Ne ünlü isimler var, yıllardır her röportajında “Hayatımı yazıyorum, kitabım yakında çıkacak, çok gürültü koparacak” der durur ama bir türlü o kitap da bitmez, reklamı da...
Artık ne yazıyorlarsa!
Bir de tersini yapanlar var tabii...
Yıllar da sürse, yazdığı o hayata saygı duyduğu için, sessiz sedasız, reklam yapmadan, bağırmadan, bir iddia ortaya koymadan kitabını yazan ve bitirenler, sözü okuyucuya bırakanlar...
Bir yazar değil ama Gül Sunal tam da bunu yaptı. 14 yıl önce kaybettiği kocasını, Türk sinemasının büyük komedyeni Kemal Sunal’ı, ‘Kemal, Hadi Gel Bi Kahve İçelim’ kitabında anlattı.
Herkese ve Sunal’ın tüm hayranlarına acayip bir sürpriz yaptı.
14 yıl boyunca neler yaşadığını kimseye anlatmayan, kocasını reklam malzemesi yapmayan Gül Sunal; sadece evinde mutlu olan, ne yaşadıysa evinde yaşayan Kema Sunal’ı ilk kez o evden çıkardı ve onu özleyen seyircisiyle tekrar buluşturdu.
Çok da iyi yaptı...
Hürriyet Pazar’da İpek Özbey, kitabın çıkması sebebiyle Gül Sunal’la konuşmuştu; bu sayede Kemal Sunal’la ilgili pek çok ayrıntı öğrendim, çokça da şaşırdım.
Kitabı alana kadar, bir-iki detay gelsin o zaman...

Sunal, gazeteleri ilanlarına kadar okurmuş, politika konuşmayı hiç sevmezmiş.

Hiç şoförü olmamış, telefonlarını kendisi açarmış.

Ev dışında yemek yemeyi sevmezmiş, seyahate bile gitse arabanın bagajına yemekleri konurmuş.

Kadın arkadaşlarını arabaya almazmış; prensibiymiş.

‘İnek Şaban’ filmlerinden sonra çocukları büyük zorluk yaşamış. Arkalarından çocuklar ‘mö mö’ diye bağırırlarmış. Kemal Sunal umursamazmış ama çocukları pek içerlermiş.

Çalıştığı filmdeki kostümünü hiç üzerinden çıkarmaz, her
yere hatta
Çiçek Bar’a bile öyle
gidermiş.

Renkli giyinmeyi severmiş, siyah ve lacivertleri yere atarmış!

Her tür müziği dinlermiş; yeni çıkan ne varsa “Dinlemek lazım” der, alırmış. Arada arabayı durdurup inip oynadığı olurmuş!

İbrahim Tatlıses gibi çiğ köfteyi tavana fırlatırmış, o da yetmez duvarlara yapıştırırmış. Gül Sunal buna sinir olurmuş.
Gerisi kitapta...
Usta oyuncuyu yakından tanımak, yıllar sonra bile
neden bıkıp usanmadan onun eski filmlerini izlediğimizi ve neden hâlâ ona
güldüğümüzü anlamak için
belki ipucu olur.

MUTLULUĞU DEĞİL, MUTSUZLUĞU BÜYÜTMEK

Gözden kaçmaması gereken, anlatanından çok şey öğreneceğimiz bir röportaj daha...
Altı ay önce meme kanserine yakalanan; ‘Karadayı’ ve ‘Kara Para Aşk’ dizilerinin senaristi Sema Ergenekon’un hastalığıyla ilgili anlattıkları o kadar etkileyiciydi ki; bir solukta, satır satır okudum.
Pek çok hasta gibi “Neden ben?” diye soran; yaptığı o sorgulamaları ve bulduğu cevapları Pazar Sabah’tan Sonat Bahar’a anlatan Ergenekon diyor ki: “Doğu felsefesinde şöyle bir bilgi var, meme aslında başkasını besleme organımız. Birilerini çok fazla besleyip, kendimizi beslemeyi unutursak, ruhumuzda bir yara açılıyor, bu da vücudumuzda eksik duygunun karşılık geldiği yerde ortaya çıkıyor.
Şimdi dönüp bakınca diyorum ki; kendim için ne yapmışım?”
Güzel soru değil mi?
Peki hangimiz soruyoruz kendimize bu soruyu?
Ergenekon’un anlattıklarından bir bölüm daha...
“Sürekli olumsuz bakmışım. Yaşadığım mutluluğu değil, yapmadığım şeylerin mutsuzluğunu büyütmüşüm... Ben hayatımda sahip olduklarıma değil, yetişemediğim, yapamadığım şeylere takılmışım...”
Ben bu cümlelerde kendimi bulduğum için bu kadar etkilendim belki de...
Kulağa küpe yapılmayacak gibi değil. Herkes yapsın bence.

NİYE HEP KADIN SUÇLU?

Ece Erken’in, eşi Serkan Uçar’la yaşadığı kavgayı biliyorsunuz...
Serdar Ortaç, sahneden “Ece bize de öğret nasıl çocuk yaptınız?” diye takılıyor, Serkan Bey “Bu adam sana nasıl böyle bir şey söyleyebiliyor?” diye çıldırıyor, iddialara göre karısının üzerine yürüyor, “O kadını boşayacağım” diye bağırıp duruyor.
Sonraki gün olay alkole bağlanıyor, çift barışıyor falan...
Aman ne güzel, Allah ayırmasın. Fakaaat her kavgada önce kadına saldırmak, kadından hesap sormak, kadın suçluymuş gibi davranmak niye, ben anlamıyorum.
Yoldan geçen laf atsa, kadın suçlu... Şarkıcı sahneden takılsa, kadın suçlu...
Erkekler ne densizlik yapsa, kadın suçlu...
Bu beyefendi için ortada hesap sorulacak bir şey vardı madem... Niye espriyi yapan kişiye hesap sormadı, niye “Sen benim karıma nasıl böyle espri yaparsın?” diye ona erkeklik taslamadı?
Sadece kadına erkeklik taslamak, erkeklik olmuyor; çok net.