın. Devrim, arzu, adamlar, kadınlar ve Meksika.
Tiyatro ‘İkimetrekare’den, ‘Frida Kalabalık Monolog’, 29 Nisan’da Sekizinci Kat’ta...