Geri Dön
Pazar“Kendimde Stephen Hawking’i görüyorum”

“Kendimde Stephen Hawking’i görüyorum”

Türkiye’nin ilk uzay mühendislerinden biri olan serebral palsili Turgay Karakaş: “Stephen Hawking bedeninin hiçbir kısmı çalışmadığı halde, kimsenin hayal edemediği kara deliği ve yıldızlar arası uzaklık formülünü bulmuş. Ben de ‘Her Şeyin Teorisi’ adlı filmi her izlediğimde kendimde Stephen Hawking’i görmekteyim”

“Kendimde Stephen Hawking’i görüyorum”

ÖZLEM ÜLKÜ - Gökyüzüne en son ne zaman baktınız? Yıldızları gördünüz? Hayatın kaosu içinde çoğumuzun aklına bile gelmeyen gökyüzü, bir insanın yaşamını değiştirdi. Hem de daha 9 yaşında bir çocukken... Ki o çocuk, halk arasında beyin felci olarak anılan serebral palsili olarak açıyor gözlerini dünyaya. Dengesini ancak 9 yaşında sağlayabildiği için o zaman kafasını kaldırabiliyor; gördüklerine vuruluyor. Ve 35 yıl önce yaşadığı o anla uzay mühendisi olmaya karar veriyor. Tabii, o zamanlar ona inananların sayısı da oldukça az. Ama o, azmiyle bugün Türkiye’nin ilk uzay mühendislerinden biri olmayı başararak, TÜBİTAK’ta çalışıyor. Adı, Turgay Karakaş. O şimdi serebral palsili uzay mühendisi olarak yer aldığı önemli projelerin yanı sıra, Serebral Palsili Çocuklar Derneği’nin (SERÇEV) Yönetim Kurulu Başkanı da oldu.

“Baba olmadan önce  daha korkusuzdum”

44 yaşında olan Turgay Karakaş, fiziksel engeli sebebiyle yaşadığı zorluklar ve okul sıralarında gördüğü ayrımcılığa inat, eşine az rastlanır başarılara imza attı. Hiç hastanede fizik tedavi görmeden sadece annesi, ablası ve babasının desteğiyle ilk adımlarını atan, sürekli evde, sokakta egzersizler yapan Karakaş, 6 yaşına geldiğinde desteksiz yürüyebilmiş. “Yürümek ne kadar doğal, basit bir eylem oysa değil mi? Oysa ben çok çaba verdim, hatta önce peltek peltek attım adımlarımı. Babam bana hep güzel toplar, oyuncaklar aldı. Çocuklar benimle oynasın diye hep güzel oyuncaklarım oldu. O şekilde yaklaştılar bana” diyen Karakaş,  doktorunun ailesinin olduğunu söylüyor. 

“Kendimde Stephen Hawking’i görüyorum”

Yine onların desteğiyle matematiğe ilgili bir öğrenci olan Karakaş, 1994’teki üniversite sınavında ilk 25’e girdi. O dönem uzay mühendisliği bölümü olmadığı için tek tercih yaptığı Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’ne yerleşti. Aynı anda matematik, fizik ve kimya alanında yan dal yapan, mühendislik için gerekli derslerini de gören Karakaş, TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nde görev yapmaya başladı. Hayatını değiştiren kararı 9 yaşında alan Karakaş, o günleri şöyle anlatıyor: “9 yaşımdayken kendi dengemi sağlayıp gökyüzüne ilk baktığım zaman yıldızları görünce aşık oldum. Çocukken herkes büyüyünce ne olacaksın diye sorar, ben de hep uzay mühendisi olacağım derdim. Hatta 5. sınıfta öğretmenimiz sorunca da öyle demiştim ve bütün arkadaşlarım kahkahayla gülmüşlerdi bana. Çünkü o yıllarda uzay mühendisliği diye bir kavram dahi yoktu.. Şimdi düşünüyorum da inanılmaz bir gurur. Önemli olan bir şeyleri yapabilmek ve yapılan şeyleri insanlara gösterebilmek. Bilgi her zaman saygı gören bir şey. Bildiğini gösterirsen, saygı da görürsün. Saygını gösterirsen, bu hayata tutunman da daha hızlı olur. Bizim çocuklarımız için her şey çok zor olsa da benim sloganım ‘Bizim için imkansız diye bir şey yoktur, birazcık zaman alır.’15 yıldır Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü  (TÜBİTAK-SAGE)’nde çalışan Karakaş’ın hemşire eşi ve üç yaşındaki kızıyla mutlu bir hayatı var. Baba olmanın hayata bakışına büyük etkisi olduğunu söyleyen Karakaş, “Evladım yokken daha özgür ve korkusuzdum ama şimdi mutluluklar ve korkular bir arada. Yine de kızımın bir babacığım demesi sanki bütün uzayın bana ait olduğunu hissettiriyor. Benim hayatım mücadele demek. Attığım her adımda, yaptığım her şeyde mücadele verdim. Araba kullanmak için ehliyet alabilmek için de 10 yıl uğraştım. Hep reddediliyordum sonra Engelliler Daire Başkanlığı’na gidip, bu kanunları kim yazıyor dedim.  Ve orada yazılı olan kuralların revize edilmesini sağladım. Doktor kontrolünde serebral palsili bireyler de alabilir ibaresini eklettim. 10 yıldır ehliyetim var bir tane cezam dahi olmadı. “

Onu bugünlerde sevindiren gelişme ise Ankara’da 10 yıl önce yollarının kesiştiği Serebral Palsili Çocuklar Derneği’nin (SERÇEV) Yönetim Kurulu Başkanı olması. Teklif geldiğinde daha çok çocuğa ve aileye ulaşabilmek için hiç düşünmeden kabul ettiğini vurgulayan Karakaş, serebral palsili bireylerin bugün en az 800 bin civarında olduğunu söylüyor: “Serebral palsi bir çoklu engellilik durumudur, bu durum sonucunda kendini iyi ifade edebilen serebral palsililer de var, edemeyenler de. Maalesef engellilik ve bedensel engellilik arasındaki farkı insanlar çok iyi bilememekte. Ve engelli insanları görmek istedikleri şekilde görmekteler. Bir insanın bedensel engeli varsa zihinsel engeli de vardır mantığıyla hareket etmekteler. Ne var ki Stephen Hawking gibi bir insan bedeninin hiçbir kısmı çalışmadığı halde, hiç kimsenin hayal edemediği kara deliği ve yıldızlar arası uzaklık formülünü bulmuş. Ben de onun adına çekilmiş ‘Her Şeyin Teorisi’ adlı filmi her izlediğimde kendimde Stephen Hawking’i görmekteyim.”

“Devletimiz özverili  ama eksiklikler var”

Kendi hayatında geriden başlayıp öne geçmesiyle şimdi çocuklara destek olmayı hedefliyor Karakaş. Hayata tutunmanın, takdirle karşılanmanın herkesin hakkı olduğunu dile getiren Turgay Karakaş, Ankara’da 1300’e yakın üyesi için çalışmalar yapan dernekle ilgili şunları söylüyor: “Hepimiz, çocuklarımızın hayat standartlarını iyileştirmeye gayret ediyoruz. Serebral palsili bireyler doğduğu andan itibaren birçok zorlukla karşılaşmakta. Hastane ortamından eğitime yoğun çaba sarf ediyorlar. Medikal destekler sınırlı, aynı zamanda yine okul ortamlarında erişilebilirlik standartlara uygun olmadığı için çocuklarımız zorlanmakta. İsveç’te yardımcı teknolojik cihazların serebral palsili ve ihtiyaç sahibi çocuklara devlet tarafından ücretsiz tahsis edildiğini görüyoruz. Devletimiz bu konuda özverili davranıyor ancak eksiklikler gözle görülmekte.”

“Hayalim serebral palsili bireylere özel hastane kurulması”

Hayatın olağan akışını durduran pandeminin serebral palsili çocuklar üzerinde de büyük etkisi olduğunu söyleyen Aktaş, “Çocuklarımız pandemi dolayısıyla risk almamak adına fizyoterapi merkezlerine gidemiyor. Evden desteklenebilecek herhangi bir sistem şu an için mevcut değil. Psikolojik olarak da zorluklar yaşıyorlar.  Engel durumlarına eşlik eden birçok sağlık problemi de yaşadıklarından riskleri maksimum seviyede. Bu sebeple ekstra önlemler alarak daha izole bir hayat yaşıyorlar. Bu dönemin bir an önce bitmesi en büyük temennim” diyor. Erken tanının büyük önem arz ettiği serebral palside, dernek olarak hedeflerini ise şöyle sıralıyor: “Erken tanı ve genetik taramayı da içine alabilecek ve multidisipliner bir yaklaşımla hareket edebilecek bir yapı kurmak en büyük hayalim. Sadece serebral palsili bireylere hizmet verecek bir hastane olmasını temenni ediyorum. Bu hastanenin yapımında sağlık bakanımız ve diğer devlet büyüklerimizden katkı vermelerini bekliyorum. İkinci aşamada ise eğitim var. SERÇEV Gökkuşağı İlköğretim Okulu’nun yapılışında ben de görev almıştım. Şu an ne yazık ki bu okulda okuyabilmek için sıra bekleyen 400 öğrencimiz var. Gökkuşağı bu çocuklara yetmiyor, bu nedenle ikinci hatta üçüncü okulu da açmak istiyoruz. Üçüncü hayalim ise üniversite. Özel gereksinimli çocuklarımız için SERÇEV Üniversitesi’ni kurabilmek.” Karakaş, özel gereksinimli bireylerin istihdamının desteklenmesini  çok önemsediğini söyleyerek, “Bu konuda devletimiz çok özverili davranıyor ama yeni adımlar da atılması gerekiyor. SERÇEV bünyesinde yaşam evi, kafe gibi ortamları oluşturmak istiyoruz” diyor.

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler