Geri Dön

ÖSS'ye alternatif çözümler için ilan verdi

Yükseköğrenimin paralı olması gerektiğini savunan ve ÖSS'ye alternatif bulmak için bir ilan veren eğitimci Latif Mutlu "Halkın parası var. Dershanelere bizim öngördüğümüz paradan daha fazlasını yatırıyor" diyor

aslicak@milliyet.com.tr Geçtiğimiz günlerde gazeteye ilan veren ve herkesten bu sınav ve yerleştirme sistemine alternatif çözümler isteyen Latif Mutlu'nun röportajdaki son sözleri şunlar oluyor: "Eğitim, eğitim alana katkı demektir, ileride daha ferah, iyi yaşaması için. O zaman onun da eğitime katkısı olması gerekiyor." Latif Mutlu 40 yıllık bir eğitimci. 1994'te Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı'nı, İstanbul Bilgi Üniversitesi'ni kurdu. Halen bu vakfın yönetim kurulu başkanı. 81 yaşındaki Mutlu son dönemde, var olan öğrenci seçme ve yerleştirme sistemine getirdiği alternatifler üzerine çalışıyor. Özetle "Yükseköğrenim paralı olmak zorunda" diyor. "Türkiye 50 yıldan beri vatandaşların yükseköğrenim talebini karşılayamıyor. Okul birincileri sınavı kazanamıyor. Bir yerlere girenlerin çoğu da okulu istemedikleri için gitmiyorlar. Okullara girenlerin bir kısmı da istemedikleri bir meslek üzerine eğitim alıyor" diyor. Bu sınavın çok az paramızı ve çok az kontenjanımızı insanları kötü yerleştirerek boşa harcadığına inanıyor. "O ruhsuz, duygusuz makine, insafsız makine öğrencilerin işaretledikleri kağıdı bir uçtan alıyor, öbür uçtan çıkartıyor. Nereye, kim gitti görmüyor, anlamıyor. Bu sistem Türkiye ve Yunanistan'dan başka hiçbir yerde yok" diyor. Çünkü ben eğitim olmadan Türkiye'nin kalkınamayacağını anladım. Ama gelen cevaplardan ve tecrübelerimden anladığım kadarıyla henüz toplumumuz ve hükümetimiz bunu fark edemedi. Neden böyle bir ilan verme ihtiyacı hissettiniz? Sadece laf. Devamını ise dünya biliyor, biz bilmiyoruz. Darbeler bizim eğitimi mahvetti. 1960 Anayasası eğitimi kendi kontrolü altına almak için. İkinci darbede çok daha fazla devletleştirildi. Bir kanun çıkardılar. Öğrenciler için çok ağır cezaları var. Terbiyesizlik, saygısızlık gibi nedenlerle bile öğrenci atılabiliyor. Atılan öğrenci emniyete, askerlik şubesine rapor edilebiliyor. Başka bir üniversiteye de hayatı boyunca gidemiyor. Böyle bir şey olamaz. Bir yandan da yine anayasada "Öğrenim hakkı kısıtlanamaz, alınmaz" diyor. Oysa kime sorulsa "Önce eğitim" diyor. Onu geçelim. Çünük az sayıda cevap, fikir geldi. Gelenler de açıkçası çok boştu. Konu üzerine çok düşünülmemiş. Yazım tarzları basitti. İlan hiç işe yaramadı mı? Az da olsa faydalı fikir gelmedi mi? Profesörlerin bazıları da diyor ki, "Üniversite okumasın herkes. Kurs görsünler, hayatını kazansınlar". Ben de onlara şöyle cevap veriyorum: "Türk gençleri tamirciliği, kaportacılığı öğrensin, Kore'deki mastır, doktora yapmış gençlerin ürettiği arabaları tamir etsin. Biz buna layık mıyız?" Ayrıca okulumuz yok deyip geçemeyiz. "Paramız yok" diyorlar. E, ne yapalım, duralım mı yani? Öğretmen eksiğine gelince... 1933'te hiç üniversitemiz yoktu. İlk üniversiteyi kuranlar İsviçre'den gelmişlerdi. 1940'da Almanya'dan Türkiye'ye sığınan eğitim adamları eğitimimize büyük katkılarda bulunmuşlardır. Hoca bulmak kolay. Zaten artık internet var. Siz bu sınava karşısınız. Sınav, baraj olmasın, herkes kazansın ama okul yok, malzeme yok, öğretmen yok. Ne olacak? İngiltere'de 1997 yılına kadar eğitim bizdeki gibi parasızdı. Tony Blair seçildikten sonra "Parasız yüksek öğrenim dönemi kapandı" dedi. Parası olmayanlara devlet çok düşük faizle borç verdi, kazanınca geri ödemesi üzere. İngiltere'de yükseköğrenimdekilerin sayısı arttı. Türkiye'de öğrencilerin eğitime katkıları yüzde 4. Biz yüzde 20'ye çıkaralım diyoruz. Siz hep raporlarınızda yurtdışını örnek veriyorsunuz. Oralarda durum nasıl? Halkın parası var. Dershanelere bizim öngördüğümüz paradan daha fazlasını yatırıyor. 3 bin-4 bin YTL... Bunun daha azını üniversiteye verdiği takdirde çocuğu üniversiteye zaten girecek. Şimdi herkes "Paramız mı var ki?" diyecek. "Bu sistemde fakirden zengine servet aktarımı yapılıyor" Burs mutlaka olacak. Bizde tam tersi oluyor. Son iki sene çocuk sadece sınava yoğunlaşıyor. Sporu bırakıyor, müziği bırakıyor. Gençliğini yaşayamıyor. Amerikan dizilerinde en bayıldığım şey burs sistemleri. Dersleri iyi, basketbol oynayan, iyi müzik yapan çocuklar hemen burs kazanıyorlar... Eğitim bakanımız çok iyi yetişmiş, aydın bir kişi. Benimle aynı fikirde. Fakat sanırım halktan çekindiği için yapamıyor. Bir de CHP karşı çıkıyor. Ben CHP'liyim. Üyesiydim, milletvekili adayıydım ama... Devlet bu konuda sizi destekliyor mu? Fikirleriniz hükümet tarafından nasıl karşılanıyor? Cumhurbaşkanı dedi: "Eğitime ticareti bulaştırmayın." Sanki bulaşık bir şeymiş gibi. Biz biliyoruz ki ticareti bilmeyen toplumlar çökmeye mahkum. Şimdi zaten elimizde çok az para var eğitime ayrılan. Bu parayı da ilkokuldan üniversiteye kadar yayıyoruz. Bu durumda ne ilkokula yarıyor ne üniversiteye. "Eğitimin ticareti olmaz" diyorlar bir de... Tabii bunları halka anlatmak zor. Ama sendikalar var. Başkanlarıyla görüşüyorum. TÜRK-İŞ, DİSK gibi kurumlar vasıtasıyla halka anlatılabilir. Herhalde işin zor kısmı bunları halka anlatmak. Sonuçta onlardan para istenecek bu sistemde. Çok büyük bir adaletsizlik var. Çocukların üniversiteye girebilmesi büyük oranda dershaneye gitmesine bağlı. Fakir aileler çocuklarını dershaneye gönderemiyor, ona bilgisayar alamıyor. Bu yüzden zenginler kazanıyor, fakirlerin çoğu açıkta kalıyor. Ama onun babasının ödediği vergi ile zengin çocukları okutuluyor. Fakirden zengine servet aktarımı yapılıyor. Paralı eğitim olduğunda en azından devletten borç alabilecek. Girebileceği üniversite artacak. Hoş şimdi de fakir öğrenciler dershaneye gidememe, bilgisayar sahibi olmama vb. şartlar yüzünden zaten eşit şartlarla yarışa giremiyor. Haklısınız. Mobilyası, malzemesi yok, sınıflar kalabalık. Ama serbest rekabet ortamı olunca üniversiteler kendine çekidüzen verecek. Çünkü para kazanacak. Şimdi siz diyelim 5 bin dolar isteyeceksiniz. Ben de size "5 bin dolarlık eğitim alacağıma güvenmiyorum" diyeceğim.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber