Trabzon’a gitmek için uçaklarda, otobüslerde yer bulmak zor. Bulanın da fiyatlar cebini yakıyor!

Diyelim ki Trabzon’a gittiniz, maça bilet bulmak ayrı bir dert… Hem ne yiyecek ne içecek nerede kalacaksınız?

Bir de gittiğiniz yerse tanıdığınız, akrabanız yoksa… Kısacası Trabzonlu değilseniz işiniz daha zor!

**

O, günlerdir biriktirdiği parayla internetten maç biletini almış. Cebinde de birkaç gün sadece ekmek yiyecek, bol su içecek parası kalmış, hepsi o kadar. Anlayacağınız cep delik cepken delik!

Amma velakin, bizimki kafaya koymuş illaki Trabzon’a, Trabzonspor’un maçına gidecek…

Ve de bu onun Trabzon’a ilk gidişi olacak…

**

Valiz hazırlanır, sırta konup karayoluna inilir, yoldan geçen tüm araçlara o malum işaret (otostop) yapılarak yardım istenir…

Hava soğuk ve yağışlıdır…

Yoldan geçen araçların sürücüleri havanın soğuk ve yağışlı oluşundan etkilenmiş, insafa gelmiş olacaklar ki uzun yola gitmeyi kafaya koyan delikanlının yanında ‘şak’ diye dururlar…

**

İlk tahlilde, ‘Evden mi kaçtın delikanlı, nereye böyle?’ minvalinde sorular sorulur…

Trabzonsporlu genç “Trabzon’a gitmek istiyorum, siz nereye kadar giderseniz beni orada bırakabilirsiniz’ tarzında cevaplar veriyor…

Son tahlilde her araç sahibi birbiriyle daha önce anlaşmış gibi:

-Galibi sevdiceğin Trabzon’da senin! Çok mu seviyorsun onu? Başka türlü bu kadar zorluğa katlanılmaz, nasıl bir aştır bu yiğidim?

**

Yola iki gün indi bindiyle bazen taksi, bazen minibüs bazen de kamyon ile devam edilir.

Bizimki Mersinli ve öğrenci olduğunu, tek sevdiğinin Trabzonspor olduğunu, bu vesileyle Trabzon’u görmeyi çok istediğini, ailesi gitmesin diye destek vermediği söyledi, kısa ve uzun mesafe taşıyan tüm araç sahiplerine…

**

Sonunda Trabzon’a gidilir, gözüne kestirdiği bir otele yerleşir. Otel de Trabzon’un en klas otellerinden biridir hani.

Ertesi gün de derbiye gidilir. Derbi karşılaşması olduğu için şehir bayağı kalabalıktır, iğne atsanız yere düşmez.

Karşılaşmadan bir gün sonra kendi kendinize şu soruyu sorarsınız ‘bu kadar insan bir günde nereye kayboldu?’

Evet, şehre gelenler geri döndü ama bizimki Trabzon’da ve otelde kalmaya devam etti…

Bir, iki, üç gün böyle. Üstünde bordo-mavi forma. Tanıdığı olmadığı için genelde otelin çevresinde ve otelin lobisinde tek başına zaman geçirir.

Bu durum hikâyeyi bize anlatan dostumuzun dikkatini çeker. Öyle ya maç biteli 2-3 gün olmasına rağmen bu genç niye buralarda? Merakını gidermek için sorar:

- Delikanlı merhaba… Buralı değilsin belli.

- Mersinliyim ağabey, maça gelmiştim.

- E maç biteli üç gün oldu…

- Param olmadığı için otelle hesabı kesip gidemedim. Ailemden para istedim, paranın gelmesini bekliyorum, geldiğinde hesabı ödeyip gideceğim…

- Paran yok demek… Karnın da açtır senin, yedin mi?

- Yemedim ama o kadar aç değilim, teşekkür ederim…

(Halbuki Mersin’den Trabzon’a gelene dek sadece ekmek yemiş, su içmiş, Trabzon’da da simit ve su ile idare etmiş…)

**

Mersinli yaman delikanlı, konuştuğu kişinin otelin sahibi olduğu aklının ucundan geçmez…

Konuştuğu adam otel görevlilerinden birini yanına çağırıp, delikanlının hesabını kesip kendisine getirmesi talimatını verdikten sonra Trabzon’da yalnızlığın filmini oynayan çocuğu odasına davet eder.

Odaya çıkılır, yemekler söylenir, içecek faslında konu tabi ki Trabzonspor’dur…

**

Birkaç dakika sonra elamanlardan biri odaya elinde iki fatura ile gelir.

Kısa sürede faturalara göz atan Trabzonsporlu adam, Trabzon’a ilk kez gelen delikanlıya dönerek:

- Bak küçük kardeşim, ben bu otelin sahibiyim ve senin gibi Trabzonsporluyum. Hesabın ödenmiş, yol biletin de alınmıştır. Sen ülkenin bir ucundan çok sevdiğin Trabzonspor’u desteklemek için buralara kadar uyumadan, aç, susuz, parasız geldin… Biz sen ve senin gibiler için ne yapsak azdır. Ne yapsak hakkınızı ödeyemeyiz diyerek, içinde bir miktar para koyduğu zarf uzatır…

**

Trabzonlu olmayan sülalesinde tek Trabzonsporlu olan çocuk neye uğradığını şaşırır! ‘Mersin’e döndükten sonra borcunu göndereceğini’ söylemiş olsa da Trabzonsporlu otel sahibi ‘sen de ileride bir gün benim sana yaptığımı başkasına yaparsın bana olan borcunu ödersin’ diyerek, teklifi kabul etmedi…

**

Trabzonsporluluk!

Şampiyonluk!

Her Trabzonsporlunun bu şampiyonlukta katkısı var, yönetimler, teknik adamlar ve futbolcular kadar…

Trabzonspor ailesi bu kadar büyük, lobisi bu kadar güçlü ise; bu yüzdendir işte…!