Abdülkadir Ömür’ü anlamak!

Birkaç ay önce şampiyonluğa oynuyorsunuz, birkaç ay sonra küme düşme hattındasınız…
Kadro mühendisliği; demiri, çimentosu kıt bina gibi!
Gidenler mumla aranıyor, gelenler navigasyonla!
Buna Newton’un tecrübesizliğini de eklersek…
Ya Trabzonspor’un evladı, geleceği, kısaca her şeyi olanlardan Abdülkadir Ömür gibi bir yeteneği, acımasız eleştirenler için ne demeli?
**
Trabzonspor’un oyun planı, oyun aklı yok, orayı anladık da…
BB Erzurum maçında, yağmurun zemini ağırlaştırmasıyla, bordo-mavili oyuncuların sezon başından bu yana yeterli çalıştırılmadıkları bir kez daha anlaşıldı.
Anlayacağınız kondisyon taban, “ yine mi kaybedeceğiz!” endişesi tavan yapmış.
Zira Avrupa maçlarında bile bu kadar mahkûm oynamamıştı Trabzonspor, hele ikinci yarı.
Nasıl olur da kimsenin dikkatini çekmez; Trabzonspor’un sezon açıldığından bu yana yeterli idman yapmadığı-çalıştırılmadığı? Bir Allah kulu çıkıp da “ bu takım idman yapmıyor, çalıştırılmıyor” demedi.
Oyuncuların neden bu kadar sakatlık yaşadıkları da belli oldu ayrıca.
**
Gelişim göstermesi gereken-beklenen genç oyuncular bu durumdan inanılmaz etkilendiler, etkilenmeye devam ediyorlar.
Abdülkadir Ömür, mesela…
İki yıl öncesine kadar, babası Mustafa bey için “ bir çocuk daha yapsa da defansta oynasa!” denilen günlerden nerelere… Öyle ki Abdülkadir Ömür’ün futbolculuğu bile tartışılmaya başlandı, futboldan uzaktan yakından alakası olmayanlar tarafından…
Oysa aynı Abdülkadir, ( Çarşıbaşıspor) görücüye çıktığı ilk yıllar, benzer kafa yapısındaki insanlar “ futbolcu olmaz” diyerek, boyundan, kilosundan dem vurmuştu. Ta ki Almanlar ve İngilizler, ona tam not verene dek!
O çocuk, Allah’ın ona verdiği yetenekleri sahaya yansıttı, izleyenlere parmak ısırttı.
Gelişiminde etkisi olan, o’nu anlayan, o’na bir şeyler kazandıran teknik adam sayısı bir elin parmaklarını geçmez, onu da araya sıkıştıralım…

Abdülkadir Ömür’ü anlamak

**
Dememiz o ki, Abdülkadir’in yeteneklerine sahip olan bir oyuncu Avrupa’da, iyi bir teknik adamın elinde olsaydı, sonuç çok daha faklı olabilirdi. Demek ki hatayı biraz da kendimizde aramamız gerekiyor!
Yusuf Yazıcı, buna en iyi örnektir; bir yılda nerden nerelere...
**
Trabzonspor’da ayakta duran oyuncu var mı ki, Abdülkadir, ayakta kalabilsin, defans arkasına yıpratıcı koşular yapabilsin? Takım çalışmamış-çalıştırılmamış! Ayrıca o, pasa dayalı oyunda inanılmaz işlere imza atan biridir, takım pas yapamıyor ki!
**
Ağır bir sakatlıktan çıktı. Sakatlık öncesi, sakat olmasına rağmen “ ayağım kopsa da oynayacağım”, ameliyat sonrası “ Trabzonspor’un bana ihtiyacı var, çok çalışmam, bir an evvel iyileşip sahada olmam gerekir” diyen genç oyuncu, herkesin tahmininden evvel sahalara dönmesi bile başarıdır.
Sahalara döndü dönmesine de, performansını yükseltecek, o’nu anlayacak, çalıştıracak teknik adam nerede? Newton, Trabzonspor’u çalıştırmamış ki, Abdükadir Ömür’ü çalıştırsın, hazırlasın!
Ve doğal olarak her insan gibi zihinsel, engin ve kırılgan yapıya sahip olan yerli Messi, olumsuz-acımasız eleştirilerden ister-istemez etkilenecek, etkilenmeye de başlamıştı zaten.
Bu arada, Abdülkadir’in de, her zamankinden daha fazla çalışması, dikkatli olması, kendine iyi bakması, montör (akıl hocası) başta olmak üzere profesyonel destek alması gerektiğini de yeri gelmişken belirtelim…
**
Abdullah Avcı’nın da işi kolay değil. Zamanla Trabzonspor’un bir oyun planı olacak, o anlamda gençler de bir şeyler öğrenebilecek. En azından Abdülkadir’i anlayacak, gelişiminde kaktı sağlayacak bir hocası var artık. Avcı ile kendine geleceğine, eski günlerine döneceğine inananlardan olduğumu söylemeliyim. Bekleyip görelim.
Amma velâkin…
Abdüş’e haksızlık yapmayalım, onu anlamaya çalışalım; biraz empati!
Zira o çocuklar kolay yetişmiyor. Onlar da insan, et-tırnak-kemik ve sinirden yaratılmıştır, onu çok sevenler ve acımasız eleştirenler gibi..!