Geri Dön

“İlla o eller yağlanacak, tozlanacak”

Eskişehir Hasanbey Lojistik Merkezi’nde çalışan kadın makinistler brövelerini aldıkları tüm makineleri kullanmak istiyor. Mesleğin zorlukları için ise “Bu işin mayası o” diyorlar...

“İlla o eller yağlanacak, tozlanacak”

Eskişehir Hasanbey Lojistik Merkezi’nde çalışan sekiz kadın makinistten beşiyle görüşmek üzere Eskişehir’in yolunu tuttuk. Çoğu beş-altı yıllık, en tecrübelisi yedi yıllık makinist. Zorluklarının olduğunu ama mesleklerini sevdiklerini anlatan makinistler, meslektaş hemcinslerinin sayısının artmasını umuyor.

Makinist olmak için nasıl bir eğitim gerekiyor?

Seçil Ölmez: Raylı Sistemler Lisesi’nden mezun olduk. Anadolu Üniversitesi’nde Ulaştırma Meslek Yüksekokulu’nda raylı sistemler bölümünü bitirdik.

Nisa Çötok Arslan: KPSS ile makinist olarak işe başlıyorsunuz ama iş hayatınız boyunca eğitim almaya devam ediyorsunuz. Yeni bir makine alınıyor, o makinenin brövesini almak için çalışıyoruz. Emekli olmak üzere olan abilerimiz bile yeni bröve almaya devam ediyor yani.

Bir gününüz nasıl geçiyor?

Kübra Köstel: Manevra ve ihtiyat görevleri yapıyoruz. Makine kullanıyor, fabrikaya götürülecekse o işleri yapıyoruz. Gar içindeki günlük manevraları yapıyoruz. Tamirlik vagonları ayırıp bırakıyoruz, yola gidecekleri hazırlıyoruz.

Aranızdan şehirlerarası yola gidenler kimler?

Nisa Ç.A.: Hepimiz gidebiliriz, brövemiz var. Gitmişliğimiz de var ama şu an şartlar çok yeterli olmadığı için gidemiyoruz. Çalışmalar devam ettiği için trenlerin sayısı da azalmış durumda. Afyon’a giden Pamukkale ve Ankara’ya giden İzmir Mavi var. İkisi de gece çalışıyor; oraya gittiğimizde kalabileceğimiz bir yer yok. Ekspreslerde çalıştığım dönemde Eskişehir’e geliyor, ertesi gün ya da gece dönüyordum. Misafirhanemiz kalmaya uygundu. Yine Haydarpaşa’dan günlük Adapazarı ekspresleri vardı. Oradaki yatakhane de çok uygundu.

Sevilay Köseoğlu: Ben jeneratör görevlisi olarak Eskişehir-Afyon arasında gidiyorum. Afyon yatakhanesine gittiğim bir gece “Siz personel misiniz?” diye şaşırmışlardı. Hiçbir yerde aslında ayrı bir kadın yatakhanesi yok. Yatakhaneler kadınlar için de uygun ama insanlar etrafta kadın olmasına alışkın değil.

Nisa Ç.A.: Bunların hepsini sayımızın artmasıyla aşabileceğiz. Yatakhanelerde bize bir oda bile ayrılsa yeterli aslında.

“Hayalimiz hızlı tren makinistliği”

Nasıl tepkiler aldınız şu ana dek?

Kübra K.: Eskişehir kadınlara çok alışkın ama diğer bölgelerde kadın çalışan olmadığı için çok şaşırıyorlar. Tren şefleri bile bizi ilk gördüklerinde personel olduğumuza inanamadılar. Kurum içinde böyleyken yolcular çok daha fazla şaşırıyordu tabii.
Nisa Ç.A.: Yola gittiğimiz zaman yolculardan çok acayip tepkiler alıyorduk “Bu kız mı sürecek treni?”, “Nasıl yani?” gibi. Ama alışıyorlar zamanla.

Hayallerinizi sorsam...

Seçil Ö.: Makinistlikte en fazla yükselebileceğiniz yer başmakinistlik. Onun için de bir tecrübe gerekiyor. Şu an hedefimiz diyebileceğim hızlı tren makinistliği var. Şartlar el verdiği sürece yola da gitmek isteriz. Makinistiz, ehliyetini aldığımız tüm makineleri kullanmak isteriz.

Zor bir iş değil mi? Güç gerektiriyor, tozu, yağı çok fazla.

Funda Akar: Sevdikçe yapılamayacak iş yok. Tabii ki zorlandık. Ankara’da işe başladığımda tek kadındım. O zaman alışkın da değildi insanlar, “Bu kızdan makinist mi olur?”, “Treni kullanabilir mi, yapabilir mi?” gibi laflar geliyordu kulağıma. Moralimi bozuyordu ama severek işime devam ettim, ediyorum.

Sevilay K.: Eğitimini aldıkça bu işi sevdim, makinist olacağım diye okudum. İlla o eller yağlanacak, tozlanacak. Bu işin mayası o.

“Binali Yıldırım sayesinde işe girdik”

Çok genç bir grupsunuz.

Seçil Ö.: Raylı Sistemler Lisesi’nin ilk mezunlarındanım. Sınıfta tektim. Sonra kız sayısı arttı ama 30 kişilik sınıfta beşi geçmedi. Babam, dayım, dedem hepsi demiryolcu olduğu için biraz işin içindeydim. İlk sene zorlandım ama vazgeçmedim, okulu bitirdim. Şu an buradaki arkadaşlarımın birçoğu devrem, arkadaşlığımız da çok iyi. Onlar bitirir bitirmez iş başı yaptı, kadın olduğum için bir tek ben kaldım. O bir sene çok yıpratıcıydı. Okul müdürümüzle birlikte bakanlığa konuşmaya gittik, Ulaştırma bakanı o zaman Binali Yıldırım’dı. Onun sayesinde bunun önü açıldı, kadın alımı başladı 2009 itibarıyla.

Nisa Ç.A.: Seçil’in böyle uğraşması sonucunda biz işe girmiş olduk.

Sevilay K.: Biz atamayla girdik. Yaklaşık bir senedir İşkur aracılığıyla personel alınıyor. Bunda da erkek olma ve askerlik şartı aranıyor. Bu raylı sistem okuyan hem kadın hem erkekler için bir problem.

“Erkekleşmeden var olmaya devam ediyoruz”

Ailenizin yorumları nasıl oldu?

Kübra K.: Beni ailem teşvik etti. Babamla tercih yaptık. Sonucu ilk öğrendiğimde ağlamıştım. Seçil bir üst dönemimdi ve sınıftaki tek kızdı. O büyük bir korkuydu benim için. Böyle zorluklarla başlıyor ama sonra işi yapabileceğini görüyor, seviyorsun. Benden sonra da çevremde bir sürü insan çocuğunu raylı sistemler bölümüne yazdırdı.

Nisa Ç.A.: Liseden itibaren bizimle beraber ailelerimiz de alışıyor ve benimsiyor. Ama yakın çevreden “Treni bu kız mı sürecek şimdi?” gibi tepkiler duydum.

Siyah pantolon ve gömlekle, resmi kıyafetle işe geliyorsunuz. Hepiniz karşımda bakımlı, makyajlısınız.

Funda A.: Şu an burada sekiz kadınız, birbirimize her konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Daha kalabalık olursak tabii daha da iyi olur.

Nisa Ç.A.: Biz kadınız ve bu kurumda erkekleşmeden, kadın olarak var olmaya devam ediyoruz. O yüzden de böyle yapmaya çalışıyoruz.

Arkadaşlarınız da genelde iş çevresinden mi?

Seçil Ö.: Lise arkadaşlarımız sonra iş arkadaşlarımız oldu. Genelde sosyal hayatımız bu çevreden.

Nisa Ç.A.: Eşim de makinist. Değişken bir vardiya sistemiyle çalışmak zaten zor. Ben de makinist olduğum için ekstra zor hale geliyor. Günde dört-beş saat görüşebiliyoruz, görüşemediğimiz de oluyor. Ama beni anlıyor, destek oluyor.

28 Şubat 2020 Magazin Haberleriİşte magazin gündeminin öne çıkan gelişmeleri...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber